Bir başka Adalet Yürüyüşü

A+A-
Burhan AYERİ

Yorum serbest. Ancak, Ak Parti-Balgat iş birliği gerçek. 700 MHP delegesinin imzasıyla toplanan "Tüzük Kurultayı" iptal edildi. Bunun böyle sonuçlanacağı baştan belliydi. Hatırlayın geçen ramazan ayındaki iftarda söylediklerimi. Nazif Okumuş kardeşime "Bu işlerle boşuna uğraşıyorsunuz. Yeni parti şart" demiştim. O da bana sus işareti yapmıştı. Aradan bir yıl geçti ve gelinen nokta meydanda. Yeni parti, yeni tabela vacip oldu. Bu defa itiraz eden yok.

Yeni oluşum fazla gecikmez. Kuruluşta elbette ülkücü tabanın etkisi olacaktır. Ancak, şemsiyeyi geniş tutmakta fayda var. Meral Akşener'in tüzük kurultayı döneminde şişen yelkenleri şimdi daha güçlü rüzgâr alıyor. Kiminle konuşsam, "Akşener'in partisini bekliyorum" diyor. İşte burada çok daha önemli bir konuyu dile getirmek istiyorum. Milliyetçi Yükseliş Partisi -ben uydurdum- her kesimin beklentisi. Balgat'takiler zaten bitti. Yeni parti en fazla oyu Ak Parti'den koparacak. "Hükümet, Devlet Bahçeli'ye destek veriyor" lafı da havada kalacak. İşin ucunun kendilerine dokunacağını gördüler. Bahçeli'yi koruma bahanesiyle partilerinin ufalanmasını engellemeye çalışıyorlar.

Diğer olasılık

Türkiye zaten yeni lider arayışında idi. Onu da buldu; Meral Akşener. Kadınların desteği tahminlerin çok üstünde. Toplanacak oylar "MHP ve Ak Parti harmanı" olacak. Oranı ise yüzde 20'nin altına inmez. Tam burada Hakan Bayrakçı'nın sözlerini tekrarlamak istiyorum; "Meral Akşener'in partisi kurulduğu an yüzde 11-12 ile başlar. Hızla yürür gider". Akşener için ikinci olasılık, Cumhurbaşkanlığı adaylığı. Bu gerçekleşebilir mi? Eğer ikinci tura kalırsa, şansı büyüyecektir. Türkiye'nin artık yargıya güvenini kaybettiği dönemdeyiz. Yönetimin hırçınlaştığı hakikat. Hepsinden önemlisi mutfaktaki yangın söndürülemiyor. Özetle "değişim 2019'da tamamlanır". Fransa'daki Macron patlaması niye bizde de olmasın?

Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Adalet Yürüyüşü" uyuyan gözleri dahi açtı. Bu bir bayrak koşusu halini alacak. Türk demokrasisi yol ayrımında. Geleceği aydınlık. Erdoğan ne diyordu; "Son kararı millet verir". Bu defa da öyle olacak. Herkes, buna kendini hazırlasın!

***

Onlardan bir ses

Bu aralar en çok dikkat ettiğim isimlerden biri İbrahim Uslu. GENAR Genel Müdürü kuruluşundan buyana Ak Partili. Seçim anketlerindeki başarısı ortada. Uslu bu aralar önemli laflar ediyor; "Siyasi partilerin amacı, siyasi sonuç doğuran eylemler yapmaktır. Samimiyetle söylüyorum, CHP doğru olan bir şey yapıyor". Sonra da ilave ediyor; "Partiler dün yargıyı överken, bugün yerden yere vurabiliyor. Ya da tam tersini yapıyorlar".

İbrahim Uslu'nun önemli laflarından bazıları da Erdoğan'la ilgili:

"Yürüyüşü ilk iki gün izlemekle yetindi. Daha sonra CHP'nin tutumunu ciddiye aldı ve ağır eleştirilere başladı". Sanırım, bu tespitte tecrübenin gözlemi var. Erdoğan, ilk kez Kılıçdaroğlu'nu gerçek anlamda rakip görmekte. Demek ki "sokağın sesi" daha güçlü çıkıyor.

...

ÖZEL NOT: TRT Haber'deki "Derin Analiz"i kaçırmam. Külliye'nin gözdesi Yiğit Bulut, pişekârı Hasan Kurtulmuş'la söyleşiyorlar. Bulut'un "hık deyiciliği" bu kez zirve yaptı. Körfez krizinden yola çıkıp, şunları söyledi; "Bu bölge bizim. Bölgenin ağası biziz". Yorumlamak size ait.

İster gülün ister, ağlayın.

***

Medya yargılamaları

Fetö'nün basındaki uzantıları davası başladı. Doğrusu Nazlı Ilıcak'a içim parçalanıyor. Uzun yıllar birlikte çalıştık. Evlerine çok sık girip çıktım. İyi tanıdığımı sanıyorum. Bu yüzden "üç kere müebbet istemi"ni kabul edemiyorum. Nazlı Hanım, halka ateş açan F-16 pilotu mu? Hayatı boyunca bohem yaşadı. Kendine göre doğruları oldu. Bunların peşinden gitti. Örneğin Mesut Yılmaz muhalefette iken dosttu. İktidar olunca savaş açtı. Her zaman en büyük zararı oğlu Mehmet Ali Ilıcak'a verdi. Kişisel kanım, Nazlı Ilıcak'ın bir an önce tahliye edilmesi.

Gelelim Cumhuriyet gazetesinin tutuklularına. Aralarında Musa Kart var. Bir karikatürist. Adam gibi adam. Hakkında dava açılmasını bile anlamadım. Hele hapiste tutulması içime yara. İlk duruşma için 4 Eylül'e gün verilmesi, bir başka haksızlık.

***

UYUMANIN BÖYLESİ: Lahit çıkarılıyor. Sonra İsviçre gümrüğüne kadar götürülüyor. Üç ton ağırlığındaki paha biçilmez mezarda en küçük hasar yok. Neden sonra jetonumuz düşüyor. Bu nasıl ekip çalışması? En çok bizdeki iş birlikçileri merak ediyorum. Aman dikkat edelim "çakmasını geri yollamasınlar!"

  • Yorumlar 10
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları