Paçavrayı sonunda elimizle göndere çektik

"Hani benim balonlarım vardı" denen şarkıdaki gibiyiz. Bir zamanlar esip gürleyenlerin haline bakın. Evcil kediye döndüler. Geldikleri duruma "Bu ne yaman çelişki annem" bile diyebiliriz. Kırmızı çizgileri kendileri çekip, kendileri sildiler. Barzani ailesinin sınırlarımıza diktiği "Sözde Kürdistan bayrağı"nı yıllarca seyrettiler. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Konuk Evi'ne biz çektik.

Her gösterilerinde Nusra işaretini sembol yapanlara fazla bir şey söylemek istemiyorum. Tuttukları yol, amaç belli. Sıranın Türk Ordusu'nda "sakal bırakma izni"ne geldiğinin farkındayım. Geriye son hamle kalıyor. Ondan sonrası malum. "Adım adım hedefe gitmeleri" birlikte seyrediyoruz. Çok şükür arada Ozan Arif gibi patlayanlar var "Adam dedim, adamları sandılar" diye seslendiği Devlet Bahçeli ve şürekâsından tık yok. Bu nasıl milliyetçilik? Bu nasıl Türkçülük? Varsa yoksa Recep Tayyip Erdoğan'ın kapıkulluğu. Hızla yuvarlanıyoruz farkında değil misiniz? Kapıya dayanan felaketi görmezden mi geliyorsunuz? Bunun adına "gaflet uykusu" demek dahi mümkün değil!

***

Kayıkçı kavgası

Türkiye girdaba sürüklenirken ekrandaki kayıkçı kavgaları devam etmekte. Bunlara katılanları Amerikan güreşçilerine benzetiyorum. Birbirlerine bağırıp çağırarak saldırıyorlar. Sonuç hep berabere. Şike oğlu şike. Tartışmacıların önemli ismi Burhan Kuzu bile hızını kaybetti. Hani dövüş horozları belli yaş sonunda, kümeste bırakılır ya, onlara döndü. Arada bir sesi çıksa da artık gür değil. Aynı şeyleri söylediğinin farkında. Malzemesi tükendi. Tarafsız Bölge'de -A. Hakan Coşkun'a başsağlığı diliyorum. Ata Nine kaybının üzüntüsünü iyi bilirim- CHP'yi bu defa Muharrem Erkek temsil etti. Gerçekten bilgili. Önemli yanı iyi laf etmesi. Erkek'in söyledikleri bilenler için yeni değil ancak sunuş şekli fevkaladeydi. O da 16 Nisan günü "Tek Adam Yönetimi"nin oylanacağını ifade etti. Kuzu Hocam daha "propaganda kitapçığı"nı çıkarmadan benim yazdıklarımı hatırlayın:

"Erdoğan, Meksika tipi başkanlık istiyor. Çünkü yargının başı da olacak". Muhalefet benim aylar önceki teşhisimi yeni fark etti. Bıraktık milletvekillerinin seçiminin tek kişide olmasını. "Parlamentoyu fesih yetkisi"ni de alıyor. "Demokles'in Kılıcı" gibi sallayıp duracak. Ondan sonra ayıklayın pirincin taşını.

***

Bu oyun yetmez

Galatasaray'ı evinde yenmek güzel. Beşiktaşlı olarak mutluyum. Ancak iyi mi oynadık? Değil. Düşünün ilk yarıda tek şutumuz vardı. O da 32. dakikada. Gol, fanatiklerimize göre şahane, bana göre şans. Carole diye bir adamları var, yaptığı 6 ortanın tamamını Marcelo'ya isabet ettirdi. Podolski, iki tane yüzde yüzlük topu dışarı attı.

Yine Kartal'a dönecek olursak bu oyunla Fenerbahçe'nin akıbetine uğrayabiliriz. Yönetim, Olimpiyakos önüne süreceği takımdaki Attibaların sayısını artırmak zorunda. Yoksa, Allah korusun Yunan Savunma Bakanı'nın yeni malzemesi oluruz.

Gelelim maçın naklen yayınına. Bu kadar kötü görüntüleri ekrana taşımak yeteneksizlik olsa gerek. Reha Kapsal'ı duymak mümkün olmadı. Yeni adıyla beIN Sport'un çok acele yönetmen ve ses teknisyenlerine ihtiyacı var.

...

Öte yandan Leicester City-Liverpool maçını geç saatte olduğu için rahat izledim. Ev sahibi ekip, aylar sonra "şampiyon" gibi oynadı. Oyuncular ve taraftarın, yönetimin kovduğu Raineri'ye sahip çıkışı göz yaşartıcıydı. Demek ki başarıyı yaratanlar unutulmuyor. İngiltere için "Futbolun beşiği" yakıştırmasını boşuna etmemişler.

***

KÜÇÜK NOTLAR: Şeffaf Oda'da izlediğim İrem Derici'deki değişime şaşırdım. "Navarro'nun Topları" filmini hatırlattı...

TRT Müzik'te müthiş bir TSM programı izledim. Boğaziçi'nden müzik ziyafeti soloları ve korosu ile inanılmazdı. Yönetmen Samim Var'ı kutlamayı görev biliyorum.

Yazarın Diğer Yazıları