İrade değişmezse

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Devlet ve egemenlik istemiyorum” diyerek dünya tarihine imza atmış olan Cumhurbaşkanımız Sn. Talat son beyanatlarının birinde “Siyasi irade değişmezse çözüm daha kolay olur” buyurmuş. Sn.Talat kendi başına tuttuğu yolu halkın iradesi diye yorumlamaktadır. Bu söz, Makarios’un izinde olduğunu, EOKA’dan ilham aldığını, EOKA’nın kendisine yön gösterdiğini açıklayan Hristofyas’ın beyanatı ile örtüşüverdi. Hristofyas da “Talat seçilmezse işimiz zorlaşır” diyor. Diğer Rum liderler, ABD, İngiltere, AB yetkilileri de aynı fikirde. Acaba niye diye düşünmek zorundayız?
Bunların müşterek derdi Türkiye’yi adadan çıkarmak ve Kıbrıs’ı kendi emperyalist çıkarları doğrultusunda bir üs haline getirmek. Türkiye’yi silah zoru ile çıkaramayacaklarına göre hile yoluna, baskı yoluna yöneldiler. Türkiye’nin en haklı ve en güçlü olduğu bir davadır Kıbrıs davası. Türkiye, baskı altında bundan vazgeçer ve Yunan adalarının çevrelediği, denizlere kapalı bir ülke haline gelmeye boyun eğerse gerisi kolay olacaktır. Gerisi, Ege sorununun Yunanistan’ın lehine halli, içte Türkiye’yi bölmek için yılardır devam eden oyunlarda mesafe kaydetmek vs..
Avrupa Birliği, Rum kesimini üye yapmakla en büyük ayıp olanı yaptı. Eli kanlı, soykırımcı, yalancı, insan haklarını yıllarca çiğnemiş, kendi anayasasını öldü ilan ederek ortaklık devletine sahip çıkan gaspçı bir Rum idaresini meşru Kıbrıs Hükümeti olarak üye yapmakla kalmadı, Türkiye ile KKTC halkına bu sahtekârı meşru hükümet olarak tanı diye baskı yapmaktan da çekinmedi. İşte bunlar Sn. Talat’ı takdir ediyorlarmış da Kıbrıs’ta aleyhine çıkan sadece Eroğlu ile Denktaş’mış! Yüzde 80’e yakın halkın “devletim, egemenliğim, Anavatanın garantörlüğünün devamı” dediğini unutuyor. Sn. Talat’a göre, kendisini göreceklerinde “Bil ki seni Cumhurbaşkanı olarak değil, cemaat temsilcisi olarak ziyaret ediyoruz ve sakın bizi kabul edeceğin odada bayrak, sancak bulunmasın” diyen bu kişilerin hüsnükabulleri “bütün dünyanın, Talat politikasını desteklediğinin kanıtı”imiş.
İşin tuhafı ve doğrusu, bunların Sn. Talat’ı izlediği politika nedeniyle takdir etmedikleri, tam aksine bunlar Sn. Talat’ı, yıllarca Rum’u başımıza meşru hükümet olarak dikip, Türkiye’yi adadan çıkarmak isteyenlerin çizgisine indiği, devletinden, halkının egemenliğinden vazgeçtiği için takdir ediyorlar. “Akıllı adam, bizim çizgimize geldi” diye seviniyorlar.
Bunları hayal etmiyorum. Sandık başına gidecek olan halkımıza gerçekleri söylemek gereğini duyuyorum. Türkiye’ye ve Türkiye kanalı ile bize Annan Planını kabul ettirmiş olan ABD, kandırılan halkımız yüzde altmış beş oy ile Annan Planına evet deyince, aynı ABD derhal bu sonucu yorumladı ve “Kıbrıs Türkleri bu planı kabul ettiklerine göre, bundan sonra, ayrı egemenlik, ayrı bağımsızlık istemeyecekler demektir” dedi. Talat-Hristofyas görüşmeleri bu çizgide başladı. Amerikanların bu yorumunu bilen Hristofyas, Sn. Talat bu çizgiden başladığı için, masaya “geriye kalanları almaya” geldi.
Aynı ABD, iki liderin son toplantısında müşterek bir açıklama yapılmadığı halde, BM’nin erteleme açıklaması nedeniyle, liderleri kutlamaktadır. İngiltere ve Yunanistan, Hristofyas’ın hedefi olan Garanti Antlaşmalarından kurtulmak için katıldığı bu toplantılara destek beyan ediyorlar ve Garantörlükten vazgeçebileceklerini ilân etmiş durumdalar. Sayın Talat’a bu kadar övgünün nedeni işleri bu noktaya getirmiş olmasıdır. Kendisine halkımız bir dönem daha yetki verdiği takdirde bunun anlamı KKTC’den, egemenlikten vazgeçmeye hazır olduğumuzu, Türkiye AB üyesi olmadan AB’ye girerek Türkiye’den kopmayı yeğlediğimizi ilân etmiş olacağız. Sonrası? Girit Türklerinin başına gelenler; 1963’leri yeniden yaşama tehlikesi ile karşı karşıya kalış.
Sn. Talat, kendisine karşı çıkanları, devletine, egemenliğine ve garantilere sarılanları Türkiye karşıtı gösterme oyunundan vazgeçmeli, Türkiye bu çirkin ve asılsız propagandaya son verdirmelidir. Mücadele hak içindir, milli davanın yara almaması içindir. Barış iki devletli olursa kalıcı olacağı içindir.

Yazarın Diğer Yazıları