Turan yolunda şehit olan kahraman; Enver Paşa

A+A-
Muhiddin NALBANTOĞLU

Yeryüzündeki son Türk İmparatorluğu olan Osmanlı cihan devletinin son şahlanması olan Cihan Savaşı yenilgi ile sonuçlanmıştı. Devrin bütün aydınları büyük bir ızdırap içinde idiler. Süleyman Nazif “Yeryüzünün hiç bir milleti bu kadar azim ve inat ile savaşmamış ve hiçbir tarih kapanmamak için bu kadar büyük bir savaş vermemiştir...” diyordu. Payitahtımız İstanbul, haçlılar tarafından işgal edilmek üzere idi. Türk ordularının son başkumandanı olan Enver Paşa çeşitli maceralardan sonra Türklerin Anayurdu Türkistan’da istiklal ateşini yakmak için Orta Asya’ya koşuyordu. Dilinde kendisinin Başkumandan olduğu yıllarda söylenen Turan Marşı’nın nağmeleri vardı:
...Ulu Tanrım, esir olan güzel Turan
Daha kaç yıl hakanına hasret çeksin
Sen nasip et, altun ordu elde Kur’an
Otağını Kut dağına kursun, amin...
Cihan Savaşında esir Türk elleri şafak bulutu içinde ansızın belirecek olan kurtarıcı Türk ordularını bu marş ile bekliyorlardı. Ne kadar yazık ki, Türk mağlubiyeti bir çığ gibi üstümüze çökmüştü. Enver Paşa’nın Türkistan’da yaktığı bu yeni istiklal ateşi de hüsran ile sonuçlanmış, Ruslarla savaşırken şehid olmuştu. Onun 4 Ağustos 1922’deki şehadet haberinin Kuvayı Milliye Ankarası’na ulaştığı aynı gün, Mustafa Kemal Paşa TBMM tarafından Başkomutan seçilmişti. O sabah Reuter Ajansı’nın Enver Paşa’nın şehadetini içeren telgrafı da Mustafa Kemal Paşa’ya verilir. İmparatorluğun son Başkumandanının şehid olduğu dakikalarda, yeryüzündeki son Türk devletinin Başkumandanı seçiliyordu. Kemal Paşa’nın ilk sözü şu olmuştu: “Merkezi hâke atsalar da bizi/ Kürrei arzı patlatır çıkarız.” Namık Kemal’in bu mısralarından sonra yanında bulunanlara, Enver Paşa’nın bütün hayatının özeti olan şu sözünü de ekliyordu: “Zuhuru bir efsane, ölümü bir destan, ortasını da Allah’a bırakalım...”
Enver Paşa’nın bütün ailesi bir kahramanlar silsilesi idi. Kardeşi ve amcası da kahramandılar. Kutulammare’de tam teşkilatlı bir İngiliz ordusunu, başlarında başkumandanları General Tawsen de olduğu halde esir alan Halil (Kut) Paşa da o ailedendi. Bakü’yü kurtaran Halil Paşa da o idi.
Kardeşi Nuri Paşa’nın hayatı da aynı kahramanlıklar ve şehadetle sona ermiştir. Enver Paşa’nın tensik ettiği Türk orduları daha önce birkaç ay içinde dört bozgun vermiş bir ordu iken, Cihan Savaşında dört yıl ve ondört cephede büyük zaferler kazanmıştır. Türk cihan devletinin yükselme çağlarındaki zaferlere eş olan bu zaferlerden birisi Çanakkale zaferidir. Dünyanın üçte ikisinin kuvvet yığdığı bu zafer İngiliz gururunu yerle bir etmişti. Arkadan Kutulammare’de Halil Paşa (ki Enver Paşa’nın amcasıdır) bir İngiliz ordusunu bütünüyle, başlarındaki başkumandanları ile beraber esir etmiştir. İngiliz yenilmezliği bir kere daha yere serilmiştir. Avrupa’nın merkezindeki Galiçya Cephesi’nde kazandığımız zaferler de onun tensik ettiği orduların eseridir. Türkiye’yi savaşa sokmasına gelince, burada sadece bu savaş sırasındaki Türk İmparatorluğu Sadrazamı Prens Said Halim Paşa’nın bir tespitini vererek söyleyelim:
Cihan Savaşı bittiğinde, İngilizler bütün Türk yöneticilerini ve bu arada Enver Paşa’nın babası Ahmed Paşa’yı da Malta’ya sürmüşlerdi. Orada Said Halim Paşa’nın, Teşkilatı Mahsusa Başkanı Kuşcubaşı Eşref Bey’e söylediği bir söz vardır. Paşa elindeki bir kitabı göstererek der ki: “Bir hakikat var ki, bunu tarihe tevdi etmeden ölürsem gözlerim açık gider. Bakınız şu kitap İngiliz Mavi Kitabı. Bu kitap gösteriyor ki, Cihan Savaşı’nda Enver Paşa en yapılacak olan şeyi yapmıştır. Savaş bir emrivaki haline geldiğinde ben istifa ettim. Enver Paşa makamıma gelerek; “Paşam dedi. Elimizde İngiliz, Fransız, İtalyan ve Rusların Türkiye’yi parçalamak için yaptıkları müşterek imzalı antlaşma var. Eğer biz seferberliğimizi tamamlayarak savaşa girmez isek bizi zaten parçalayacaklardır. Bu defa mezbahaya giden koyunlar gibi haritadan silineceğiz. Bu dediklerim gerçek değil ise ben idamıma razıyım.
Son sadrazam devam eder; “O zaman Enver Paşa’nın yaptığının ne kadar isabetli olduğunu, bu elimdeki İngiliz Mavi Kitabı da göstermektedir. Eğer bu savaşa girmese idik bugün Anadolu bozkırlarındaki milli mücadele azmi ve iradesi de doğmayacaktı. Bu savaştır ki, Anadolu’yu olsun kurtarabilmek iradesini doğurmuştur.”
Enver Paşa’nın şehid olmasından üç hafta sonra Türk ordularının Avrupa’nın desteğindeki Yunan sürülerinin denize döküleceği Türk büyük taarruz hareketi de başlamıştır. Avrupa’nın Doğu Roma’yı ihya hareketi böylece sona ermiş ve Türkleri Anadolu’da imha hareketi de onların hüsranı ile sona ermiştir.
Aradan geçen yıllar içinde Enver Paşa’nın mezarını Türkiye’ye getirmek girişimleri sırasında, Rus Büyükelçisi Aralov, Mustafa Kemal Paşa’nın, Tiflis’de İngiliz gizli servislerinin bir tertibi ile şehid edilen Cemal Paşa’nın naaşını Erzurum’a naklederek defnedilmesini hatırlatmış ve Enver Paşa’nın naaşının da Türkiye’ye naklinin yapılmasını istemiştir. Mustafa Kemal, bu teklifi geri çevirmiştir. Bu karara muttali olanlar daha sonra Mustafa Kemal’e “Niçin Enver Paşa’nın naaşını getirmediniz?” diye sorar. Mustafa Kemal Paşa’nın verdiği cevap harikulade bir karşılık olmuştur: “Ne dememi beklerdiniz? Şunu biliniz ki Enver Paşa’nın mezarı Türkistan’da bulundukça oralardaki İstiklal ateşi de sönmeyecektir.”
Böyle bir cevap karşısında orada bulunan herkes Paşa’nın davranışına hayran kalmışlardır. Bunu rahmetli Zeki Velidi Togan’dan dinlemiştim, Yıllar sonradır ki, Türkistan ile beraber diğer Türk ülkelerinin de Rus boyunduruğundan kurtulmaları sonrasında Enver Paşa’nın cenazesi de Türkiye’ye getirilerek İstanbul’un Hürriyeti Ebediye Tepesi’ndeki ebedi makberesinde, eski dava arkadaşlarının yanındaki türbesine defnedilmiştir. Allah böyle bir kahramana rahmet eylesin.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları