Gelecek, gençliğin karabasanı

A+A-
Gülay TUNÇEL

Günün erken saatinde benim gibi havanın güzelliğini kaçırmamak adına yollara düşenleri görüyorum... İstanbul'da yazdan kalma bir sonbahar  havası var. Güneş yüzümüze gülüyor. Ancak aldanmamak gerekiyor yalancı bahar hasta edebilir etrafımızda grip, nezle olan, öksüren olsa da  bu güzel havanın iyileştirici özelliğinden faydalananlar kendini şanslı hissedip sokağa çoktan atılmış bile…

Yanımdan geçenler; Grip aşısını yaptırırım ailecek  bir sürü virüs göçlerden nüfus artışından dolayı  etrafa yayılmış durumda diye konuşa konuşa neşeli  halleriyle dikkat çekiyorlar.

Köpeğiyle oynayan, yürüyen, koşan, bisiklet kullanan, resim çektirenler bugün çoğunlukta... Yine de mevsim hakkını  veriyor.. Etraftaki ağaçlardan rüzgarların etkisiyle  saçılan kurumuş ve sarıya dönmüş yaprakların savrularak,  üzerimizden dans eder gibi yere  düşüşlerini izleyerek, martı sesleri eşliğinde sahile varıyorum.

Mevsimler gibi bazen ruh halimiz ilk bahar, yaz, sonbahar, kış olabiliyor bugün herkes altın bulmuş gibi mutlu. Keyifli halleri baharı, yazı hissettiriyor. Mutlu oluyorum.

Bugün biraz fazla sahilde dalga seslerini  kulağıma geliyor.  Koca koca gemiler karaya daha yakın demir atmışlar. Bulutlar ve denizin uçsuz boşluğu ile mavi, yeşil renk cümbüşünün içinde biran öylece kalakalıyorum. Büyülendim desem yeridir.

Gündem kış depresyonu:

-Bu kiloları nasıl aldım nasıl aldım anlamadım ekmeği kestim bakalım..  Bir ayda kaç kilo vereceğim… ,

-Bizim oğlan iş buldu... Bakalım maşallah iyi gidiyor, 

-Bizimki de kızım hala  iş arıyor, bulamadı... İş yok değil, var da bizim kızın okula uygun değilmiş... Ya da parası azmış.. O kadar  okudum , master yaptım  boşuna mı diyor..  Bekleyeceğim diyor bakalım...

-Şimdiki gençler çok da seçiyor...  Zaman da geçiyor... 

-Kardeşimin çocukları da evde... İyi olsun bir şeyler diye habire kurslara gidiyorlar, iş başvurusu yapıyorlar..

-Olacak inanıyorum vakti gelmedi…  Çocukların morali, ruh halleri bozulmasın yeter bize…

Diğer tarafta ise  gençlerin yakınmaları, dertleşmeleri: Eğitim sistemindeki kaosun yarattığı mutsuzluk, kaygılar, ekonomik sıkıntılar, iş alanları, özel hayatları aşk, meşk durumları  vs…

Eğitim sistemini dert eden bir grup genç  aralarında  yüksek sesle konuşuyor…  Eğitim sistemini tartışıyor…

-Abi bitirsen ne olur ki .. Her yer özel okul kaynıyor..

-Bizim evin karşısında da açıldı...  Ne değişecek ?..  Hiçbir şey...

-Çok iyi puan tutturmak lazım ki bir yerlere gelesin.

-Mezun olmak iş değil... Mezun olacaksın bir şekilde sonrası önemli.

-Ben yine gelecek sınav tarihlerini bekliyorum.  Devlet  okulundan mezun olamazsan biraz işin zor.  Diplomana bakıyorlar.  Benim umudum yok..  Geçen bizim arkadaşlardan biri  iş başvurusu yapmış  almamışlar.. Morali bozulmuş anlatıyordu.

-Sen onunla kıyaslama  kendini, olacak .. Başvurularını yap…

-Abi bir de iş sahası çok varmış gibi yeni yeni bölümler açıyorlar. Mezun ol evde otur istemiyorum. Çok iyi tercih ve destek almak  lazım.  Valla ben de iş bulamazsam babamın yanında büfede takılırım. İş bulana kadar...

-İyi biz de geliriz arada yardıma.. (gülüşmeler )

-Bulamazsam...

-Bulursun.. İnşallah.

-Destek, tanıdık, torpil şart.. Hele bir de erkeğin işsiz kalması daha zor. Kızlar gibi değiliz ki. Kızlar eve uyumlu genetik olarak. Sanki eve, ev işlerine daha yatkın en azından büyüklere yardım ediyorlar  vs..

-Ben senin gibi düşünmüyorum.  Ev işi çok yaptım.. Ben aç kalmam bir melemen yaparım… Ama bulaşık yıkamayı sevmiyorum. Annem zaten mutfağa girdiğimde hemen radarları açık gözlemliyor. Dağıtmamayayım diye... 

-Oğlum hep melemen mi yenir.. Öğren o zaman bütün yemekleri annenden ya da aşçılık oku, lokanta açarsın..  KOSGEB kredi desteği veriyormuş.. Araştırmak lazım..

-Bilmiyorum. Karar veremedim…

 -Eve destek lazım..  İş olmazsa evlenme olmaz.. Kız arkadaşım  bu aralar sürekli yüzük al diye tutturdu.. Oğlum cebimde döner parası var … Yüzük nerden çıktı arkadaş..

 -Eee seviyorsan alacaksın…

-Daha işim hazır değil ki.. Bir de bu çıktı… Yüzük almayacağım. Zaten bu aralar uzaklaşsın diye atar yapıyorum. Sevgilim daha ılımlı ve sakin davranıyor. Hissetti galiba bırakacağımı… Gerçekten anlayışlı olsa da kızdan utanıyorum  valla bu aralar aramıyorum bile..

-Mezuniyeti beklesin, sonra mezun  ol.. Sonra  kız doğal olarak hadi evlenelim desin.. 

-Yüzükle bitmeyecek… Devamını isteyecek haklı olarak .. Oğlum cebimde beş kuruş yok babamdan da her daim isteyemiyorum. İşim yok ki.. Hazır değilim.. Sıkıştırılmaya da gelemiyorum. Kızın da durumu yok.. Bizim de  şuan ev açacak durumumuz yok.. Kafam da bir ton sorular….

-Ben zaten evlilik düşünmüyorum.. Çok zor… Belki çok ileride..

***

Bu konuşmalar ne kadar çok gencimizin mezuniyet sonrası ''iş bulamama'', ''diplomalı işsizlik'' kaygısını taşıdığını ve de  şartlardan dolayı hayati kararlarında da  net  sağlıklı karar veremediklerini ve hatta evliliklerini de  ertelediklerini gösteriyor.. Bu konuşmalar toplumsal mesaj niteliğinde... Bize de gençlerin sesini dile getirmek düşüyor.

İyi olan şey gençlerde özgüven tam, kendilerine güveniyorlar, okul kazanmak ve başarmaktan eminler.  Ancak mezun olduktan sonra ya işsiz kalırsam korkusunu yaşamak istemiyorlar.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları