Üretici ucuza üretiyor... Tüketici pahalı yiyor...

Esfender KORKMAZ

Türkiye İstatistik Kurumu, Haziran ayı tarım ürünleri üretici fiyatlarını açıkladı. Bu fiyatlar tarım, orman, su ürünleri sektörlerindeki üretici fiyatlarını kapsamaktadır. Bu fiyatlar üretim maliyetlerini gösteriyor. Kabaca, üreticinin eline geçen fiyatlar da diyebiliriz. 

Tarım ürünleri üretici fiyatları Haziran ayında yüzde 1.04 oranında arttı. Haziran'dan Haziran'a son bir yılda ise yüzde 4.45 oranında arttı.

2011 Haziran ayı ile açıklanan 2016 Haziran ayı arasında geçen beş yılda,

* Tarımda üretici fiyatları yüzde 130.12  oranında arttı.

* Buna karşılık TÜFE olarak gıda fiyatları yüzde 152.68 oranında arttı.

* Yurt içi ÜFE yüzde 135.68 arttı.

* TÜFE yüzde 148.51 oranında arttı.

++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++

 

2011 Haziran Ayına Göre 2016 Haziran'da Fiyat Artışı

                                                   Yüzde

                                                    Artış

                                                 --------------

Tarım ÜFE                               130,12

TÜFE Gıda Fiyatları                152,68

Yİ-ÜFE                                      135,68

TÜFE                                         148,51

Kaynak: TUİK verilerinden hesaplanmıştır.

Bu son beş yılda:

Tarım Üretici Fiyatları Endeksi'ndeki artış (Tarım ÜFE) Yurt İçi Üretici Fiyatları Endeksi'ndeki artışın (Yİ-ÜFE)'nin altında olmuştur. Yani tarım ürünlerinde maliyet daha düşük olmuştur.

TÜFE olarak Gıda Fiyatları Endeksi'ndeki artış, ortalama TÜFE'deki artıştan daha yüksek olmuştur. Yani gıda fiyatları ortalamanın üstünde arttı.

Özet olarak gıdada, üretim ve perakende fiyatları arasında yüksek fark vardır. Kabaca, bu fark bize üreticinin eline az para geçtiğini, tüketicinin cebinden ise çok para çıktığını gösteriyor.

Bu problemin temel nedeni, gıda piyasasında kartelleşme olmasıdır. Bu nedenledir ki zaman zaman, domates neden Antalya'da üreticide 50 kuruş iken İstanbul'da 3 liradır diye hepimiz sorguluyoruz.

Özelleştirmeden sonra, piyasada devletin gıda sektöründe düzenleyici işlevi de ortadan kalktı.

Söz gelimi Et-Balık Kurumu, eti üreticiden doğru fiyattan alıyor, tüketiciye de düşük kârla satarak, et piyasasını düzenliyordu. Üreticiyi de koruyordu. Tüketiciyi de koruyordu. Özel sektör de spekülasyon yapamıyordu. Et Balık Kurumu özelleştikten sonra et fiyatları hızlı arttı. Zira aracılar kartelleşti ve spekülatif kâr ettiler.

Yine Süt Endüstrisi Kurumu (SEK), süt sanayisini geliştirmek ve aynı zamanda özel kesimi yönlendirmek için kurulmuştur. Üreticinin sütünü değerlendirmiş ve ayrıca üreticiye teknik destek vermiştir. Bu kurum özelleştirildikten sonra satın alan özel sektör firması, Kars'taki makineleri söküp Edirne'ye taşımıştır. Bunun içindir ki bugün süt fiyatı kaynak suyu fiyatından daha düşüktür. 

Ağırlıklı olarak görevi hububat alım-satımı olan Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) de, her dönemde siyasiler tarafından oy sağlama aracı olarak kullanılmıştır. Rahmetli Demirel'in, ''Kim ne veriyorsa ben beş fazlasını veriyorum'' sözü meşhurdur.

Sonuç olarak devletin görevi, piyasada kartelleşmeyi, doğrudan yasalarla veya dolaylı kurumlarla ve alacağı diğer önlemlerle ortadan kaldırmaktır. Anayasanın 167. maddesi, devlete kartelleşmeyi önleme görevi  vermiştir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş