Sığınmacı sorunu ve Türkmenler

A+A-
Sadi SOMUNCUOĞLU

Yıl 2009, vizeleri kaldırma kampanyası açılmıştı; "100 ülke ile vize muafiyeti anlaşması yapıldı" müjdesi verildi. Sessizce Afrika'dan akın başladı ve birçok ilimize yerleştirildi. Rahat yaşasınlar diye belli bir ücret de veriliyor, hayatlarından memnunlar.

Yıl 2010, "Arap Baharı" başladı. BOP'a göre "demokrasi ve özgürlük" getirecek olan "Arap Baharı!" tuzağında Türkiye etkin rol aldı. Kısa zamanda yayılan ve silahlı iç çatışmaya dönüşen olaylarda taraf oldu. Sonunda, sıra Suriye'ye geldi, dünyanın en azgın teröristleri bölgeyi üs yaptı. Yetkililerimiz açıklıyor, sadece "Suriye'de 500 bin kişi can verdi, ülke harabeye döndü" diye. Kendi ölçeğinde tarihin en büyük insanî meselesi ve göçü başladı; devam ediyor. Şu anda Türkiye'ye gelenlerin sayısı 4 milyon olarak bildiriliyor. Neticede, Orta Doğu kanlı bir bataklığa döndü, ülkemize sel gibi gelen sığınmacı akını başladı. AKP iktidarı "açık kapı siyaseti" uyguladığını ilân etti. Sadece Irak ve Suriye için değil, dünyanın her yerinden gelenler için...

***

AB ile 2014'te yapılan "Geri Kabul Anlaşması" ile üçüncü ülkelerden AB ülkelerine gelen sığınmacılar Türkiye'ye döneceklerdir. Sayılarının bir milyon civarında olduğu söylenmektedir. Bu sayıya, Musul ve Halep'teki çatışmalardan geleceği tahmin edilen bir milyon da ilâve edildiğinde, sayı 2 milyon olmaktadır. Türkiye'deki 4 milyonla birlikte toplamın 6 milyona çıkacağı hesaplanmaktadır.

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan konuyla ilgili olarak açıkladı: "...krize rağmen Türkiye, 'açık kapı politikası' izledi. Din, dil, ırk ayrımı yapmadan herkese sınırlarını açtı. 10 milyar dolar Suriyeli kardeşlerimiz için bugüne kadar bütçemizden harcama yaptık. Ama gelen dış yardımlar nedir? 462 milyon dolar. Her meselede yalnız bırakıldık. Göçmen meselesinde yalnız bırakılmıştır. Terörle mücadelede yalnız bırakılmıştır." Mehmet Şimşek ise; "Sığınmacılar geçici değil, kalıcıdırlar. Dünya bizimle iftihar ediyor" demek suretiyle bunların vatandaş yapılacağını bildirmektedir.

Bu "açık kapı siyaseti" sözde, din, dil, ırk farkı gözetmeden herkese açık deniliyor da, uygulamada Türkmenlere kapalı olduğu gizleniyor. Bu ayrımcılık IŞİD saldırılarının yoğunlaştığı sırada, sınırdan herkes geçerken Türkmenlere hayır denildi. Bin bir zorlukla ve başka kimliklerle Türkiye'ye sığınan Türkmenlere, uzun süre kimlik ve oturma izni verilmedi. Sonradan verilse de kısa süreliydi. Şimdi süresi dolanlar yenilenmiyormuş. Türkmenler hastaneye gidemiyorlar, çalıştıkları işlerden çıkarılıyorlarmış. Bu muamele her şeyden önce insanlık dışıdır. Sonra burası Türkiye Cumhuriyeti; bazı yöneticiler adını söylemeyi ar saysalar da, bu vatan Türk Milletine aittir. Türkmenler, Türk Milletinin bir parçasıdır. İnsanın kanını donduracak bu utanç konusunda acilen bir açıklama yapılmalıdır.

***

Varlığımızı tehdit eden birçok meseleyle uğraşırken, şimdi de bir "sığınmacılar" meselesi çıktı. Gerçekçi bir şekilde düşünüldüğünde, büyük boyutlu bir meseleyle karşı karşıya bulunduğumuz görülecektir. Her şeyden önce, karşımızda bir insanlık faciası vardır. Sokaklara bakıldığında bütün boyutlarıyla görülmektedir. Küçük yaştaki kız çocukların pazara düştüğü, hırsızlık ve cinayetler işlendiği; eğitimsiz, işsiz, evsiz, korunmasız, aç-susuz insanların perişanlığı, kabul edilir gibi değil.

Türkiye açısından bakıldığında; ciddi millî güvenlik sorunu olduğu şimdiden bellidir. Milletimizin aniden gelen milyonları hazmetmeye kapasitesi müsait değildir. Bunun sonunda, ekonomik, kültürel, sosyal, politik, sağlık ve eğitimde, altından kalkamayacağımız sorunlar çıkacaktır. Vatandaşlarımız, şimdiden sınır bölgelerimizden batı illerimize göç etmeye başlamıştır. Bir de sığınmacıların vatandaş olduklarını, siyasetin malzemesi yapıldıklarını düşünürsek ne biçin gerginliklerin yaşanacağını tahmin etmek zor değildir. Ülkemizi yeni bir "azınlık" meselesi bekliyor demektir.

AKP iktidarında ülkemiz içeriden ve dışarıdan kuşatılmıştır. Devlet yapısı ve Türk Milletinin dokusuyla alabildiğine oynanmıştır. Şimdi de dünyada sadece Türkiye, 6 milyon sığınmacıyı "iştahla" kabul ederek nüfus yapımızı ve millî güvenliğimizi bozacak bir yola sokulmuştur.

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları