Kudüs ve siyâsal İslâmcılığın riyâkârlığı…

A+A-
Adnan İSLAMOĞULLARI

İsrail'in Kudüs'ü başkent ilan etmesi ve ABD'nin bu ilanı kabul etmesi karşısında aldığınız alacağınız hiçbir tavır, ettiğiniz etmediğiniz hiçbir lâfın anlamı yok…

Olabilirdi aslında, sözlerinizi ciddiye alabilir ve hatta takdir bile edebilirdik, hatta etkilenebilirdik de veya attığınız adımları takip bile edebilirdik, ayak izlerinize basabilirdik sizin… Nihayetinde, Kudüs bizim değil miydi, bizim yani mü'minlerin müşterek yarası ve acısı değil miydi Kudüs? Bizler de mü'min değil miydik, bir tarağın dişleri, bir vücudun âzâları değil miydik sizlerle, tabii ki Kudüs için  ne yaparsanız yanınızda olurduk, sözünüze tesir, dizinize derman, yüreğinize cesâret oldurduk…

Peki…

Neden size inanmıyoruz biz?

Neden size güvenmiyoruz biz?

Neden size şaşırmıyoruz biz?

Neden size hayret etmiyoruz biz?

Neden?

'One Minute' çekmek yerine 'cesaret madalyanız'ı iade etseydiniz belki!..

Ortadoğu politikalarınızı, Kurtlar Vadisi stüdyolarında ve Polat Alemdar repliklerinde ya da karikatüre çevirerek istediğiniz herşeyi söylettiğiniz Abdülhamid dizisi setlerinde değil, devlet ve hâriciye geleneklerimizle Türkiye Cumhuriyeti'nin menfaatlerinde geliştirseydiniz belki!..

Mavi Marmara gemisini alâ-yı vâlâ ile uğurladığınız gibi karşılasaydınız, "Bana mı sordular giderken?" demeseydiniz, hakkında karar çıkardığınız İsrailli komutanlarla ilgili kırmızı bülteni sümen altı etmek yerine İnterpol'e bildirseydiniz, Mavi Marmara mağdurlarını yalnızlığa mahkûm etmeseydiniz ve dokuz vatandaşımızı şehit eden İsrail ile Kudüs'te anlaşma yapmasaydınız belki!..

İsrail'in NATO'ya kabulünü veto etmek yerine, onay vermeseydiniz belki!..

İsrail ile ticaret hacmimizi beş katına çıkarmasaydınız belki!..

"Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir" dediğiniz ânda ABD ile imzaladığınız milyar dolarlık yolcu uçağı alımını iptal etseydiniz belki!..

Askerimizin başına çuval geçirildiğinde ABD'ye esirgeyip vermediğiniz notayı Reza Zarrab için esirgemediniz, aynı notayı 'kırmızı çizgimizdir' dediğiniz Kudüs için de verseydiniz belki!..

Bir kaç kulaç yüzme mesâfesindeki adalarımızı Yunanistan'ın işgâli hakkında ölü taklidi yapmayıp, notadan vazgeçtik bir tek kelime  edebilseydiniz belki!..

Sahi siz Gazze'ye gidecektiniz, n'oldu?

Sahi siz Şam'da mıydı nereydeydi, bir yerlerde Cuma namazı kılacaktınız, n'oldu?

Sahi Ortadoğu'da sizden habersiz yaprak kılmıldayamıyordu, n'oldu?

Sahi sizin gücünüz test edilemiyordu, n'oldu?

Aklınıza gelen en dâhiyâne fikir Papa ile görüşmek mi?

İslâm İşbirliği Teşkilâtı'nı İstanbul'da toplamak mı? Haydi topladınız diyelim, şöyle Dolmabahçe Sarayı'nın billur avizeli devâsa salonlarından birinde afili bir de toplantı yaptınız diyelim. İsrail'i ve ABD'yi sigaya çekecek yaptırımları da içeren bir de bildiri kaleme aldınız diyelim. Bu bildiriyi Suudi Arabistan'a, Katar'a, Birleşik Arap Emirlikleri'ne nasıl imzalatacaksınız? Herşeyden evvel siz imzalayabilecek misiniz kendi bildirinizi?

Siz, Türkiye'nin on beş yılını boşa harcamış, onbeş yıl boyunca kendi gücünüzü tahkim etmekten başka hiçbir şey yapmamış, bir tek fabrika bacası tüttürmemiş, dış poltikada sürekli çuvallamış, iç politikada sürekli kandırılmış kadrolarsınız…

Türkiye'nin kayıp yılları olarak okunacaksınız siyâsî tarihimizde…

  • Yorumlar 24
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları