Türk Ocakları 1912 ruhuna döner mi?

İsrafil K.KUMBASAR

Sembolü ‘bozkurt’ olan Türk Ocakları, 2. Meşrutiyet’in ilanının ardından ‘parçalanmaya’ doğru sürüklenen Osmanlı Devleti sınırları içerisindeki Türkleri harekete geçirmek üzere 1912 yılında kuruldu. 
Hamdullah Suphi’nin başkanlığı üstlenmesinden sonra yükselişe geçen Türk Ocakları, ‘Türk milliyetçiliği’ şuurunun gelişmesinde çok önemli rol oynadı.
Çanakkale Zaferi’nin kazanılmasında büyük payı olan Türk Ocakları, İzmir’in işgali sonrasında düzenlenen meşhur Fatih ve Sultanahmet mitinglerine de öncülük etti.
12 Mart 1920’de İstanbul’daki binası basılan ve birçok üyesi Malta’ya sürülen Türk Ocakları, Ankara’ya taşınarak Milli Mücadele’de aktif görev aldı.
Ocak gönüllülerinden oluşturulan ‘Sakarya İzci Oymağı’ adlı birliğin tamamına yakını Sakarya Savaşı’nda şehit düştü.
Cumhuriyetin kuruluşundan sonra ‘kamu yararına çalışan dernek’ statüsü verilen Türk Ocakları, 1931 yılına doğru 260’dan fazla şubesi ve 30 bini aşkın üyesi ile ülkenin en büyük sivil toplum kuruluşu haline geldi.
24 Mart 1931 tarihinde CHP ile birleştirilen Türk Ocakları, 10 Mayıs 1949’da Hamdullah Suphi ve arkadaşları tarafından yeniden faaliyete geçirildi.

***

Türk Ocakları, ne yazık ki zaman içerisinde ‘tehditlere’ ve ‘tehlikelere’ karşı Türk milletini uyaran bir kurum olmaktan çıkıp adeta bir ‘miskinler tekkesine’ dönüştü.
Bir zamanlar ‘milli devletin’ oluşumuna öncülük eden Türk Ocakları, son zamanlarda ‘ahbap-çavuş’ ilişkileri ile hareket eden bir takım işbirlikçiler sayesinde ‘milli devleti’ ortadan kaldırmak isteyenlerin ‘değirmenine’su taşımaya başladı.
‘1912 benzeri’ şartların yaşandığı, Türk devletinin ‘parçalanmaya’, Türk milletinin ‘bölünmeye’ doğru sürüklendiği bir ortamda Türk Ocakları, ‘kuruluş felsefesine’ uygun milli bir strateji ortaya koyamıyor.  
Aksine, içerisine sızmış olan bir takım ‘Truva atları’ sayesinde sanki ‘ihanet sürecine’ destek veriyormuş gibi bir görüntü arz ediyor.
Bazı şubelerin gayretlerini bir yana bırakırsak, bugüne kadar Türk Ocakları’nın ‘vaziyeti idare etme’ babındaki bir takım toplantılar dışında, ciddi manada gösterdiği herhangi bir faaliyeti hatırlıyor musunuz?
Genel merkezin ‘aile şirketi’havasına büründüğü bir ortamda, şubelerin de ‘ticari işletmeyi’ andırması kaçınılmazdır.

***

100’ncü yıldönümünü ardında bırakan Türk Ocakları’nın 43. Olağan büyük kurultayı, 19 Nisan 2014 Cumartesi günü Ankara Ticaret Odası toplantı salonunda yapılacak.
Kurultayda Prof. Mehmet Öz ile Prof. Mustafa Kafalı genel başkanlık için yarışacak.
‘Türk milliyetçisi’ aydınlardan gelen yoğun ısrar üzerine genel başkanlık için adaylığını açıklayan ve geniş kitlelerin desteğini arkasına alan Türkmen kocası Prof. Dr. Mustafa Kafalı, yönetiminde esas alacağı temel ilkeleri şöyle belirledi:
1-) Türk Ocakları, ‘akil adam’ üreten bir zıplama merdiveni olmaktan kurtarılacak.
2-) Türk Ocakları, Türk milletini ‘çözülmeye’ götüren sürece ‘katkı’ sunmayacak.
3-) Türk Ocakları, ‘açılım’ safsatasına katılıp ‘emperyalizme’ hizmet etmeyecek.
4-) Türk Ocakları, ‘milliyetçi’kurumlar ve kuruluşlar ile ‘kavga içinde’ olmayacak.
5-) Türk Ocakları, ‘milli meselelere’ çare arayan bir ‘ilim yuvası’ haline gelecek.
6-) Türk Ocakları, Türk Dünyası’nın huzuru ve refahı için her gayret gösterecek.
7-) Türk Ocakları, Türk düşmanlarına karşı ‘1912 ruhu’ ile savaşa devam edecek.

***

Türk Ocakları, artık yol ayrımında.
19 Nisan 2014 kongresi, yalnızca ‘yönetimi’ belirlemeyecek, aynı zamanda kurumun geleceğinin şekillenmesinde ‘dönüm noktasını’ oluşturacak.
Türk Ocakları, ya ‘Türk kimliklilerin’ elinde yeniden ‘Türk’ ocağı haline gelecek, ya da içine sızan ‘Truva atlarının’ boyunduruğu altında sembolüne de veda edecek?
Karar kurultay delegelerinin.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş