Korku dağları nasıl bir sardıysa

Korku dağları nasıl bir sardıysa

Tehdit: Gözdağı.

Gözdağı: Sonradan verilecek bir ceza ile korkutma, yıldırma.

Bu durumda…

Kamu vicdanı nezdinde suç, ayıp, yanlış dosyası hayli kabarık olan, iktidarın himayesinden çıkması/çıkarılması, imtiyazlarını, etrafındaki siyasi koruma kalkanını kaybetmesi durumda, mevcut siciliyle sosyal ve mesleki alanda var olabilme imkanı bulunmayan birinin, iktidarı eleştiren birini hedef alıp da "Son 20 yıldır böyle konuşanlar ya içeri girdi, ya kaçtı ya da kariyerleri bitti" demesi ne?

Kılçıksız korkutma girişimi…

Yani gözdağı; yani tehdit.

*

Tehdit ne peki?

Suç!

*

Ne zamandan beri, ulu orta suç işlenen, suçların cezasız bırakılmakla kalmayıp bir de ödülle karşılandığı, suçlunun suçsuzdan üstün tutulduğu sistemler oldu hukuk devletleri?

*

Siyasi iktidardan yana olmak dışında hiçbir vasfı(!) bulunmayan kişilerin, bundan güç alarak kendi kendilerine suç işleme özgürlüğü tanır hale gelmesi, "günah işleme özgürlüğü"nden farklı olarak yargının işi.

Böyle bir "bağımsız kuvvet" kaldıysa tabii.

*

Bir iktidar yağdanlığının, kariyerini ne iktidara ne de muhalefete borçlu olmayan bir oyuncuyu, sırf temel hakları çerçevesinde dillendirdiği bir eleştiri/endişe ve ümidinden ötürü, en komiği de kendisi gibi korkularının olduğu zannıyla açık açık tehdit etmesi, hedef göstermesi başlı başına bir fecaat.

Ama bununla bitmiyor.

Neresinden, hangi satırından tutsanız elinizde kalıyor; dün, gündeme bir tehdit vesikası olarak kaydedilen o gazete köşesi.

*

Tehdit, tetikçilik, hedef gösterme, iktidarın rüzgârıyla esip gürleyip ayar verme, sindirme, korku salma, hizaya sokma yanı tartışıldı; tartışılacaktır da…Ya, garabetin diğer boyutları?

*

"2004''lerde bazı generaller MGK''larda Sayın Erdoğan''a atıp tutuyordu. Gereken cevabı hem Erdoğan''dan hem de milletten aldılar. Bu darbeci generalleri hatırlayan yok. Millet nezdinde hepsi mahkûm oldu. Millette hiçbir karşılığı olmayanlar yok oldu gitti" diye bir gururlanma var mesela söz konusu yazıda.

Düşündüm 2004''te, -adres de vermiş ya- MGK''da, askerden Erdoğan''a yapılan en kayda değer uyarı neydi acaba?

-Gülen''in faaliyetlerinin izlenmesi ve tasfiye edilmesinin gerekliliği

-Büyükelçiliklere gönderilen Gülen okullarına yardım genelgelerinin iptal edilmesi!

*

Doğru, bu komutanlar mahkûm oldu…

Mahkûm oldu olmasına da, sahiden millet nezdinde mi yoksa şimdi FETÖ denilen yapının kumpası neticesinde mi?

FETÖ''nun medya ayağını oluşturan paçavralarda, tam da bu tetikçinin bahsettiği yılki MGK''da yapılan uyarıların kiniyle atılan "Gülen''i devirme planı" manşetlerinin hedef göstermesiyle, sahte darbe iddialarıyla mı?

Sahi…

15 Temmuz, "Ergenekon darbesi" miydi? "Balyoz darbesi" mi? "Kafes" darbesi mi?

FETÖ''nün özel yetkili kuklalarına mahkûm ettirmekle hâlâ gurur duyabildiğiniz komutanlar mı işledi "darbe girişimi" diye adlandırılan 15 Temmuz''daki cinayetleri; onlar mıydı ihanetin failleri; yoksa onların tasfiyesiyle yer açılan "paralel generaller" mi?

*

"Lafa bak hizaya gel" derler bizim oralarda…

"Gel zaman git zaman FETÖ, PKK hepsi bitti. PKK sadece sınır ötesinde kaldı. Muhalifler gene kafa çıkarmaya başladı" diyor…

Ne yani, FETÖ''yle, PKK''yla mı dizginliyordu iktidar bugüne kadar muhalefeti?

Türkiye''nin gelecek iktidarlarını, lafının varacağı yeri hesap etme kabiliyetinden dahi yoksun bir yandaşlık müessesesinden sen koru Yarabbi!

Böyle dostu olanın düşmana ihtiyacı yok ki!

*

Kadın güzel olunca, kafadan "zekâsız" havuzuna atılıyor ya…

"Birce Akalay sosyal medyaya bakıyor. Konuşulanları duyuyor. Hükûmet kesin gidici, diyor"muş…

Gerek mi var?

Türkiye''de yaşayan herhangi birinin; yaşından, cinsiyetinden, sosyal-ekonomik düzeyinden, eğitim durumundan ve dahi siyasi tarafından bağımsız olarak, sefalet ile sefahat ve onu sağlayan orantısız zenginlik arasındaki adaletsizliği fark etmesi, hissetmesi için herhangi bir yerden yönlendirilmesine gerek mi var?

Açlık kişinin kendi iradesiyle hissedilemeyen bir hâl mi?

Yoksullaşma?

Muhtaçlaşma?

*

Bir tek bu abiler akıllı ya…

Koca bir yazı döşenmiş hakkında ama Akalay''ın neye ve neden tepki gösterdiğini yazmamış; yazarsa, biliyor ki, AK Parti seçmeninde dahi meşrulaştırma imkânı olmayacak dilini.

Zira, bir ideolojik kinin, nefretin eseri olarak değil; tam da yukarıda sözünü ettiğin nedenle; Türkiye''de oluşturulan "Biri yer biri bakar" düzenine itirazla paylaşıyor Akalay "Yargılanma" ümidini…

Hem çalanlar, çırpanlar, yolsuzluğa bulaşanlar, ülkenin dağını, taşını, ormanını, deresini, denizini yemeye doymayanlar alınsın; bu taraklarda bezi yoksa iktidar ve yağdanlıkları neden bu kadar rahatsız oluyor ki!

Olmayan suça ceza icat edecek değil herhalde; yapılarını, kendi elleriyle oya gibi işledikleri mahkemeler!

Yazarın Diğer Yazıları