Osman Sertkaya’nın Kür Şad yazısı hakkında

A+A-
Ahmet B. ERCİLASUN

Gazi Türkiyat dergisinin 2014 Bahar sayısında tanınmış Türkologlardan Osman F. Sertkaya’nın Kür Şad hakkında önemli bir incelemesi yayımlandı. Akademik bir çalışma olmasına rağmen bu yazı, Kür Şad /Kürşat adı taşıyan pek çok kişi dolayısıyla genel okuyucu kitlesini de ilgilendirmektedir. Bu sebeple Sertkaya’nın incelemesini ele almayı uygun buldum.
Sertkaya, Prof. Dr. Ahmet Taşağıl’ın bir televizyon programında “Türk tarihinde Kürşad isimli bir kişi yoktur” mealindeki sözleri üzerine bu incelemeyi kaleme aldığını ifade ediyor. İşin aslı şudur:
Köktürklerin tutsaklık döneminde, 639 yılında bir Köktürk şehzadesi 40 küsur arkadaşıyla birlikte Çin sarayını basıp imparatoru rehin almak ve Köktürklerin kurtuluşunu sağlamak istiyor. Fakat fırtına yüzünden baskın, istenen sonuca ulaşamıyor. Köktürk şehzadesi ve silah arkadaşları vuruşa vuruşa ölüyorlar. Yani böyle bir tarihî olay vardır ve en az üç Çin kaynağında kaydedilmiştir. 
Sertkaya incelemesinde üç Çin kaynağının özgün metinlerini ve tercümelerini veriyor. Olayın Çin kaynaklarında nasıl anlatıldığını öğrenmek isteyenler Sertkaya’nın yazısına başvurabilirler. Ancak konuyu Çin kaynaklarına bakarak öğrenecek olanlar, olayın Çin bakış açısıyla yazıldığını gözden uzak tutmamalıdırlar. 
Çin kaynaklarında Köktürk şehzadesinin adı Çinceleşmiş biçimiyle Cie-şı-şuay olarak geçer. Nihal Atsız bu ismin Cie-şı kısmının Köktürkçede Kür Şad olabileceğini düşünmüş ve 1946’da yazdığı ölümsüz romanı Bozkurtların Ölümü’nde bu millî kahramanı Kür Şad olarak âdeta yeniden diriltmiştir.
Atsız Armağanı adlı eser için Nihal Atsız’ın hayatını kaleme alan Osman Sertkaya bu vesileyle 1974-75 yıllarında sık sık Atsız’la görüşmüş ve bu konuda onun düşüncesini de bizzat ağzından dinlemiştir. Cie-şı-şuay bir Köktürk şehzadesi olduğu için Atsız, şı kelimesinin “şehzade” kavramını ifade eden “tigin” veya “şad” sözlerinden biri olabileceğini; Cie’nin de Kül Tegin’deki Kül sözünün r’li varyantı olabileceğini düşünmüş ve Çinceleşmiş adın Türkçe rekonstrüksüyonunu Kür Şad şeklinde yapmıştır. Bunu bizzat Sertkaya’ya söylediği gibi Türk Ansiklopedisi’nin Kül Tegin ve Kür Şad maddelerinde de yazmıştır. Buna göre Kür Şad rastgele bir uydurma değil, Nihal Atsız’ın teklifi olan bir rekonstrüksüyon, bir yeniden kurmadır. 
Atsız’ın yeniden kurması doğru da yanlış da olabilir. Ancak yanlış da olsa bu durum, roman kahramanı olan Kür Şad adını etkilemez. Çünkü romanlar gerçek olaylara dayansa bile neticede itibari / kurmaca (fiktif) eserlerdir. Ayrıca roman kahramanlarının kişi adı olarak kullanılması da yaygın bir gelenektir. Bu bakımdan adı Kür Şad / Kürşat olanların üzülmesine gerek yoktur; onlar millete mal olmuş bir romanın kahramanının adını taşımaktadırlar ve hiç şüphesiz bu kahraman 639’da Çin sarayını basan Cie-şı-şuay’ın 20. yüzyılda hayat bulmuş karşılığıdır. 
Bir başka nokta da şudur. Kür ve Şad isim ve unvanları Türk tarihinde birçok defa kullanılmıştır. Bilge Kağan 19 yıl şadlık yapmıştır. Oğuz Kağan’ın amcasının adı Kür Han’dır. Ayrıca tarihimizde Kür Apa, Kür Beğ, Kür Buka adlı şahsiyetler vardır. Bunlar için en iyi kaynak, Faruk Sümer’in Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı tarafından 1999’da basılmış “Türk Devletleri Tarihinde Şahıs Adları I-II” adlı eseridir. Mesela Kür Beğ Hüsameddin, Harezmli beğlerden Berke’nin oğludur. Ayrıca kür kelimesi, Atsız’ın Sertkaya’ya dediği gibi bugün “gür” (gür saç, gür ses vb.) olarak yaşamaktadır. Ancak tarihî şahsiyetlerin adı olarak kür, “azimli, yürekli, korkusuz” demektir; DîvânuLugâti’t-Türk’te kelimeye bu anlam verilmiştir. Kutadgu Bilig’de de “kahraman” anlamında geçmektedir. 
1946’da Bozkurtların Ölümü’nün ilk baskısıyla birçok kişi Kür Şad adını almış ve hatta aynı isim, Ahmet Haldun Terzioğlu ile Orhan Yeniaras’ın romanlarının adlarına da girmiştir. Ancak daha 1934 yılındaki Orhun dergilerinde Atsız’ın Kür Şad hakkında bir inceleme yazdığını hatırlıyorum. Doğru hatırlıyorsam Kür Şad adının ihyası 12 yıl geriye gidiyor demektir. 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları