“Devlet geleneği” üzerine...

A+A-
Mustafa ERKAL

Geçen hafta ölüm yıldönümü olan değerli, faziletli insan ve vatansever, “Atatürk’ün askeriyim” diyen kardeş Azerbaycan’ın rahmetli Cumhurbaşkanı Ebulfeyz Elçibey’i saygı ve rahmetle anıyoruz.

30 Ağustos Zafer Bayramınızı kutlarım. 30 Ağustosu, 30 Ağustos yapan ve zaferle taçlandıran milli şuur ve heyecanın, karar ve azmin yönetenlerde kaybolmaması dileğimizdir. Bugün bazılarımızın yaptığı gibi hayali ve dıştan telkin edilen sahte barış projeleri peşinde dün koşsaydık; işgalci güçleri Anadolu’dan atamaz; milli bağımsızlığı ve egemenliği elde edemez; işgalci düşmanla Anadolu’yu paylaşmayı barış ve çözüm zannederdik. Böyle bir yanlış ve ihanetin asla çözüm olamayacağına inandığımız için teslimiyetçi değil; milli bağımsızlık yolunda Türk Milleti bir bütün olarak imkansızlıklar içinde tarihi görevini yapabildi. Türkün esir yaşayamayacağını, teslimiyetçi ve mandacı anlayışın kabul edilemez olduğunu herkese kabul ettirdi.
30 Ağustos zaferini ve diğerlerini bize kazandıranları, şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, bazıları onlardan ders almalı diyoruz. Şartlar ne kadar kötü de olsa, iş birlikçiler zihinleri yanıltsa ve milli iradeyi çarpıtsa da, karar, azim ve moralimizi asla kaybetmemeliyiz. Önemli olan zor günleri göğüsleyebilmek ve ülke için fedakârlıklar yapabilmektir. Onu bunu suçlamak, birbiriyle uğraşmak ve iskemle kavgası yapmak yerine; yanlışlarımızı düzeltelim, istişareyi artıralım ve birbirimize kapalı kalmayalım; durum muhakemesi yapabilelim; günlük ve şahsi işlerimizin dışında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın sorumluluğunu yerine getirebilelim. Bırakın kitap okumayı, önce gazetelerimizin okuru olabilelim. Bizim nesil zamanında üstüne düşeni yaptı diye köşeye çekilip kendimizi pasifleştirip hayattan soğutmayalım ve kendi kendimizi aldatmayalım.
Dün 30 Ağustoslardan birini daha geride bıraktık. Ülkenin geleceği konusunda iyimser olmak için ya cahil, ya da yandaş olmak gerekiyor. Ekonomi iyi deniyor ama; çoğu gösterge iflas eden Arjantin’den daha kötü. İhanet, demokratikleşme ve barış ambalajına konulup paketlenmiş ve zihinler bulandırılmıştır. Kendi kendimizi, milli kimliğimizi inkâra zorlanıyoruz. Hiçbir ciddi devletin kabullenemeyeceklerini tartışıyoruz. Sözde “Yeni Türkiye” ye alıştırılıyoruz. Yeni Türkiye, Türk Milleti için olumlu gelişme değil; sonu hüsranla bitmeye mahkûm bir değişme, daha doğrusu değiştirmedir. Kendi kendini inkardır ve zorlamadır. Tek parti döneminde halka rağmen halkçılık yapanların, seçkinci zihniyetin bir başka tepeden inmeci modeli var karşımızda... Siz hem muhafazakâr, hem de liberalliğe birlikte özenirseniz çelişkili bir çizgi kendiliğinden ortaya çıkar. Devlet geleneğini koruyarak geliştirmek, muhafazakârlığın gereğidir. Teamül ve gelenekleri yıkmakla uğraşmak, parlamenter demokrasi yerine tek adam egemenliği yolunu açan başkanlık sistemi ne ileri demokrasinin, ne de devlet geleneğimizin gereğidir. Yeni Başbakanımız bir konuşmasında sık sık devlet geleneğini vurguladı. Yer adlarını Kürtçe ve Ermeniceye çevirmek, yeni Anayasadan Türk Milletini ve Türkü silmek hangi geleneğe girer? Devletsiz millet ve fert arayışı  “Ne mutlu Türküm diyene” ifadesini reddetmek, Orta Doğu’da aşırı mezhepçi bir politika sürdürmek, terör örgütlerini korumak ve kollamak, Türk’ü ve Türkmen’i dışlayıp herkesi kucaklamak, silah bırakmamış terör örgütü ile aşırı muhabbet, dağdan inenlere iş imkânı ve kredili TOKİ evleri vermek, etnik ağırlıklı bakış tarzı bize ait bir gelenek mi?
Türkiye’de demokrasi tek seslilik halini alıyor. İktidar partisinin son olağanüstü kongresinde de olduğu gibi... Tayin olmuş, tek adaylı, eleştirisiz, kime oy verileceği üst iradece belirlenmiş, bir kişinin konuşup herkesin dinlediği ve alkışladığı, farklı fikirlerin yarışamadığı, katı disiplinli demokratik(!) bir kongre izledik. Yine yandaşlar ve yandaş kuruluşlar dışındakilerin ötekileştirildiği ve kongre salonuna muhalif basının alınmadığını gördük. Milli Eğitim’de biat etmediği, yandaş sendikaya üye olmadığı için puan verilmeyen ve görevden alınan okul müdürleri 77 milyonu kucaklamanın bir işareti mi?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları