Ölüm nedeni: ‘Gönül kırıklığı...’

A+A-
Adnan İSLAMOĞULLARI

Reis Joseph Nez, Perce’lerin reisiydi, savaşçı ve bilge reisi...  Yıllarca topraklarını kahramanca savundukları dağlarda beyaz adamın orantısız gücü karşısında barışa zorlanmıştı... Asker sözlerine inanmıştı onların, Reis Joseph... Kendisi de bir askerdi çünkü ve bir askerin sözü şerefiydi... Bir askerin sözü nâmusuydu... Böyle inanıyordu insanlığa Reis Joseph... İnsan söz verdi mi sözünün esiri olmalıydı... Reis Joseph ihânet nedir, yalan nedir, sadâkatsizlik nedir, vefâsızlık nedir, hile nedir, aldatmak nedir bilmiyordu, zihninde bunların karşılığı yoktu çünkü... Reis Joseph, dağlarla, akarsularla, ağaçlarla, atlarla fısıldaşırdı fakat ne dağlar, ne akarsular, ne ağaçlar ve ne de atlar böyle şeyler fısıldamıştı Reis Joseph’in kulağına... 
Oysa beyaz adam her zamanki gibi sözünde durmamıştı... 
Oysa beyaz adam her zamanki gibi ihânet etmişti kendi insanlığına, insanlığın tüm erdemlerine...
“Bana özgürlüğümü verin yolculuk edebilme, konaklama, çalışma, istediğim yerde ticâret yapabilme, atalarımın dinine inanma, kendi kendime düşünebilme ve konuşabilme ve hareket edebilme özgürlüğümü verin. O zaman her kânuna uyar, her cezaya râzı olurum” diyerek beyaz adamın mahkemesine dilekçe verdi Reis Joseph... 
Beyaz adam bu dilekçeye de kulak asmadı, ciddiye almadı bu erdem çığlığını... 
1904 yılında Reis Joseph’in kabilesi olan Nez Perce’lerden sağ kalanların sayısı ancak 287 idi. Çoğu ya çocuk ya da yaşlıydı... Çocuklar geçmişi bilmiyorlardı, yaşlılar ölümden yorulmuşlardı... 
Beyaz adama inanıp kabilesini barışa zorladığı ve teslim olmaya iknâ ettiği için kabilesi tarafından da saygınlığını yitiren Reis Joseph, ölene kadar bir kampta hapis hayatı yaşadı... Hiç özgür olamadı... Bir daha topraklarına, dağlarına kavuşamadı...  
21 Eylül 1904’te öldüğünde ABD temsilcilik hekimi raporunda ölüm nedenini ‘gönül kırıklığı’ olarak yazmıştı Reis Joseph’in...
Ölüm nedeni: ‘Gönül kırıklığı...’
***
‘Gönül kırıklığı...’ölmek için bir sebep olarak muhteşem görünüyor... 
Asil bir sükûta gömülmek... Gadre uğramış, haksızlığa uğramış, adâletsizliğe uğramış, vefâsızlığa uğramış, sadâkatsizliğe uğramış, ihânete uğramış, yalan denilen pis çukurlara itilmiş, yalanlarla kandırılmış, yalanlarla ruhu kirletilmiş, yalanlarla gönlü okşanmış, yalan bir gelecek binasına tuğla taşımış, samimiyetsizliğe uğramış, ağızdan çıkan sözleri kalpten zannetmiş, acıları gerçek, kahırları hakikat görmüş, hüzne ve gözyaşına aldanmış, şefkate ve iltifâta kanmış, merhamete aldanmış, hülâsaa inandırılmış ama inanma hissi kalbinden söküp alınmış bir ölüm sebebi olarak ’gönül kırıklığı’ ile toprağın altına girmek ve üzerine atılan toprakların sesini dinleyip huzura ermek, toprağın altındaki o büyük karanlığın içinde yokluk olmak, kırmamış ama kalbinde kırılmadık yer bırakılmamış bir beden olarak toprağa karışmak muhteşem... görkemli görünüyor...

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları