Öfkesi dinmiyor!

Ahmet ÜNAL

Alemi güldürüyor kendisine. Yalnız süper devletlerin liderleri değil, 3. sınıf ülkelerin yöneticileri bile yüzüne bakarken bıyık altından sırıtıyorlar, arkasını döndüğünde kahkahayı basıyor. Ciddiye alınmadığını gördükçe fevrileşiyor, hırçınlaşıyor. Öfke nöbetlerine tutularak şakşakçılarının arasına dönüyor.

Dalkavukları halden anlıyor! Biri bırakıp diğeri söze giriyor: "Tüm dünya birlik olmuş liderimizi devirmeye çalışıyor. Sultanımızın yüzüne bakacak cesaretleri yok. Efendimizin mertçe karşısına çıkamadıkları için ardından komplo kuruyorlar", "Tüm Müslümanlar sizinle gurur duyuyor. Egemen güçlere ağızlarının payını veren sadece sizsiniz", "Sömürülen halkların tek ümidi sizin varlığınızdır. Filistin size dua ediyor. İsrail karşınızda titriyor!"

Egosu kabarıp biraz kendini topluyor. Bir yandan da hayıflanıyor: "Ne olurdu süper güçler bölge liderliği kadrosunu geri verse! Bundan böyle küresel oyuncu olmaya kalkışmayacağımı açıkça ilan ettim. Fakat şimdi bölgesel liderliği bile çok görüyorlar. Merkez Ülke deyince de artık akıllara sığınma merkezi geliyor. Mülteci kampına döndük! Neyse ki yandaşlarım uyanmadı. Mısır'da laiklik önerdim ama onlar beni hâlâ halife sanıyor!"

Telefonlarına çıkmadıkları, güvenmediklerini açık açık söyledikleri, üstelik özel görüşmelerini de dinledikleri aklına gelince yüzü morarıyor, alnındaki çizgiler derinleşiyor, şakaklarında damarlar kanla doluyor, gözleri bir noktaya takılıyor. Söylenmeye başlıyor:

"Beni çiğniyorlar. Devlet başkanı olarak "şunlar terörist" diyorum, inanmıyor belge istiyorlar. Aşiret yönetimlerini bana tercih ediyorlar. Gösteririm ben onlara! Askeri üsleri kapatamasam da salarım mültecileri üzerlerine o zaman görürler günlerini. Ben masada olmayacaksam kimseye bırakmam Suriye'yi. Yine anlamazlarsa, ortalığı karıştırır, kaos yüzünden ülkemdeki üslerini kullanamaz hale getiririm."

Sinirlenmeye başladığını gören ekibi devreye girer: "Efendim tebaanızı hizaya getirdik ancak yine de biat etmeyenler var. İnlerine gireceğiz ancak dünya ayağa kalkabilir. Yine de emrederseniz size güllük gülistanlık bir ülke sunarız. Muhalefet işi tamamdır. Medyayı da susturduk. Bir sosyal medya kaldı ama oraya da hâkimiz. Trollerimizle kimi istersek linç eder, sokağa çıkamaz hale getiririz. Aykırı sesler var ama oradan hepsini fişliyoruz. Hem gerektiğinde biz de kullanabiliyoruz."

Hiddetleniyor: "İstemiyorum, tek bir muhalif ses istemiyorum!.. "

Bir an, Obama'yla, Putin'le eski günlerini hatırlayınca gözleri parladı. Kısa bir iç çektikten sonra yüksek sesle bağırmaya başladı: "Nasıl olsa bizden vazgeçemezler. İhaleyse ihale, üsse üs, ne istediler de vermedik. Demokratik sistemi değiştireyim de görsünler. Birkaç laf eder sonra kabullenirler. Böylece ben de onların düşman olduğunu taraftarlarıma anlatma fırsatı bulurum."

Arap Ligi'nin kınama yayınlaması içine fena oturmuştu. Türk dünyasının da neredeyse yarısı Putin'i destekleme kararı almıştı ya, hazmedemiyordu. Böyle ne kadar devam edebileceğinden kaygılıydı. Çevresinde ikinci adam bırakmamıştı. İkincilik için birbirlerinin altını oyan üçüncü adamlarla ülkeyi yönetiyordu. Hepsinin rahatça harcayabilirdi. Fakat en küçük ihmal sonu olurdu. Geri adım atamazdı. Kendini yeniden toparladı. Ne de olsa son kozlarını oynuyordu...

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Yeni Çağ Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0212) 452 40 40 Faks : (0212) 452 40 58