Yeni Çağ Gazetesi

İDLİB'DE GARANTÖR OLUP KIBRIS'TA GARANTÖRLÜKTEN VAZGEÇMEK

19 Eylül 2018 Çarşamba 00:00

Suriye... İlk düğmesi yanlış iliklenen gömleğin iki yakası nasıl bir araya gelmezse Erdoğan yönetiminin Suriye politikası da öyle hatta daha da kötü. İlk düğme bırakın ikinciyi en sondaki ilikte. İlk düğmeden kastımız Esad yönetimiyle iş birliği. Böyle olunca da alt üst olan, iflas eden, çöken bir Suriye politikasıyla karşı karşıyayız. 

Suriye'de bitti bitiyor denilen savaşı kargaşayı, yeni bir safhaya götürecek kriz noktası. Astana süreci garantörlerinin çatışmasızlık bölgesi mutabakatındaki riskler konusunda uyarmış, kırılgan olduğunu, Suriye'nin bölünmesine neden olabileceğini söylemiştik.

Bu resim şimdi İdlib'de oluşuyor. Başkanlığını yaptığım 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü'nün çalışmalarında defalarca uyardık.

İdlib, Türkiye'nin gündeminde henüz böyle yok iken Enstitümüzün uzmanlarından Erol Başaran Bural 07 Mart 2018'de "Suriye İç Savaşında Pandora'nın Kutusu: İdlib" başlıklı yazısında İdlib'in ne derece tehlikeli bir kriz noktası olduğu konusunda çok net uyarılar yapmış.

İdlib'de yumurta kapıya gelince panik içinde fevri davranış ve kararlarla imkânsızı yapmaya yani İdlib'de çoktan açılmış Pandora'nın Kutusu'nu kapatmaya çalışıyoruz.

Astana'da PKK/YPG'yi kapsamasa da IŞİD-Kaide terörüyle mücadele üzerine kurulmuş bir ortaklık var. Sıra Türkiye'nin en akıl almaz görevi (El Kaidecileri silah bırakmaya ikna etmek, teröristlerle ılımlıları ayrıştırmak) üstlendiği İdlib'de. Ve biz şimdi "görevimizi yapacağız, zaman tanıyın, Suriye-Rusya operasyon yapmasın ateşkes ilan edilsin" diyoruz. Sözde ılımlı silahlı muhalifleri tek destekleyen ülke Türkiye kalmışken teröristlere ateşkes ilan edilsin önerimizi de canlı yayında tüm dünya duyuyor.

Rusya, Ocak 2018'den buyana Türkiye görevini yerini getirmiyor diye uyarıyor. Diğer çatışmasızlık bölgelerinde kontrolü sağlayan Suriye ordusu İdlib sınırına yığınak yapmış, girmek için Rusya'dan işaret bekliyor. 

7 Eylül Tahran zirvesi İdlib'deki sorunu çözmek bir yana garantörler arasındaki çatlağın derin olduğunu gösterdi. Sonuç alınmadı. Üstüne üstlük Türkiye söylem ve eylemleriyle ABD cephesinde pozisyon alan bir görüntü veriyor. Aslında bu bizim için sürpriz değil. Çünkü Erdoğan yönetimi bir süredir Rusya ile ortaklık yapar görüntüsü verse de ABD cephesinden hiç ayrılmadı.

Ve 17 Eylül'de Soçi'de Putin-Erdoğan zirvesi. Karar "İdlib sınırında 15-20 km. genişliğinde ağır silahlardan arındırılmış bölge oluşturmak". Detaylar varsa bile henüz sızmadı. Kritik varsayımlar var. Gruplar ağır silahların çekilmesine karşı durmayacak, HTŞ o bölgede bulunmamayı kabul edecek, ABD rahat duracak! Bu haliyle çok kırılgan.

Bu mutabakatla;

Taraflar zaman kazandı. HTŞ-Nusra ile savaş 1-2 ay sonrasına ertelendi.

İdlib'deki teröristlerle ılımlılar arasında değil İdlib'deki tüm örgütlerle Suriye ordusu arasında ayırım yapılmış oluyor.

Her şey yolunda giderse İdlib'deki terör yapılanması daha dar bir alana (M5-M+ kara yollarının kuzeyiyle Türkiye sınırı arasına) sıkıştırılmış olacak.

İdlib'de daha sonra Afrin ve FK bölgesinin katılacağı Sünni özerk bölgesinin kurulmasının önü açılıyor. Bu Suriye'nin, dolayısıyla Türkiye'nin toprak bütünlüğünü tehdit oluşturacağı gibi Fırat'ın doğusunda PKKistan oluşturan ABD'nin ekmeğine yağ sürecek.

Silahtan arındırılmış bölge oluşturulabilirse her türlü terör örgütünün barındığı terör bataklığı sınırımıza yığılmış, sınırımızın dibinde terör örgütlerinin cirit attığı özel bölge oluşacak.

Türkiye, Tahran'da ateşkes ilan edilsin demiş Rusya, HTŞ-Nusra bu masada yok onlar adına garanti veremeyiz demişti. Şimdi Türkiye o örgütler adına garanti vermiş oldu.

İdlib'de bunlar olurken Kıbrıs'tan haber geldi. Yunan Dışişleri Bakanı'na göre Kıbrıs müzakereleri yeniden başlıyor ve Türkiye garantörlük konusunu da görüşmeye razı olmuş. 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü uzmanı Gözde Kılıç Yaşın'a göre bu Türkiye'ye kurulan büyük bir tuzak.

Ne garip değil mi? Millî dava Kıbrıs'ın Girit gibi yutulmasına, Kıbrıs Türklerinin elimine edilmesine yol açacak şekilde  garantörlüğümüzden vazgeçmeyi göze aldığımız bir süreçte, İdlib'de aralarında HTŞ-Nusra terör örgütlerinin de olduğu silahlı grupların garantörlüğüne soyunup, nelerine güveniyorsak, onlar adına Rusya ve Suriye'ye saldırmayacakları garantisi veriyoruz.

O zaman soralım: Sınırımızda toplanacak terör cerahatinin nereye doğru akacağı ve yayılacağı öngörüldü? Mutabakat yürümezse bunların silahlarının bize dönmeyeceğinin garantisi var mı?

Sınırımızda oluşan terör cerahatine da bakılırsa hem Kıbrıs hem de İdlib'de kaybetmeye adayız. Çünkü İdlib'de garantör olmak, Kıbrıs'ta vazgeçmek ölümcül hata.

Yorum Yap
Adınız Yorumunuz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları

20 Ekim 2018 Cumartesi 00:00

Yunanistan savaş yerlerinde

17 Ekim 2018 Çarşamba 00:00

Ege'de Kerpe Adası'na ABD-NATO üssü

15 Ekim 2018 Pazartesi 00:00

Kıbrıs ikinci Girit oluyor 

10 Ekim 2018 Çarşamba 00:00

Sarayda ikinci hükümet