Macaristan Başbakanı

A+A-
Rauf DENKTAŞ

1 Ocak 2011’den itibaren Avrupa Birliği’nin Dönem Başkanlığı’nı üstlenecek olan Macaristan’ın Başbakanı Orban, Başkanlığı döneminde uygulamaya koyacağı öncelikler programına destek almak için “AB üyesi Kıbrıs’a” geldiğini ve “Kıbrıs’ı temsil eden makamlarla” görüştüğünü zannediyor. Bu nedenle, Hristofyas ve diğer Rum makamları ile yaptığı birkaç saatlik görüşmeden sonra, beyni iyice yıkanmış vaziyette “Kıbrıs halkı işgalden kurtulma ve yeniden birleşme mücadelesi veriyor” diyerek ve bu mücadeleye destek beyan ederek çekip gitti.
Unutmayalım Macaristan’ın BM Barış Gücü’nde askerleri de vardır. Yani, tarafsızlık Macaristan için şiar olmalı, Kıbrıs meselesinin ne olduğunu bilerek hareket etmeli, bizi AB’nin içinde “üye” görmek yanlışına düşmemeli, Rum liderleri dinledikten sonra Türk tarafını da dinlemeden adadan ayrılmamalıydı.
Ümit ederiz ki Macar Başbakanına Sayın Cumhurbaşkanımız, Bakanımız, Dışişleri Bakanımız, Meclis Başkanımız, Parti Başkanlarımız, “devletim, egemenliğim, Türkiye’nin garantilerinin devamı”  diyen Sivil Toplum Örgütlerimiz, Kıbrıs meselesinin ne olduğunu anlatan mesajları göndermeye başlamışlardır bile.
1 Ocak 2011’den itibaren AB’nin Dönem Başkanlığını devralacak olan Macaristan’ın  “Kıbrıs halkı işgalden kurtulma ve yeniden birleşme mücadelesi veriyor” yanlışı ve gafleti içinde hareket etmesini önlemek ve Türk tarafına zarar verecek “öncelikler planını” Kıbrıs’ın gerçeklerine uygun hale getirmesini sağlamak için bundan başka çare yoktur. Bu konuda, kuşkusuz, Türk makamlarına ve basınına da ağır görevler düşmektedir.
Macaristan’ın, verilecek Türk mesajını anlamasına yardımcı olacaksa, BM Barış Gücü’nde hizmet yapmakta olan Macar askerlerinin Kuzeye geçmeleri, Barış Gücü’nden istenebilir. Böylelikle Macar yetkililer Kıbrıs’ta iki egemen halkın ve devletin varlığını fiilen görmüş ve anlamış olurlar. Bu gaflet, bu yanlışlar, bu kabul edilemez tutumlar Rum’a yapılsaydı, şimdiye kadar dünyayı ayağa kaldırırlardı. Egemenliğimizle, devletimizle ilgili konularda “fazla hassasiyet” diye bir şey yoktur; “hayati, hudutsuz hassasiyet” gösterilmelidir. Çünkü, bunların kaybı veya bunlardan gereksiz taviz Kıbrıs’ta bizi süratle sıfırlayacaktır.
Macaristan’ın bu gafı, bu aymazlığı, bu tarafgirliği bu cahilliği New York’ta, BM Barış Gücü’nün 6 aylık görevi ile ilgili mandası tartışılırken ve Türkiye, bilinen nedenlerle, cesaretle bu sürenin uzatılmasına yeniden karşı çıktığı, aleyhe oy verdiği bir dönemde vuku bulmaktadır. Demek ki, bu önemli, tarihi olay bile Macar Başbakanına “Kıbrıs’ta  her şey Hristofyas’ın dediği gibi değilmiş, bir de karşı tarafı dinlemek gerekir”  düşüncesini telkin edememiş!
O halde, hepimize bu makamı ve dost sandığımız Macar milletini uyarmak görevi düşmektedir. Macar Parlamentosuna, soykırımı kitabı ile toplu mezarların resimlerini göndermekle işe başlansa iyi olur. Devletimizin ve egemenliğimizin varlığını, Türk Barış Gücü’nün insanlığa hizmet ettiği 1974 misyonunu iyice anlatmak gerekmektedir. Sessiz kalınmamalıdır.

Yazarın Diğer Yazıları