Son "kumpas" FETÖ'yle mücadeleyi sulandırmak için mi!

A+A-
Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

FETÖ denilen yapıyla "hiçbir bağı olmadığı ve delillerle bunu ispatlamasına rağmen Şubat 2017'de açığa alınıp, 14 Temmuz'da da ihraç edildiğini" iddia eden Rahim Öz'den 7 sayfalık, uzun bir yazı aldım.

"Hakkındaki suç istinadını duyar duymaz, savcılığa koşarak, incelenmesi için telefonunu bizzat teslim ettiğini ve ilginç şekilde başka birçok mağdur gibi onun ByLock tespit tarihinin de şehirlerarası yolculukta olduğu bir tarihe denk geldiğini, yine bunu da delillerle ispat ettiğini" ileri süren Öz, kendisiyle aynı durumdaki çok sayıda kişinin bu durumu yaşama sebeplerini araştırmış.

ByLock'un delil niteliği zedeleniyor

Vardığı sonuç şu:

"FETÖ'cüler, ByLock gibi önemli bir delilde, listelere masumları katarak davaları sulandırmak ve bunun sonucunda adı geçen programın delil özelliğini yitirmesine çalışıyor.

 Bu arada FETÖ mensubiyetini gösteren diğer deliller önemsizleştiriliyor.

Evini, arabasını satıp talimat üzerine Bank Asya'ya para yatıran, derneklerine ve sendikalarına üye olan, her türlü toplantısına ve aktivitelerine katılmış olan kişiler "bende ByLock yok ki" demeye başlıyor. Hatta görevlerine iade haberleri geliyor!"

 MİT'in teknik raporunda her şey açık

Öz'ün büyük oranda MİT Teknik Raporu'na dayandırdığı yazısına göre, "MİT'in 2016 yılı başlarında uygulama sunucusunu ele geçirerek, veri tabanından kullanıcı NO -gerçek kimlik eşleştirilmesiyle tespit ettiği  kullanıcılar arasındaki trafik ve bu trafiğin içeriğiyle belirlediği yaklaşık  60 bin kişilik '1. Liste' büyük oranda doğru ve fiziksel- hukuki delil olarak kullanılabilir. Çapraz doğrulaması yapılarak birçok şey daha elde edilebilir.

Mesajlar üzerinden değil sadece operatörden ve BTK'dan alınan IP erişim kayıtları ile hazırlanan '2. Liste' ise doğruluğu konusunda kuşkuların bulunduğu, AVEA operatöründen kaynaklı mağduriyetlerin olduğunu yetkililerin de teyit ettiği liste... (İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu, operatörlerden kaynaklı 40 bin hata olduğunu bunların düzeltileceğini belirtmişti.)

Burada mağdurların önemli bir kısmının, programın tespit edildiği tarihte şehirlerarası yolculukta olması bir tesadüf değil, bu operatörün IP'leri sık değiştirdiği için bu duruma düştüğü düşünülmektedir.

Neden hep aynı operatörün kullanıcıları?

Neden ByLock kullandığı iddia edilenlerin büyük çoğunluğu AVEA hat kullananlar arasında?

Belli ki Turkcell ve Vodafone BYLOCK görünen mükerrer IP'lerin NATloglarını ayırıp MİT'e vermiş. AVEA ise yine belli ki NAT kayıtlarını tutmadığı için BYLOCK olan IP'leri mükerrer olarak ayırmamış, IP'deki herkesi MİT'e bildirmiş!

Cumhurbaşkanımızın da tabiri ile bir çöplük ,pislik yuvası olan TİB, %85'i FETÖ mensubu olan bir kurum.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı, bir duruşmada "ByLock ile bin 315 kez bağlantı sağladığına dair tespit var. Ancak bu bağlantılar 13 Kasım 2014'te gerçekleşiyor. Sen savunmanda 2014 Ekim'de gerçekleşen HSYK seçimleri için ByLock'u kullandığını söylüyorsun." Diyerek çelişkiye dikkat çekmişti.

Bu, MİT ByLock Teknik Raporu'nda da geçen; FETÖ'cülerin sunucudaki Kasım 2014 öncesi erişim log kayıtlarını sildiğini ve operatörler aracılığı ile TİB'e gönderilen ve orada saklanan internet erişim IP kayıtları ile oynadığını göstermektedir!

Mağdurlar nasıl ayrılacak?

Mağdurlar ile ByLock kullanmış FETÖ'cüler arasındaki farkları net ortaya koymak lazım. Gerçek kullanıcılar "ByLock delil olamaz" derken, mağdurlar "ByLock FETÖ mensubiyetini gösteren çok önemli bir delildir" diyor. Gerçek kullanıcı FETÖ'cüler, telefonları imha ederek tüm delilleri karartarak her türlü yalanları uydurmaları yaparken; mağdurlar suç istinat edilen telefonu koşarak savcılığa teslim ediyor, geçmişte FETÖ'yle alakası olmadığını gösteren her türlü delili ilgili yerlere sunuyor..."

 

---

 

Siz kimi kandırıyorsunuz zaten saldırı altındaydı!

 

Habere göre; Diyarbakır'da Şeyh Sait Meydanı'ndaki Atatürk Anıtı yeni bir "eli çekiçli"nin saldırısına uğradı.

Halbuki asıl saldırı; Atatürk Anıtı'nın bulunduğu meydana Atatürk Cumhuriyeti'ne isyan eden Şeyh Sait'in adının konulmasıydı.

Atatürk'ün hatırası o günden bu yana işgal altındaydı..

O işgale direnmeyen, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde bir hainin adının bayraklaştırılmasını engellemeyen bir kısım iktidar sahibinin göstermelik tepkisi mide bulandırdı!

  • Yorumlar 10
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları