Malezya'daki Atatürk, Türkiye'deki AKP

A+A-
İrfan ÜLKÜ

Altmışlı yılların ortalarından itibaren, Türkiye’de bir “kalkınma” fetişizmi baş göstermiş, bu eğilim, siyasetçilerden aydınlara, bürokrat teorisyenlerden Batı’da eğitim görmüş uzmanlarımıza kadar, bütün toplumu sarmıştı. Kimileri Japon kalkınması modelini örnek gösteriyor, kimileri de Malezya ile Singapur’dan söz ediyorlardı. Özellikle de 27 Mayıs’dan sonra kurulan DPT’de (Devlet Planlama Teşkilatı) sonradan İslamcı akımın önde gelenleri haline dönüşecek olan Mukaddesatçılar’ın örnek gösterdikleri işte bu üç ülkeydi.
“Efendim” , diyorlardı “Malezya, Singapur kalkındı, Türkiye neden onlar gibi liberal sağ iktidarlarla kalkınmasın?” Demirel’in “Mamur ve Müreffeh Türkiye söylemi” nin ardında işte “Batı’nın zabıtasına selam, Asya ile yola devam” mantığı vardı. Kalkınmacılık, alaturka kapitalizm, milliyetçilik, anti komünizm karışımı bir model...
Oysa herşeyden önce istatistiğin verilerini es geçiyorlardı: Şehir devleti Singapur’un nüfusu o dönemde bir milyon, Malezya’nınki ise beş milyondu. Türkiye ise elli milyon nüfusu aşmaya başlamıştı.
AKP modeli, Malezya’daki demokratik İslamcı modele mi benziyor? Medya ve ekran aydınları iki haftadır bu konuyu tartışıyorlar tartışmasına da. Malezya’nın bağımsızlık mücadelesi ve milli model arayışlarında Atatürk’ün ve Kurtuluş Savaşı’nın etkilerini ya bilmiyorlar ya da görmezden geliyorlar. İngiliz sömürgesi olan Malezya, İkinci Dünya Savaşında Japon işgalinden kurtulduktan sonra, komünistlerle İngiliz yanlısı siyasal grupların kanlı iç savaşına sahne olmuş, Moskova destekli komünist gerilla grupları savaşı kaybetmişlerdi.
Ne varki İngiliz emperyalizmine karşı mücadele veren Malay’lar arasında Türkiye’de hilafetin kaldırılışı büyük tepkiye yol açmamıştı. Malezya Bulletin dergisi o tarihlerde, “Hint Müslümanları arasında büyük tepki gören ve ünlü şair İkbal’in Atatürk’e kızmasına neden olan Hilafetin ilgası meselesi, Malezya’da önemsiz bir etki yaratmıştır” diye yazıyordu. Malezya’yı inceleyen yazar Richond Wheeler, Modern Malay adlı kitabında şunları yazıyor:
“Mustafa Kemal’in portrelerinden yüzlercesi Hintli Müslümanların dükkanlarından, genç Malaylar (Malezyalılar) tarafından satın alınıyordu. Antant devletlerinin ezici güçlerine karşı, Asyalı bir gücün kafa tutması fikri genç Malay aydınlarını heyecanlandırmıştı. Malay basını Atatürk reformlarının bir gün Türkiye’yi taklit ederek Malezya’da uygulanacağı günlerin yakın olduğunu öne sürüyordu. O dönemde Malezya’daki İslamcı muhalefet yok denecek kadar azdı. 1920’ler ve otuzlu yıllarda yayınlanan kitap ve makaleler de Türkiye’deki reformları konu etmektedir. Kelantan’da bir basımevi Atatürk’ün biyografisi dahil, Türk devrimini yansıtan çok sayıda kitap yayınlanmıştı. Malezya’nın o yıllardaki en önemli İslamcı reformist düşünürlerinden Seyyit Şeyh Ahmet El Hadi, yayınladığı El İhvan dergisinde, Atatürk reformlarının bütün İslam ülkelerinde izlenen yol olduğunu belirtiyordu. Ne var ki şapka devrimi Malay Müslüman önderleri arasında eleştirilmişti. Malezya’nın ünlü başkanı Tunku Abdurrahman ise bu ülkenin basınında “Kemal Atatürk biçiminde bir adam” olarak tanımlanmıştı.
Malezya ile AKP’nin İslami modeli arasındaki benzerlikler, Kurtuluş Savaşında Bolşevikler’le olduğu gibi, Türkiye’de İslamcı ve Hilafet yanlılarıyla ittifak yapan Kemalizmin giderek bu ittifakları bozmasının tarihçesi bağlamında anlamlıdır. Malezyalı İslamcılar gibi Türkiye’deki İslami hareket de Atatürkçülüğe “özde değil, sözde” bağlıydı.
 Malezya örneğini incelemek Kemalizmle İslam dünyası arasındaki ilişkilerin tarihini incelemeyi gerektirir. Türkiye’deki İslami modelin geleceği Cezayir’in FİS’i ile Malezya’nın İslami Demokratik iktidarı arasında bir yerde gidip gelmektedir. Onun geleceğini Türkiye’nin iç dinamikleriyle bağlı dış dinamikler, jeopolitik, tarih ve ekonominin koşulları belirleyecektir.
 Aslında mesele, Türkiye modelinin seksen yıllık macerasının bir türlü Batılı anlamda “milli” olamayışından kaynaklanmaktadır. Hastalık, merkez sağ ile merkez solun alt kutuplar gibi görünmesine karşın, küresel kapitalizme olan göbek bağından kaynaklanıyor.

Yazarın Diğer Yazıları