"İki yüzlülüğün ve düşmanca ayrılığın diyarı"

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Ankara Garı önünde kaç insanın öldüğü bile belli değilken zeka seviyemizle alay edercesine açıklamalar yapanlar "istifa" erdemini bile sergileyemiyor. Televizyon ekranlarından pek bilmiş stratejistler ahkâm kesmeye devam ediyor. Hâlâ barış-kardeşlik nutukları, komplo teorileri, istihbarat zafiyeti vs.. gibi süslü kelimelerle hipnoz seansına devam ediyorlar. Yok öyle yağma!.. Bu memlekette evinden çıkıp da iş yerine gitmek isteyen asker ve polisin kafasına mermi sıkılıp şehit edildiğinde ülke ayağa kalkmıyorsa, ölü sayısının 100'e yaklaştığı patlamadan sonra dünyanın ayağa kalkmasını beklemek saf dillikten öteye gitmez.

Lafa gelince "terörün dini, imanı, kimliği yoktur"... İcraatta pazarlık yaparsan bu noktaya gelinir işte. "Görüşen şerefsiz" diye meydan okuyup sonra da Oslo müzakereleri açığa çıkınca sağır sultan rolüne bürünenlere Oslo'yu bir daha hatırlatalım mı? "Metropollere patlayıcılar yığdığınızı biliyoruz" diyen devletin istihbarat servisinin müsteşar yardımcısı değil miydi! Şehirlere 80 bin silah dağıtıldığını itiraf edenler de, havuzun gazetelerine manşet yatıranlar da aynı...

Üç ay önce Suruç'ta akan kan, henüz kurumuş değil. Ama yöntem aynı. Suruç'ta otobüslerle gençler başka illerden gelmişti. Ankara'ya da aynı şekilde geldiler. Suruç'ta polise, giriş-çıkışlarda arama dahi yaptırılmadı. Kaymakama, "Siz karışmayın. Asker-polis kitleyi tahrik ediyor" demişti komitenin başındakiler. Daha iki hafta önce Ankara'da Sıhhiye Meydanı'ndan Ulus'a kadarki bayrak yürüyüşünde en az beş kontrol merkezinden aranarak geçmiştik. Başkentin en işlek meydanına Sıhhiye'ye yürümek için Gar'ın önünde biriken göstericiler için bir tek arama noktası bile yok. Suruç'ta haplanmış, hipnoza uğramış, dahası, daha önce gözaltına alınmış katil, elini kolunu sallayarak topluluğun arasına girip patlattı kendini. Yöntem aynı Ankara'da...

Polisin, istihbaratın ne işe yaradığını bilen yok. Facianın üzerinden bunca zaman geçmesine rağmen ölenlerin kimlikleri bile tam anlamıyla tespit edilmiş değil. Güvenlik ve asayişten sorumlu bakan çıkıp da insanları aydınlatacak bir tek laf edemiyor.

25 Mayıs 2015'te bu sütunlardan sevgili kardeşim Abdullah Ağar'ın "IŞİD ve Irak" isimli kitabını yazmıştım. Hz. Ali'ye ait olan "Beled el-nifak vel şikak!" sözünden bahsetmiştim. Hz. Ali, Irak coğrafyası için "İki yüzlülüğün ve düşmanca ayrılığın diyarı" demiş yüzyıllar öncesinde. Amerikan işgali ile beraber Irak'ta bombalı saldırılar günlük rutin olay oldu. Her gün patlıyor bombalar. Onlarca insanın ölümünü trafik kazası gibi kanıksamış Iraklı... Ve Ağar'ın beş yıl görev yaptığı Irak'ı anlattığı kitapta, televizyonlardan yayınlanan "kamu spotu" vurmuştu beni. Her sabah 5-6 yaşındaki çocukların, babalarının bineceği aracın altında bomba aramak için oyuncak arabaları ile arama yapıp, güvenlik sağlama metodu... Okurken tüylerimizi diken diken eden Irak'taki kamu spotu, bizim televizyonlarda yayınlanmaya başlanırsa şaşırmayacağım. Her şeye rağmen Türkiye'mizin "İki yüzlülüğün ve düşmanca ayrılığın diyarı" olmayacağına inanıyorum.

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları