Meral Akşener: "Sinema salonundayız, önümüzü göremiyoruz"

A+A-
Ahmet TAKAN

Siyasetin yoğun ve boğucu gündeminden kurtulalım dedik; davet üzerine İYİ Parti lideri Meral Akşener ile Türkiye'de önceki gün vizyona giren Yıldız Savaşları: Son Jedi filmini izlemeye gittik. Baştan söyleyeyim siyasetin sıkıcı gündeminden kopamadık!..

Bilet bulma zorluğu yüzünden İYİ Partililer Ankara'da bir AVM'de özel bir salon ayarlamışlardı. Filmin gösterimi başlamadan önce İYİ  Parti Genel Sekreteri Aytun Çıray ve Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Ersagun Yücel ile gündemi şöyle bir harmanladık. Akşener, sinema salonlarının bulunduğu yere geldiğinde vatandaşların yoğun bir ilgisiyle karşılaştı. Sohbet etmek isteyenler, şakalaşanlar, beraber fotoğraf çektirenler, kucaklaşan gençler... Hâl böyle olunca filmin gösterim saati de biraz sarktı. Salonda, filmi izlemek için bize ayrılan yere Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın ve eşi Gönül Aydın ile birlikte geçtik. Muhabir arkadaşlarımız Akşener'in yakasını bırakmadı. Gündeme dair sorular peş peşe geldi. İşin haber faslına az sonra geçeceğiz. İzlenimlerden devam edelim;

Salon yarı karartıldı. Gişe rekorları kıracak film başlamadan önce beyaz perdede İYİ Parti'nin reklam spotu  görüldü; "Güç İYİ'nin yanında olsun".

Meral Akşener, "zorluk insana neler bulduruyor" dedi. İktidar partisinin baskı ve tehditleri yüzünden medya ambargosu uygulanan İYİ Parti -doğrusunu söylemeliyim- çok iyi bir strateji belirlemiş. Yıldız Savaşları filminin gösterimini yapan Ankara'da 11, İstanbul'da 28, İzmir'de 5, Antalya'da 2, Bursa'da 2, Denizli'de 1, Eskişehir'de 1, Kayseri'de 1, Kocaeli'de 1, Konya'da 1  olmak üzere toplam 53 büyük salonda reklam spotu filmin öncesi ve arasında gösteriliyor. "Güç İYİ'nin yanında olsun" filmin ana teması "güç"e uygun olarak belirlenmiş. Vakti zamanında TRT'de yayınlanan Uzay Yolu dizisinin Kaptan Körk'ü, Mr. Spak'ı, Atılgan'ın seyir defterini izleyerek büyümüş bir  kuşağın ferdi olarak Yıldız Savaşları'nın bu versiyonundan da çok etkilendim. İyiler kötülerle savaşıyor, umut ve manevi güce odaklanarak sonunda kötüleri mağlup ediyor. İyiler kötülerle savaşa giden her ferdine "güç seninle olsun" temennisinde bulunuyor. Filmde iyilerin en önemli güç unsuru gençler ve kadın komutanlar. Filmi seyrederken Akşener'in bundan ayrı bir keyif aldığını  bizlere hissettirdiğini de belirtmeden geçemeyeceğim. Biraz kıskandım ya! Neyse..

 Patlamış mısırlarımızı elimize alıp filmi seyretmeye başladığımızda Meral Akşener'in yaklaşık 2 senedir sinema salonunda bir film izlemeye imkân bulamadığını da öğrendik.

Film arasında İYİ Parti lideri Meral Akşener, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Önce Pazartesi günü İstanbul'da Kudüs için  olağanüstü toplanan İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesinde alınan kararları değerlendirdi. Başlıklarla:

"Kudüs dünyanın her yerinde yaşayan Müslümanlar açısından önemli bir konu. Fakat ben bugün özellikle izledim yani Türkiye'nin toplantıya çağırması İslam ülkelerini, bunlar hepsi güzel şeyler. Fakat orada gördüğüm şey ses tonları, vücut dilleri sadece bir kınama ile sitem geçiştiriliyor gibi. Bu doğru bir şey değil."

 --Bu kararın devamı gelmeyecek gibi mi İslam ve Arap dünyasından?

Ben gelmeyecek gibi görüyorum, çünkü Mısır ve Suudi Arabistan'ın bu sistemin dışında kaldığını düşünüyorum. Çok alt seviyede katıldı Suudi Arabistan biliyorsunuz. Böyle bir durumdan ne çıkar, Kudüs meselesinin Trump'ın anlıyorum ki kendi Amerika'daki durumuyla da alakalı bir adım bu.

--Trump böyle bir kararı neden alır?

Valla, bir Amerikalı gazeteciye ben ne düşündüğünü sormuştum Trump hakkında röportaj için geldiğinde. O da demişti ki, 'ne yapacağı hakkında her dakika sıradan Amerikalılar yüreğimiz ağzımızda' şeklinde böyle bir algısı var. Doğrudur, eğridir onunla ilgili bir şey diyemeyeceğim. Ama dünyanın içinde bulunduğu şartlar çok farklı ilerliyor. Gördüğüm şey şu, dış politika her yerde iç politikanın öznesi haline dönüştü. Bizde de öyle, diğer yeni ortaya çıkan liderlerde de aynı şey var. Dünyanın tümüne baktığınız zaman sağduyuya, her ülke için geçerli devlet aklına ciddiyetle ihtiyaç var. Suriye'de benim asıl dikkatimi çeken Putin'den sonra, o ziyaretlerden sonra Suriye'de anlıyorum ki, Esad ile bizim arkadaşlar tekrar 'kardeşim Esad'a dönecekler. Bu anlaşılıyor ki, kabul edilmiş ama şimdi açık hale dönüşmesi gerekecek. Demem o ki, Suriye'de Şam'da Emevi Camisi'nde namaz kılmaktan bir ölçüde İran'ın özellikle Irak'ta ve Suriye'de her iki ülkede de yani Orta Doğu'da Rusya'nın Türkiye'nin önüne geçtiği ve üstüne doğru yani şöyle diyebilirim, Rusya bizim kuzey komşumuz değil güney komşumuz oldu. Bütün bunların neticesinde.

--Sizce Afrin'e o operasyon gerçekleşecek mi?..

Soçi'deki görüşmeye dönersek, Türkiye'nin kırmızı çizgileri birer birer gidiyor. Cenevre'deki masaya kim oturacak? Biliyorsunuz taraflar diye bir kavram ortaya çıktı. Hem Amerika'nın hem Rusya'nın PYD /YPG'yi oraya oturtacağı anlaşılıyor. Bunun bir adım sonrası, ben Dışişleri Bakanlığı'nın resmi beyanını okudum bugün arkadaşlarımız getirdiler. Orada siyasi bütünlük diyor. Suriye'nin siyasi bütünlüğünü yani Türkiye'nin resmi görüşü bu. Toprak bütünlüğü değil siyasi bütünlüğü. Bu ne demek oluyor?..

--Suriye'nin toprak bütünlüğü değil siyasi bütünlüğü tartışılıyor.

Bizimkilerin söylediği o. Resmi Dışişleri Bakanlığı'nın yazdığı metni söylüyorum ben. Dolayısıyla günün sonunda asıl çok büyük vaveylerle yola çıkıldı Orta Doğu'nun ağabeyi olmak üzere sınırlarımızın ağabeyi olmak üzere yola çıkıldı. Gelinen noktada Rusya bizim güney komşumuz oldu. Sonuç bu.

--Erken seçim olacak mı olmayacak mı çok tartışılıyor.

Ben 15 Temmuz'u öngörüyorum. Bu konuda bir bilgim yok. Yani şartlar açısından bakıldığında 2019 olmaz yani 2019'a seçim kalmaz. Yerel seçimlerde Adalet ve Kalkınma Partisi hep düşük oy aldı bugüne kadar. Genel seçimlerde daha iyi sonuçlar aldı. Temel bilgiler ışığında bir yorum yapıyorum. Yerel seçimi sonraya bırakır.

Bugün duydum ama henüz hukukçulara sormadım... Sayın Erdoğan, daha önce bir seçim yapacağını ve bu seçimde de cumhurbaşkanlığı yani bildiğimiz eski cumhurbaşkanlığı seçimini yapmayı düşündüğünü bakın tekraren söylüyorum; hukukçulara sormadım akşamüzeri görüştüğüm bir arkadaşımın söylediği bir iddia. Ve 5 yıl, çünkü 2019 diye karar alındı ya onu öne almak için tekrar karar çıkması gerekiyor. Böyle bir iddiada bulundu. Ama dediğim gibi bunun hukuki bir değeri var mıdır yok mudur onu bilmiyorum sormadım çünkü. Buraya gelmezden evvel görüştüğüm bir arkadaşımın söylediği. Yani bütün bunlar speküle edilen konular. Bunun arkasında da şu var. Bir kaos var Türkiye'de şu anda. Yarının ne olacağına dair vatandaşlarda da var. İktidardan herkese yansıyan hepimize yansıyan bir önünü görememe. Şu anda karanlık aynısı, sinema salonundayız ve önümüzü görmüyoruz. Böyle bir kaotik durum var. Ben tez elden bir kere bir nefes almalarını öneriyorum. Özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi yöneticilerine. Şöyle bir nefes alsalar iyi olacak. Ve bu gerilimli, insanları hakikaten birbirinin karşısına diken kutuplaştırıcı dilden de uzaklaştırılmasına büyük ihtiyaç var."

Siyasetçilerle sinemaya gidip film izlemek işte böyle bir şey!..

Yazarın Diğer Yazıları