Boyasını Kazıyınca...

Mevlüt Uluğtekin YILMAZ

Yurdumun esenliği adına hayıflandığım ve ‘keşke’ sözcüğünü kullandığım pek çok anlar oldu. Nitekim geçen hafta “Boyasını Kazıyınca” adlı kitabın okumasını bitirdiğim dakikada; “Yazar keşke bu kitabı, devletimizi yöneten iktidar başa geçmeden önce yazsaydı...” diye hayıflandım. Gerçekten, bu kitap 2002 yılında yayımlansaydı, ülkemin Başbakan’ı Orta Doğu’nun ‘yeniden düzenlenmesi’ işinde ‘Eş Başkanlık’ görevini belki de üstlenmezdi. Ülkemin Cumhurbaşkanı Habur Rezaleti’nden önceki günlerde “Tarihi bir fırsatı kaçırmayalım” demezdi... Veya ülkemin Başbakanı’na ‘akıl sunanlar’ bu kitabı okusalardı; ‘Sınır komşumuz Suriye’ye bulaşmaması’ konusunda Başbakan’ı uyarırlar; dolayısıyla yurdumuzun güneyi ateş çemberine dönmez; teröristlere gün doğmazdı...
Sevgili okuyucum; sözünü ettiğim bu harika kitabın yazarı Sayın İbrahim Okur... Sayın Okur, geçmiş ve günümüz dünya ‘ahvalini’ belgeli; bilimsel bir yöntemle sunuyor. Bu eser, Batı’nın Doğu’ya (gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelere) bakış açısının adeta bir fotoğrafı... Kitapta her söz bir izdüşümü takip ediyor. Sözgelimi 561. sayfada 17. yüzyılda İtalyan düşünürü Campanella şöyle diyor: “Türkler yalnızca malları, ülkeleri ile değil, ruhlarıyla da teslim alınmalıdır”. Aynı sayfada -bu sözün sanki devamı gibi- İtalyan Başbakanı Berlusconi’nin 2001 yılında “İslam dünyasının adam olması için Batı tarafından fethedilmesi gerekir” sözü yer alıyor. Yazarın 756. sayfada başlayan ‘son söz’ünde de çok ilginç bilgiler var. ABD’li stratejist Robert Strautsz Hupe’nin ‘Türkiye’ yerine ‘Yeni Osmanlı İmparatorluğu’ kurulması ‘yem’ini anlatırken şu sözler yer alıyor: “Amerikan halkının görevi, millî devletleri tarihe gömmek ve insanları yeniden örgütlemek...”  Gerçekten bu kitapta işlenen konular eserin görkemini ortaya koyuyor.
Yazar 617. sayfada başlayan Medler konusuna girişte şöyle diyor: “Medleri ve Persleri ırkdaş yaparak, günümüzde Kürtlerle ilişkilendiren ve böylece Kürtleri Zağnos dağlarının hem yerlisi, hem de Hind-Avrupalı bir kavim olarak masaya süren ’çok özel’ sipariş proje üzerinde duracağız” diyor ve Fransız, İngiliz bilim insanlarının Medlerin Türk ırkına mensup olduğuna dair açıklamalarını geniş biçimde veriyor.
Kısacası bu eser okunmalı. Siyasi parti yöneticileri, devletimizi yönetenler kesinlikle okumalı. Özellikle Harp Okullarında, Harp Akademilerinde ders kitabı olarak okutulmalı. Kitap gerçekten çok yoğun bir emeğin ürünü. Büyük boy, 792 sayfada 34 ‘ana’ konu 1273 kaynakla işlenmiş. Boyasını Kazıyınca adlı bu esere, büyük kitapçılardan veya yazarın www.ibrahimokur.com veya bilgi@ibrahimokur.com internet adresinden ulaşabilirsiniz.
Sevgili okuyucum; 5 Kasım 2014 Çarşamba günü benim için adeta bir bayramdı. Sayın İbrahim Okur’un başkentimizdeki Millî Düşünce Merkezi’nde konferans vereceği bilgisini edindim. Hasta olduğum halde konferansa katıldım. Pek çok eski Bakan’ın da olduğu yoğun bir dinleyici topluluğu vardı. Sayın Hakan Paksoy yönetimindeki konferansta Sayın Okur “Batı’nın Üstünlük Kuramları” konusunu işledi. Sayın Okur’un bir-kaç cümlesini vermek istiyorum: “Bu kitabı kırk yıllık bir sürede yazdım”, “Türkiye’de dış güçlerle görüştükten sonra parti kuruyorlar”, “Savaşta Fransız medyası Alman ordularını davet etti”, “CİA kur savaşlarını yönetiyor”, “Hind-Avrupa kuramı emperyalist İngilizlerin uydurmasıdır”, “Tevrat’ın içinde 700 maddi hata var”, “Tuhaf aydınlar liberalizmi özgürlük olarak sunuyorlar”, “Avrupa parlamentosunun Sol’u PKK sempatizanıdır”, “ABD dinî cemaatlerin ülkeyi parçalayacağını anlayınca; Charles Taylor, ‘o halde bu fikri ihraç edelim’ dedi”, “Batı Kürtlerle Ermenileri akraba yapmaya çalışıyor”, “Bilim insanı ‘söz dinleyen’ olamaz”
Bu görkemli konferans Sayın Hakan Paksoy’un ek açıklamalarıyla sona erdi.
Esen kalın efendim.

 

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Günün Karikatürü
    Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş