Üç tuğlu vezirden üç tüylüye düşünce

Muhiddin NALBANTOĞLU

Kurtuluş Savaşı başlarından itibaren Atatürk'ün oturduğu ilk mekan olan Ankara Ziraat Mektebi, daha sonra gar binasındaki Direksiyon bölümü ve nihayet Ankaralıların satın alarak Atatürk'e bağışladıkları Çankaya Köşkü, bir ikametgah ve başkumandanlık karargahı olmasının ötesinde önemli bir misyona da ev sahipliği yapmıştır.

Devrin önde gelen kişilerinin katılımıyla yapılan toplantılarla Çankaya Köşkü adeta bir akademi halini almıştır. Cumhuriyet'in ilk 15 yılı boyunca yapılan Çankaya toplantıları Atatürk ekolünün oluşmasında önemli bir rol oynamıştır. Atatürk, bu dönemde ülke yönetim kadrosunun temelini oluşturmaları için seçilen pek çok Türk gencini de Avrupa'ya tahsile göndermiştir. Bu gençleri, "Sizleri Avrupa'ya birer kıvılcım olarak gönderiyorum, oradan bir volkan gibi döneceksiniz!" direktifiyle yolcu etmiştir. Genç devletin fakir ve kısıtlı bütçesinden ayrılan sınırlı imkanlarla okuyan bu gençler alanlarında uzman kişiler olarak güneş gibi anavatana dönmüşler, vatana millete çok büyük hizmetlerde bulunmuşlardır. O gençlerden biri olan eski başbakanlarımızdan Ordinaryüs Profesör Sadi Irmak'tan dinlemiştim:

Anavatana dönüşümüzden sonra sayıları 60'ı geçen ve hepsi de birer öğretim üyesi olan bu zevatı Atatürk, Çankaya'da topladı. Hal hatır sorduktan sonra orada mevcut bulunan genç şair Behçet Kemal Çağlar'a seslendi;

-Çocuk sen kolay ve güzel şiir yazıyorsun. Geç şu odaya benim bütün meziyetlerimi anlatan bir şiir yaz.

Behçet Kemal denileni yaptı. 50 dakika kadar sonra yazdığı şiirle döndü.

Atatürk, şiiri okumasını istedi, Behçet Kemal okudu...

Şiir çok beğenildi, alkışlandı. Fakat işe bakın ki Atatürk şiiri beğenmedi.

Halbuki şair Atatürk'ün bütün meziyetlerini; kumandanlığını, kahramanlığını, devlet kuruculuğunu, inkılapçılığını çok güzel anlatmıştı...

Atatürk, Behçet Kemal'e dönerek: "-Sen benim en büyük meziyetimi yazmamışsın. Benim en büyük meziyetim öğretmenliğimdir" dedi.

Huzurda bulunanların hemen hepsi de yüksek okul öğretim üyesiydi. Atatürk'ün öğretmenliği bu kadar azizleştirmesi ve yüceltmesi içimizde  o kadar büyük heyecan ve gurur uyandırdı ki gözlerimiz yaşardı...

***

Atatürk'ün 15 yıllık cumhurbaşkanlığı süresince hemen her gün yapılan akademik toplantılar böyle sürüp gitmiştir. Bu toplantılara Türkiye'nin en değerli ve dünya çapında büyük bilginleri katılıp ülkenin hayati sorunlarını tartışmıştır. Konuşanlar arasında hemen pek çoğu da üniversitelerin öğretim üyeleri idi. Bunlar arasında dilciler, tarihçiler, yazarlar, şairler ve en seçkin edebiyatçılar yer almıştır. Yani sıradan bir kimse bu toplantılarda arzı endam etmemiştir. Her inkılapçı hamle, her önemli devlet ve millet meselesi burada masaya yatırılmıştır. Öyle ki, bu konuda topladığım malzeme ve hatıralar kapsamlı bir kitap olacak hacimdedir.

***

Aradan yıllar geçti... Bugün de Cumhurbaşkanlığı sarayında dış görünüşü itibarıyla buna benzer bir takım toplantıların yapıldığına şahit oluyoruz. Zarf tamam ama mazruf tartışılır... Dar çerçevede ve muhtevası genellikle demagoji havasındaki bu toplantıların akademik misyondan çok uzak olduğu görülüyor. Hele, Atatürk'lü yıllara olan kini aklının önüne geçmiş, sözüm ona "kanaat önderi" bir zat'ın iştiraki şimşekleri bu toplantı üzerine çekmeye yetti. "Atatürk karşıtı bir kişinin orada ne işi var" itirazları hemen gazete başlıklarına yansıyıverdi.

Efendim; tepki gösterenlerin anlamadığı bir şey var: Ne bekliyorsunuz ki?.. Devir değişti... Nereden nereye geldik...

Osmanlı devrinde 3 tuğlu vezirler vardı. 3 tuğ Osmanlının hâkim olduğu 3 kıtayı ifade ederdi. Osmanlı bayrağındaki 3 hilal de aynı anlamı taşırdı. Abdülhamid devrinde Köse Raif Paşa sadrazamlığa gelince devrin şairlerinden biri bunu şu mısralarla eleştirmişti:

 

Üç tuğlu vezir olurdu evvel,

Üç tüylü vezire düştük şimdi.

Üç tuğ ile üç tüyü kıyas et,

Devlet ne idi ne oldu şimdi?

 

Saraydaki son toplantı hakkında basında çıkan tartışmaları görünce bu şiir aklıma geliverdi... Nerede Atatürk'ün Çankaya toplantıları... Nerede Beştepe toplantıları...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş