Gün Sazak'tan günümüze

A+A-
Sadi SOMUNCUOĞLU

Gün Sazak Beyi, şehadetinin 36. Yılında rahmetle, dualarla anıyoruz. Kaçakçıların taşeronu, Marksist-Leninist DEV-SOL tarafından 27 Mayıs 1980 günü evinin önünde şehit edildi. Uluslararası kaçakçılar ile Marksist Leninistlerin ne gibi bir ilişkisi olabilirdi? denebilir; açıklayalım. 1980 öncesinde Leninist'inden Maocusuna, Enver Hocacısından, Kastrocusuna kadar her çeşit silahlı yeraltı örgütü vardı ve ülkeyi ateşe veriyorlardı. Basında bunların ortak adı, "36 silahlı fraksiyon" idi. Amaçları, "Kurtuluş için Sosyalist Devrim/İhtilal" yapmaktı. Silah gerekliydi, öldürdüler, öldüler, ama olmadı; 12 Eylül İhtilaliyle her şey bitti.

1977'de kurulan 2'inci MC hükümetine katılan MHP'nin aldığı bakanlıklardan biri de Gün Sazak Beyin başında bulunduğu Gümrük ve Tekel Bakanlığı idi. Gümrükler delik deşikti, transit olarak giren tırlar, ülkeden çıkmadan kayboluyordu. Gün Bey işe, namuslu bir kadro kurarak başladı ve Namık Kemal Zeybek Beyi Müsteşar yaptı. Sonra MHP Genel İdare Kurulu geldi: "Ben Gümrükleri kontrol altına almaya karar verdim. Ancak, karşımızda arkası çok güçlü, her makama ulaşabilen bir şebeke var. Partim tam destek verecekse, bu işe gireceğim" dedi. GİK, ittifakla tam destek kararı verdi. Kısa zamanda, mucizevi bir şekilde kaçakçılığın kökü kazındı. Kazındı, ama kaçakçılar pes etmedi; kurdukları "havuza" yüklü para koydular. Ardından, tarihe "Güneş Motel Vakası" adıyla geçen pazarlıklardan sonra, AP'den 12 milletvekili istifa edip CHP'ye geçti. Böylece 5,5 ay görevde kalan MC Hükümeti düştü. Ecevit Başbakan oldu, AP'den gelenlere 11'ine Bakanlık verdi. Tuncay Mataracı Gümrük Tekel Bakanı oldu. Kaçakçılar, işe kaldıkları yerden yeniden başladılar.

Bu durumu, CHP'li Süleyman Genç 1979 bütçesi görüşülürken şöyle anlattı: "Ben inceledim, cumhuriyet kurulduktan bu yana gümrüklerdeki soygunu, fikri ve felsefesi benimle yüzde yüz ters olan Gün Sazak önlemiştir." Abdi İpekçi de, aynı mahiyette yazdı. 12 Eylül İhtilalinden sonra, yakalanan kaçakçılar, Askeri savcılıkta verdikleri ifadelerinde, yukarıda yazılanları, bütün ayrıntılarıyla itiraf ettiler. Buna göre "havuzda" birken paraların bir kısmıyla da DEV-SOL kiralandı ve "ortak düşman" Gün Sazak şehit edildi. Şu kadarını da anlatalım; yakalananlardan birisi ömür boyu, diğer ikisi ise 5 ve 6 yıl hapis cezası aldılar. Ancak saldırının asıl failleri yurtdışına kaçtı. Gazeteci Batuhan Çolak'ın yazdığına göre; DEV-SOL Ankara Sorumlusu Mehmet Edip Eranıl, Almanya Duisburg'da 'Ay Cafe'yi işletiyor, tetiği çeken olarak bilinen Cengiz Gül Belçika'da, Hacı Eliaçık Almanya'da yaşıyor. CHP Milletvekili Ahmet Altun'un kardeşi Cemal Kemal Altun ise, olaydan bir süre sonra Almanya'da yakalandı. Yargılamalar sırasında mahkeme salonunun camından atlayarak intihar etti. Meselenin bilinmesi gereken bir yönü de, insan haklarından ve hukuktan dem vuran Almanya ve diğer AB ülkelerinin katilleri vermeye yanaşmamasıdır. Bizim için daha da acı olan yönü, yöneticilerimizin, Devletimizin itibarını, haysiyetini ve Bakanlık yapmış bir devlet adamının katillerini yurda getirip yargılama gibi bir sorumluluğun gereğini yapmakta, duyarsız kalmalarıdır.

Milletvekili olduğum 1996 yılında verdiğim soru önergesiyle rahmetli Gün Beyin katilleri hakkında yapılan işlemleri sorduğumda; üzülerek ifade etmek isterim ki, dosyasında hiç bir gelişme olmadığını öğrendim. Olayın meydana geldiği 27 Mayıs 1980'de yapılanların üzerine bir çizik bile konmamıştı.

Bir tesellimiz de, değerli kardeşim Himmet Kayıhan'ın "Gün Sazak" kitabını yazmasıdır. Ciddi bir araştırmayla, ailesinde ve iş ortaklarında ne varsa, Mustafa Kemal Erkovanlı Beyin aracılığıyla 1971'de MHP'ye girişiyle beraber siyasi hayatıyla ilgili bütün bilgilerin hepsini toparlayıp, isabetli bir şekilde değerlendirdiği bu eser mutlaka okunmalıdır. Mayıs 2015 de 1'inci baskısı Yarkın, Mayıs 2016'da 2'inci baskısı Ötüken Yayınlarından çıkan bu eser; sadece MHP tarihi açısından değil, devlet, millet, iş dünyamız ve insani değerler açısından da büyük önem taşımaktadır. Kayıhan'a teşekkür ederiz.

1980 ÖNCESİNİN MHP'Sİ

1980'e kadar MHP'de demokrasi ve karar verme mekanizmaları nasıl çalışıyor, merak edilen bir konu. Bunu da Rahmetli Gün Bey örneğinden anlatalım. 2'inci MC'de MHP'ye 5 bakanlık düşmüştü. Bakanları seçme yetkisi, Siyasi Partiler Kanunu ve Tüzüğümüze göre Genel Başkana aittir. Ama rahmeti Alparslan Türkeş bu yetkisini GİK'e devretti. Kendisinin katılmadığı toplantıda gizli oyla; Gün Sazak, Cengiz Gökçek, A. Oktay Güner ve Sadi Somuncuoğlu seçildi.

1977 seçimleri idi, Genel Başkan Türkeş, GİK toplantısında "Ben artık Adana'dan değil, Ankara'dan aday olmak istiyorum" talebinde bulundu. Uzun bir müzakereden sonra yapılan gizli oy sonucunda, Adana'dan aday olmasına karar verildi. Asla mesele olmadı, olmazdı da. Maraş olaylarından sonra, Sıkıyönetimin şart olduğunu teklif ettiğimde, Türkeş Bey, "Gelin böyle bir talepte bulunmayalım" dedi. Müzakere edildi, gizli oylama sonunda teklif kabul edildi. MHP olarak sıkıyönetim istedik. Bunlara benzer örnekler çoktur. İşte, Türkeş bunun için gerçek liderdi.

Buradan günümüze gelebiliriz. Söz sizin…

  • Yorumlar 9
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları