Gerilim (stres) ve yaşam...

A+A-
Alptekin CEBE

Belki, konunun uzmanı değiliz. Belki de, bu konuda yetkili yüzlerce bilim insanımız da var... Toplumu sürekli uyandıracak ve hatta şartlandıracak onca yetişmiş eli kalem tutan, sözüne güvenilir yetkili ve etkili ilim ve kariyeri olan saygın insanlarımız var.
Bütün bu varlar içinden, yaşamı okuyarak, olayları hissederek, gençlik yıllarından ileri yaşlara kadar geçen ömürlerin, ömür törpüsü olayların kahramanı hemen hepimiz, ya işin farkında değil yahut da yaşamın fırtınası içinde düşünme yetimiz bu konuya bizleri şartlandıramıyor, fren denen sigortayı hep, ama hep göz ardı ederek, stres denen belanın esiri oluyoruz...
Toplumdaki yerimiz ve eğitim düzeyimiz hangi boyutlarda olursa olsun, maddi erişimlerimiz hangi dar veya geniş anlamda bulunursa bulunsun, bu yıkıcı ve yaşam sürecini etkileyen görünmez ve hatta fark bile edilemez hastalığın, kırlangıç yuvası gibi etrafımızı sarıp sarmaladığını, ne yazık ki, çok defa fark edemiyoruz!..
Gerilim illeti, en ateşli bir aşkı dahi avucuna alıyor! En erişilmez gibi görülen mevki ve makam sahiplerinin uykularını kaçırıyor! Maddi yoksulluğun sıkıntılarını her an yaşayan ve çaresizliklerle çırpınan insanlardan, en varlıklı ve bu yönde hiçbir derdi olmadığı sanılan insanlara kadar, bireyin ruhunda fırtınalar kopmasına neden olan bu çaresizliğe, insan beyni ve ruhsal dengeleri çoğu kez hakim olamıyor ve ne yazık ki, bu ruhsal esaretle önü alınamaz sıkıntılar, günün birinde de Tanrı yaratığı o mükemmel beden ve ruhu umulmaz ve akla gelmez bir noktasından hasara uğratıyor...

***


Bu düşünmeğe değer acı görüntüyü, kısaca çizgilerken, hiçbir kimseye karamsarlık veya umutsuzluk gibi bir durumun esaretini ömür boyu çekilecek gibi bir varsayımı, asla hatırlatmak istemiyoruz...
Yeter ki, şartlar hangi iri veya ufak noktaya bizi, bizleri elde olmayan nedenlerle çekiyorsa, akıl ve mantık hazinesi olduğunca çareler üreterek, sağlığımızı etkileyen veya etkileyecek gerilim (stres) lerden kurtulmanın, mümkün olabileceğini ısrarla düşünmekteyiz!
Bizce, mutluluğun ve yaşama güler yüzle, sıcaklıkla bakmanın veya bakabilmenin, inanıyorum ki tek çaresi, ruhsal ve bedensel kutsal birey varlıklara, yani size, bize ve hepimize her an musallat olmaya sinsice yaklaşan stres-gerilim illetinden, kurtulmak veya uzak durmaktır...

***


Çoğumuzun aklına hemen, siyaset sahnesinin karmaşa durumu veya ticaret hayatının renkli renksiz, umutlu veya umutsuz çabalarıyla, bütün çabalara karşın amacına ulaşamayan insanlarımızın ruh karmaşalarıyla, bu tür yoğunlaşan varsayımların gerilimleri akla gelebilir!..
Tümüyle birlikte, özellikle hanımların, hanımlarımızın ruhsal âlemlerindeki fırtınaları, daha çoğunlukta dikkatleri çekiyor olmalı!
Okumuş veya okumamış, çalışan veya çalışmayan hanımlar olarak da pek fark etmiyor, bunca gözlem verileri...
Çünkü onlarda, bir analık içgüdü olayı var!..
Çoğunlukla, hak etmedikleri anlayış varsayımları, içler de fırtınalar koparmağa yetiyor...
İşte, adı ister “gerilim” olsun isterse “stres”, hanımları farkına varmadan sarıp sarmalayan bu iç güdü, geçen zaman içinde Tanrı korusun en ağır hastalıklardan daha hasar verici boyutlarda sonuçlar verebiliyor!
 Bu nedene dayalı gözlemlerimiz, ne yazık ki bizi hiç de yanıltmıyor!
Bütün insanlarımıza olduğu gibi, özellikle hanımefendi okur ve dostlara, dışa kapalı iç âlemlerine musallat olan, gerilim-stres denen illete, onca yaşam koşullarının yıpratıcı etkileri yanında bir de bunun gözle görülmez hissedilen üretkeni olmayalım!..
Sağlık imkânlarımızı koruma ve yaşam kalitesi gereği, içimizde stres-gerilim denen olay varsa şayet, kesinlikle içimizden atma gayreti, kaliteli yaşamın tek çaresidir diyoruz, ısrarla...
Çünkü, zaman dar, yaşam yaşamağa değer dostlar!..

Yazarın Diğer Yazıları