Unutmadık unutturmayacağız!..

A+A-
Ahmet TAKAN

takan-012.jpg

 

Bakmayın Avrupa Birliği’ne diklendiklerine efelendiklerine!.. Bu fotoğraf karesini ve o kara günü unutmadık, unutturmayacağız. 29 Ekim 2004’te Cumhuriyet Bayramımızda, efendilerinin nezaretinde  “AB’ye gireceğiz”  diye  imzaladıkları uşaklık belgesini unutmadık unutturmayacağız.
Haçlı seferlerini başlatan Papa X. Innocenzo’nun heykeli altına yerleştirilen bir masada Abdullah Gül ve Recep Erdoğan’ın el ele attığı  imzayı unutmadık unutturmayacağız.
14 Aralık operasyonu yüzünden yalandan eleştirilerde bulunan AB’ye dümenden dikleniyor Recep Erdoğan,  “Avrupa önce aynaya baksın” diye..
Avrupa aynaya bakarsa, işte bu fotoğrafı görür, adama hatırlatır ve sorar;
“Ey Recep Tayyip Erdoğan!.. Sen değil misin yasaklı iken kapılarımızı tek tek dolaşan ve yasağın kaldırılıp Başbakanlığının kabulü için bizden icazet isteyen?”
 “Yalvara yakara Avrupa anayasasına Papa hazretlerinin huzurunda imza atan sen değil misin? Üstelik imza attığın kalemi, verdiğin sözleri unutmayasın diye ’sana anı olarak sakla’ diye vermedik mi?”
Üstelik!..
Bu AB değil miydi, Balyoz’da Ergenekon’da Recep Erdoğan’ın en büyük destekçisi?..
Bu AB’nin 17/25 Aralık sürecinde hiç sesini duyan, yolsuzluklardan dolayı Erdoğan’a ağır çakan bir sesini duyan veya hatırlayanınız var mı?..
6-7 Ekim olaylarında bölücü terör örgütünün ayaklanması karşısında sessiz kalan ve zımni destek veren bu AB değil mi?..
Bu AB değil mi, Erdoğan’ın çözüm süreci ortaklarına  “Kürt konferansı” bahanesiyle Parlamentosunu açan ve “özerkliği” uluslararası platformda ilan ettiren ve meşru zemine taşıyan? Acaba o gün niye en ufak ses etmedi Recep Tayyip Erdoğan?..
14 Aralık operasyonu sonrasında AB ile Recep Erdoğan arasındaki yeni kayıkçı kavgasının perde arkasına biraz bakalım mı?..
Daha vakit erken olduğu için herhalde unutmamışsınızdır; Papa Francis’in ballandırıla balandırıla anlatılan kaçaksaray ziyaretini.. Bizler, buralarda ziyaretle ilgili her zamanki hoşgörü masalları ile pışpışlanırken Vatikan’a dönüş yolunda Papa Francis uçakta açıklamıştı ziyaretin gerçek sebebini;
 “Benim asıl kalbimde olan, Türkiye-Ermenistan sınırı. Keşke o sınır açılsa, o kadar güzel bir şey olur ki. Ben o bölgede, sınırların açılmasını kolaylaştırmayan jeopolitik problemler olduğunu biliyorum, ama bu halklar arasında uzlaşma olması için dua edelim.”
Nazik ifadelerin (!) arkasını biraz karıştırdığımız zaman ne bulduk  biliyor musunuz?..
Papa, Erdoğan’a  “Ermenistan kapılarını 2015’te açın”  diye talimat vermiş.
İktidar kaynaklarından edindiğim bilgiye göre, Recep Erdoğan Papa’nın talimatını elinin tersi ile çevirememiş.  “Azerbaycan”  falan filan diye o bildik eskimiş söylemleri ile topu çevirmiş.
Ermeni katillerin torunlarından özür dileyen ve Avrupa Birliği’nin masasında kıpırdayacak halde olmayan Recep Erdoğan, anlayacağınız iyice sıkıştırılıyor. Bu fotoğraf karelerini Belçika’da  “Kürt Konferansı” nda ilan edilen özerklik, çözüm süreci, gündemi allak bullak eden(!) 14 Aralık operasyonu ile birleştirin, Kürt açılımı ile beraber yürütülen Ermeni açılımı çerçevesinde değerlendirin. Vee, 2015’te Ermenistan kapılarının açılması jestine(!) hazırlıklı olun. Yani; Büyük Kürdistan, Büyük Ermenistan ve Büyük İsrail’e...
Hiç olmazsa bölücü teröre her gün onlarca şehit verdiğimiz günleri hatırlayın!.. AB’nin Türkiye’nin hatırı için bile insan hakları diye bir derdi bir tepkisi oldu mu?.. Bölücü terör örgütüne her türlü lojistik desteği kim veriyordu?.. IŞİD teröristleri Irak’ta, kıtır kıtır Türkmenleri doğrarken, çocuk yaşta kızlara tecavüz ederken, AB’den ABD’den bir tepki sesi duyanınız var mı?..
Kimse alınmasın ama bu “medya özgürlüğü”  palavralarını ve kayıkçı kavgasını ben yemem... Yine kucağa itiliyoruz gibi geliyor bana!..  
Hem, içimizde, gerçekte var olan sorunlara çözüm bulacaksak önce dışarıdan ve onun hizmetçileri tarafından dayatılanları elimizin tersi ile iteceğiz, sonra iyi bir öz eleştiri yapıp milli kafa ile dertlerimizi halledeceğiz.
Bize bizden başka kimsenin hayırlı rüya görmeyeceğini artık kabullenmek zorundayız.
İnsan haklarını referans alacaksak ve gerçekten kendimize gelmek istiyorsak Osmanlıcadan önce Türkçeyi öğrenip Bilge Kağan’ın yazıtlarını okumanın zamanı geldi de geçmiyor mu?..
Neyse!..
Papa’nın talimatı ile Ermenistan jesti için geri sayıma geçen AKP’den bir miktar kulis vererek yazıya nokta koyalım. Önceki günlerde, Ahmet Davutoğlu’na farklı kanatlardan yapılan baypas operasyonları aktarmıştık. Öğrendik ki; Yargıtay ve Danıştay üyeliklerine yapılan atamalar listesini İçişleri Bakanı Efkan Ala, kendi ekibi ile birlikte  “arkadaşları”  ve  “arkadaşlarının iyi tanıdığı arkadaşlardan” hazırlamış. Tabii ki(!) Davutoğlu’na göstermeden sadece Recep Erdoğan’ın onayını alarak. Artık iktidar kulislerinde  “gerçek Başbakan Efkan Ala” deniyor.
Son not; Ahmet Davutoğlu ile Yalçın Akdoğan, açılımla ilgili yapılan görüşmelerin basına sızması yüzünden tartıştı. Akdoğan, sızmadan Davutoğlu’nun danışmanlarını sorumlu tuttu, altını oymakla suçladı Başbakanı.
Efkan Ala, Hakan Fidan ve Yalçın Akdoğan’ın yakın çevresi, kulislerde   sürekli olarak Davutoğlu’nu eleştiriyor.  
... arısı benzetmesi yapılıyor.  “Sürekli konuşuyor vızıldıyor, ancak bal yok” diyorlar Başbakan için!..

Yazarın Diğer Yazıları