Gazetemiz Yeniçağ ve bir bilge...

A+A-
Mevlüt Uluğtekin YILMAZ

Sevgili okuyucum; 1960'lı yıllarda Türk milliyetçilerinin gazetesi Yeni İstanbul idi. Yeni İstanbul'u canımız gibi korurduk. Sağlıklar dilediğim değerli büyüğümüz Yücel Hacaloğlu ağabeyim gazetenin yöneticisiydi. Rahmetli Prof. Dr. Osman Turan başyazarımız; Osman Yüksel Serdengeçti ve Galip Erdem ağabey de gazetenin yazarlarındandı. Yeni İstanbul'dan sonra Türk milliyetçilerinin gerçek gazetesi 1970'li yılların sonlarında Hergün oldu. Rahmetli Alparslan Türkeş'in kurdurduğu Hergün gazetesi en etkili gazetemizdi. Hergün gazetesini yaşatmak için her gün iki gazete alır, çevremize dağıtırdık. Taha Akyol gazetenin yöneticisiydi. Ben Hergün'de, Savcı Gündüzalp adıyla, gazete kapanana kadar köşe yazarlığı yaptım. Şimdi ise Türk milliyetçilerinin en etkin gazetesi olan Yeniçağ'ın yazarıyım. Yeniçağ'ın yazarı olmaktan da gurur duyuyorum. Yeniçağ, Türk milliyetçilerinin gerçek gazetesi!

Gençlik yıllarımdan beri gazetelerle ilgilendim. Bir gazeteyi yaşatmanın ne kadar zor olduğunu bilenlerdenim. Özellikle o gazete iktidar karşıtı muhalif bir gazeteyse -gelişmemiş toplumlarda- o gazetenin başına olmadık işler de gelebiliyor...

Değerli okuyucum, Hergün gazetesinden söz ederken, her gün iki gazete aldığımızı belirtmiştim. Pekiyi, her gün iki gazete niçin alınır? Elbette o gazeteyi desteklemek için alınır. Nitekim gazetemiz Yeniçağ için de aynı yöntemi uygulamak durumundayız. Evet! Her gün bir değil, iki Yeniçağ gazetesi alacağız!

Ona buna yalvarmadan, para babası holdinglere yamanmadan, şerefli biçimde bir gazeteyi yaşatmanın tek yolu budur.

O gazete fikir gazetesiyse, kesinlikle özel bir desteğe ihtiyacı var demektir. Pekiyi o desteği kim verecektir? Elbette okuyucularımız verecektir. Bunun başka çaresi yoktur! Öyle bir desteği vermenin tek yolu günde iki gazete almaktır!

Sevgili okuyucum; her gün bayiden iki Yeniçağ gazetesi alacağız. Yeniçağ'ın yaşaması için bunu yapmak zorundayız.

***

Ve Yümni Sezen adlı bir bilge...

Efendim, Türk milletinin bilge evlatları varlığımızın güvencesidir. Onlar benim için birer kahraman! İşte Prof. Dr. Yümni Sezen o kahramanlardan birisi. Değerli okuyucularım, Yümni Sezen'i sıradan bir Akademisyen olarak görmeyiniz; o, Türk milletini ve Türk vatanını gerektiği zaman üslubunca korumasını bilenlerdendir. Söz gelimi, Sayın Sezen'in "Dinlerarası Diyalog İhaneti" adlı eserini okumak, Türk'ün bu has evladını çok daha iyi tanımak demektir. Bilge kardeşim rahmetli Dilaver Cebeci, Sayın Yümni Sezen'den bana hep bahsederdi; ama o değerli insanı şahsen tanımak imkânım hiç olmadı. Fakat çalışmalarını ve eserlerini hep takip ettim ve ediyorum. Sayın Sezen'in ilginç bir anlatım biçimi var. O anlatım biçimi okuyucuyu adeta kuşatıyor. Sayın Sezen'in son eseri elimde. Eserin adı; Kapitalizmin Zulmü-Marksizmin Muhasebe Defteri-İslam'ın İlke ve Hedefleri... Yanlışlara kurban edilen doğrular... İnanın bu eseri, sevinçle, gururla okudum. Muhteşem bir çalışma! Kitabın girişindeki yazı şöyle: "Dindar Siyasilerin ve Marksist Aydınların Vicdanına ithaf olunur". Eserin 91 ve 118. sayfalar adeta giriş bölümü gibi. 150. sayfadaki Gerçek ve Ütopya bölümü çok ilginç. 198. sayfada kadının hürriyeti konusu okunacak bir bölüm. Ayrıca 203. sayfadaki reklam ve İslam konusu da okuyucunun ilk kez karşılaştığı bir konu. Sayın yazar bu konuda şöyle diyor: "İslâm inancıyla ve ilkeleriyle çatışan önemli bir iktisadî tavır, reklâmdır". Eserin Üçüncü Bölümü en ilginç bölümlerden birisi: Din-İktisat-Siyaset... Sayın yazarın sonuç bölümündeki ilk cümlesi şudur: "İlk iş, kapitalizm ve onun uzantısı emperyalizm belâsını görmek, tanımak zulmünü kabul etmektir."

Sevgili okuyucum bu görkemli esere İrfan Yayıncılık'ın (212) 518 38 66 telefonundan ulaşabilirsiniz.

Esen kalın efendim.

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları