Demokrasi ve TSK'nın önüne kamyon çekmek

A+A-
Tuncay MOLLAVEİSOĞLU

"Şu ana kadar şahsıma her türlü saygısızlığı, hakareti yapanları bir kereye mahsus olarak, davalarımı çekiyorum ve affediyorum. Zira asıl bu imkanı doğru değerlendiremezsek millet bizim yakamıza yapışma hakkına sahip olur..."

Aynı anda hem Cumhurbaşkanı, hem Başbakan ile davalık olan bir gazeteci olarak Erdoğan'ın açıklamasından memnuniyet duydum. Yine de bir itirazım var. Ben kendisine hakaret etmedim. Gazeteciliğim ve TV'lerde program yapımcılığım hep olgular, belgeler üzerinedir. Nihayet dava konusu kitabım "Görünmez Holding" yolsuzluk ekonomisi ve AKP ilişkisini anlatıyor. Sayın Başbakan Yıldırım ise maaşımın 4'te birini almak için diğer davacılarla sırada bekliyor. Taa İDO Genel Müdürüyken hakkındaki bir iddiayı yazdığım için açtığı ve benim takip edemediğimden kaybettiğim bir dava… Eğer rüzgara göre yön değiştirmiyorsanız, basın özgürlüğü ağır hasta olan memleketimizde benim yaşadığım durum "olağan" sayılır. Erdoğan bir önemli mesaj daha verdi: "Geldiğimiz noktada eskiden şunu dedik, bunu söyledik demenin anlamı ve gereği yoktur. Bundan sonra önümüze bakma zamanıdır…"

Erdoğan özellikle darbe gecesinden bu yana birlik mesajları vermeye çalışıyor. Ülkenin ihtiyacı olan bu… Darbe girişimini Türkiye "tek yürek" lanetlerken, örneğin; neden "demokrasi nöbetlerinde" aynı tablo yok? Darbeye lanet mitinglerini siyasi partiler neden ayrı ayrı düzenlemek zorunda kalıyor?

Çünkü Saray medyası başta olmak üzere topluma şu mesaj veriliyor: Darbeye karşı isen Erdoğan'cısın, Erdoğan'ı eleştiriyorsan darbecisin… "Neden birlik olamıyoruz?"un maddeler halinde özeti:

1)            Vatandaş psikolojik olarak; "40 katır mı, 40 satır mı?" açmazına sürükleniyor. Darbeye karşı "demokrasi" diyenlere, darbeye karşı "AKP" ya da "Erdoğan" diyeceksiniz dayatması yapılıyor!

2)            Darbeyi "Tayyip Erdoğan düzenletmiştir" demek ne kadar akıl ve vicdana sığmıyorsa, 16 Temmuz sabahından itibaren, darbenin sonuçlarını "otoriterleşmenin" basamağı gibi kullanmak da aynı şekilde vicdanları sızlatıyor.

3)            Demokrasiyi savunmak, Erdoğan ve AKP'yi savunmak ile eşdeğer tutuluyor. Hatta darbe sürecinde yaşanan soru işaretlerini irdeleyenlere; darbeci, FETÖ'cü çamuru atılıyor! Oysa hem darbeye karşı olup, hem Erdoğan ve iktidar eleştirilebilir!

4)            Toplum üzerindeki baskıyı, düne kadar cemaati yere göğe sığdıramayanların kuruyor olması da manidar! "Ülkeyi bütünleştirelim" diyen Erdoğan'ın; bazı danışmanlarının ve yandaş TV'lerin "ayrıştırıcı" hatta "tiksindirici" konuşmalarına müdahale etmesi, başlatmak istediği yeni dönem için son derece önemli.

5)            AKP'nin büyük algı operasyonlarında ortaya çıkan Saray beslemeleri yeniden TV'leri işgal etmiştir. Ortak tehdite karşı birleşme ihtiyacına bu beslemeler darbe vurmaktadır! Vur deyince öldüren bu tipler demokrasi ve çoğulculuğu savunmak yerine "saray tapınıcılığı" yaparak toplumun bir bölümünü irite etmektedirler. Darbe karşıtlığı ve FETÖ eleştirileri ise; gayri samimi geçmişleri, kullandıkları tetikçi üslup ile sürecin sağlıklı ilerlemesine engel olmaktadır.

6)            Erdoğan'ın darbeye / teröre karşı birlik mesajı, yandaş medya ve süren operasyonların etkisi ile "Erdoğan'da birlik" gibi dayatılıyor. Oysa hükümet, darbeye karşı, teröre karşı birlik olmayı teşvik ederken, çoğulculuğun çok sesliliğin önü tıkanmaktadır. Milletimize, devletimize karşı tehditlere karşı tek yürek olmak, Erdoğan'cı ya da AKP'li olmak ile eşdeğer tutulamaz. Aksi halde verilen mücadelenin adı demokrasi mücadelesi olmaz!

7)            Başından bu yana darbenin öncelikli hedefi TSK'dır diyorum. Başbakan ve Cumhurbaşkanı "ordumuz bizim ordumuzdur" açıklamasını yaparken, ne kadar haklıysa, TSK'nın organizasyon yapısını, bin yıllık geleneğini, iç dinamiklerini bozmaya yönelik girişimlerinde de o kadar haksız ve tehlikeli bir işaret fişeği yakmıştır.

8)            Sayın Cumhurbaşkanı "bunlar silahlı kuvvetlere sızmış hainlerdir", "bunlar şanlı ordumuzun askeri olamaz" diyerek TSK'ya moral verirken; "Genelkurmay'ı bana, kuvvet komutanlıklarını da bakanlıklara bağlayalım"diyerek hem toplumda hem de bu girişimin TSK'yı dağıtacağını gören silahlı kuvvetler mensuplarında şaşkınlık yaratmıştır. Aynı zamanda bu açıklama darbe girişiminin sonuçlarından "tek adamlık" için faydalanıyor eleştirisini de güçlendirmektedir.

9)            Başbakan Binali Yıldırım AKP iktidarı boyunca "unutulan" Türk ve Türk Milleti kavramını hatırlamış ve konuşmalarında yer vermiştir. Ahmet Hakan'ın "Atatürk'ün büyüklüğünü yeni keşfetmesi gibi sevindirici bir gelişmedir.  Ancak yeterli değildir. Anayasa çalışmalarında bu yaklaşımın samimiyeti test edilecektir.

10)         Bizim gibi gazeteciler için FETÖ uzun yıllardır devletimiz için tehdit olarak algılanmışken, geçmiş iktidarlar da dahil, AKP devlet gücü ile bu örgütü desteklemiştir. Bülent Arınç'ın "ahmaklık" açıklaması, "FETÖ'nün gerçek yüzünü darbe gecesini tanıdım" sözleri, bu örgüte destek veren binlerce kişi için geçerli olabilir. Yapılan soruşturmalarda FETÖ'cü olanlar ile olmayanları ayıran ölçünün ne olduğu hala anlaşılamamıştır.

***

Kışlaların önünden geçerken benim içim sızlıyor. Eminim hayatını memleket için mücadeleye adayan, hala o kışlalarda görev yapan, darbe gecesi FETÖ ile mücadele eden TSK'nın mensupları da benzer bir duygu içerisindedir. Daha yeni 8 şehit vermiş bir kurumun personeli, giriş kapılarında hafriyat ve çöp kamyonlarının yığınağını izlemektedir! Ünlü spekülatör Soros'u hatırlıyorum. "Sizin en iyi ihraç malınız Ordu'nuzdur" demişti. Bölgenin en caydırıcı, en aktif silahlı kuvvetleri… Ancak TSK, küresel güçlerin "ihraç malı" olmaya direndi. Ardından yaşananları biliyorsunuz… Çuval olayı, kumpas davaları ve son olarak FETÖ darbesi…

Dün PKK başlarından Duran Kalkan; "Erdoğan Ergenekoncu oldu" dedi… Bu açıklama FETÖ'cü kanaat önderlerinin ifadesi ile aynı! Ne demek Ergenekon'cu?… Yani Erdoğan ile TSK'nın tehdit algısı aynı… Bu algı ülkemizin çıkış yoludur.

Sayın Cumhurbaşkanı;

"Birlik olalım" derken TSK'nın caydırıcılığının önüne kamyon çekilmesine izin vermeyin! Yandaşlarınız özgürlük ve çoğulculuğun önüne yalakalık için çöp kamyonları ile set çekmesin. Önümüze bakmak istiyorsak, demokrasi, çoğulculuk, hukuk devleti ve Atatürk'ün ışığı harcımız olsun…

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları