Duvara toslayan Avrupa

A+A-
Agah Oktay GÜNER

Türkiye’yi yönetenler, Türkiye’yi düşünen kafalar ve Türkiye sevdalıları artık hep beraber “Avrupa Birliği” gerçeğini, son manzarayı görme zamanı geldi.
 “Bir Medeniyet Projesi”, “Bir İnsanlık İdeali” denilerek AB meraklılarının kendi hayallerine göre süslediği “AB Cenneti” yeşillikleri ve güzellikleriyle artık çöle dönüşüyor.
Başlangıçta AET (Avrupa Ekonomik Topluluğu) iken problemler çözülüyor, birbirini tamamlayan projeler, ümitler artırarak yeşeriyordu. Avrupa Topluluğu üyesi devletler ekonomilerindeki kayıpları, israfları önlüyor ve ana hedefleri olan verimliliğe doğru ilerliyordu. Ne zaman ki iş siyasi birlik, tek hedef projesine döndü; AB tıkanmaya başladı. Ortaya üyelerin fikir ve eylem birliğinden uzaklaştığı bugünkü görüntü çıktı.
Yunanistan ekonomisi göçtü. Kurtarma kararı aylar sonra alınabildi. Sonunda 110 milyar dolarlık kurtarma paketi uygulamaya konuldu. Ancak Yunanistan durumu kurtaramadı, borçların yeniden yapılandırılması zarureti doğdu.
Portekiz ekonomisi de alarm veriyor. AB’ye soğuk bakan Milliyetçi Parti’nin seçimden zaferle çıkması Birlik içerisinde Finlandiya konusunu gündeme getirdi. Çünkü bu partinin başkanı ilk açıklamasında AB’nin Portekiz’e yapacağı mali yardım paketine karşı çıktı.
Birlik bünyesinde nükleer enerji, yabancı göçmenler, Libya konusunda ayrılıklar var. Özellikle Fransa ve İtalya arasında çok ciddi ihtilaflar söz konusu. Fransa kendi başına bombardıman uçaklarını Libya’ya ölüm yağdırmaya gönderdi. İtalya uzun süre hareketsiz kaldı.
Nükleer enerji konusunda; Fransa bütün ağırlığıyla bu alanda çalışırken, İtalya nükleer enerji santrallerine karşı çıkıyor. Bu konudaki tenkitleri her gün ağırlık kazanıyor.
Tunus, Libya ve Cezayir’den İtalya’ya yoğun göçmen akımı var. AB ülkeleri İtalya’nın yardım isteğine olumlu cevap vermedi. Fransa ise İtalya’dan gelen trenleri ülkesine sokmadı.
AB artık kuralsızlığı kural olarak benimsemiş durumda. Libya’ya yapılan ağır bombardımanı ve yaptırımları destekliyor. Ancak Bahreyn’de ve Yemen’de yaşanan zulümleri, baskıları görmek istemiyor. Çifte standart uyguluyor.
Özellikle bu hükümet döneminde AB’ye verilen ölçüsüz tavizlere rağmen Kıbrıs’ta Rumların haksız, hukuksuz talepleri AB’nin politikası olarak Türkiye’ye dayatılmış bir süngü gibidir.
Artık bu gerçekleri görmenin ve bilhassa AB ile yapılan Gümrük Birliği Anlaşması’nın milli ekonomimize verdiği ağır kayıpları idrâk etmenin zamanıdır.
AB için hoşumuza giden yalanları avuç dolusu yuttuk. Şimdi acı gerçekleri yudum yudum içmeye hazır olmalıyız.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları