Kahpelikler coğrafyası

Muhiddin NALBANTOĞLU

Türkiye’mizin, yüzyıllar boyunca binbir badire içinde tutunduğu Anadolu ve Balkanlar Türkiye’sinin coğrafi konumunu tarif ederken rahmetli Remzi Oğuz Arık, bu deyimi kullanır: Kahpelikler coğrafyası... Yüzyıllar boyunca eski Haçlı ordularının kalıntıları  “Ehli salip”  mensuplarının Türkiye üzerinde oynadıkları sayısız oyunlara rağmen bu topraklarda varlığımızı devam ettiriyoruz. Dünkü gazetemizin başlığını hatırlarsak orada Soros’un yeni oyunlarının hedeflerini de açık bir şekilde görmüş oluruz. Bu oyunlar son ikiyüz yıllık Türk tarihinde de zaman zaman karşımıza çıkmaktaydı. Rumeli Hisarı’nın tepelerinde kurulan Amerikan Koleji’nin kurucularından Hamlin, ölümünden sonra yayınlanan  “Türkler Arasında”  adlı eserinde asıl maksatlarını ortaya şöyle koymuştur:
“... Bizim ABD olarak dünya hakimiyetini kurmamız için iki büyük devletin ortadan kalkması gerekliydi: Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Türk-Osmanlı İmparatorluğu. Türk devletini yıkmak ve çeşitli devletlere ayırmak için Müslümanlık ve Türklük İstanbul’a hangi yoldan girmiş ise Hıristiyanlığı da oradan sokmak için Robert Koleji’ni Rumeli sırtlarındaki geniş arazide kurduk. Bu konuda Türkleri izole etmek için, daha doğrusu uyutmak için bu okullara bize büyük yardımları dokunan bir misyonerin adını verdik. Amerikan Koleji demedik. Bu okullarımızda Türk tebası olan Sırp, Yunanlı, Bulgar, Rum ve Ermeni çocuklarını hassaten seçerek, onları tam birer militan, asi ve komiteci olarak yetiştirdik. Onlara efsane bir tarih enjekte ettik. Daha sonra bununla da yetinmeyip onları kendi ülkelerine göndererek Türk hakimiyetine karşı ayaklanmalarını sağladık. Elbetteki Türk cihan devletindeki bu ayaklanmalarda büyük roller oynayan ajanlarımızı kendi hallerine bırakmadık.
Türk tedbirlerini sabote etmek için Avrupa’nın büyük devletlerini de devreye sokmakta bir sakınca görmedik. Türk devletinden ayrılarak istiklaline kavuşan bütün ülkeleri örgütledik. Bugün ortaya çıkmış bulunan Ortadoğu ve Balkanlar coğrafyasının temelinde bunlar yatar...”
Bugün Soros’un çalışmaları da bu zihniyetin bir uzantısından başka bir şey değildir. Başka bir maksatla ünlü bohem şairimiz Neyzen Tevfik’in söylemi de burada güzel bir ifadesini bulmaktadır:
“Yumruk aynı yumruk, bir var ki el değişti
Saz aynı saz, sazlarda tel değişti...”
Soros’un bölgede kuracağı vakıf kamplarındaki, eğitim sisteminin esas maksadının neler olduğunu da dünkü gazetemizin muhtevasından öğrenmek mümkündür. Bu maksat Türkiye’yi yeni bir parçalanmaya doğru süratle sürüklemek maksadından başka bir şey değildir. Bunda acaba umdukları maksada erişecekler mi? Bunu şimdiden tahmin etmek biraz müşkül ise de Türk atasözünün ifade ettiği gibi görünen köy kılavuz istemez. Uyanalım, gözümüzü dört açalım. Güneşin doğduğu yerdeyiz. Uyumak yok.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş