Üsteğmen Berk’i gazeteci arkadaşları Yüzbaşı yaptı!

A+A-
Şemsi SILKIM

Alaattin Berk, asker kökenli olduğu için gazeteci meslektaşları ona daima “Yüzbaşı Alaattin” olarak seslenirlerdi. O ise ilk zamanlar hep, “Daha Yüzbaşı olmadım, Üsteğmen olarak Ordu’dan ayrıldım” demesine rağmen bu yıllarca böyle devam etti.  Bu durumdan da şikayetçi değildi, halinden memnundu.  Bazı muzip arkadaşları kendisine takılır ve “Kore’ye ilk giden Hikmet Feridun Es olmasına rağmen sen, kendini böyle tanıtıyorsun” dediklerinde hiç kızmaz , üşenmeden askerlik künyesini belki de 1001 kez anlatmaktan geri kalmazdı:
 “-1916 Uşak doğumluyum, 11 yaşında, hiç birinizin bilmediği Halıcıoğlu Askeri Lisesine girdim. 9. sınıfta iken Haliç’in kötü kokması üzerine bizleri Bursa Işıklar Lisesi’ne gönderdiler. 10-11. sınıfları orada okuyup mezun oldum... Topçu sınıfına ayrılarak Harp Okulunu 1935 yılında bitirdikten sonradan Polatlı Topçu Okulu’nda 2 yıllık eğitimin ardından1937 yılında Teğmen olarak Ordu emrine verildim. 1942 yılında da 2 yıllık Üsteğmen olarak, mecburi hizmetimin ardından ayrıldım ve sonra aranıza gelince de, kimse sicilime bakmadan beni 3 yıldızlı Yüzbaşılığa terfi ettirdiniz.  Aslında Üsteğmen olarak gurur duyuyorum, çünkü Kore’de Kore Türk Birliği Komutanı General Tahsin Yazıcı benim komutanımdı, beni ’Üsteğmen Alaattin Berk’olarak komutanlık çadırına davet etmişti...”
Alaattin Berk’in bu tür konuşmalarının ardından büyük bir alkış tufanı kopar ve “Emret Yüzbaşım!..” nidaları gırla giderdi... Alaattin Berk’in her Kore anılarını anlatışında, Ayhan Yetkiner yerinden kalkarken ona takılır,  “Bunları hep Yenisabah Gazetesi’nde okudum. Daha önce de Hikmet Feridun Es yazmıştı!...”  Yetkiner’in bu sözleri  Alaattin Berk’i adeta çıldırtır ama Ayhan Yetkiner o arada çoktan toz olurdu.
Ondan sayısız kez dinlediğim Kore macerasının özeti şöyleydi:
 “-Türk Kore Birliği, Tuğgeneral Tahsin Yazıcı Komutası’nda  Denizden Kore’ye gideceği haberi üzerine 1949 yılından beri çalıştığım Yenisabah Gazetesi beni 1951 yılın başında  uçakla Kore’ye gönderdi.  Askeri Birliği ben karşıladım. Paşam beni görünce şaşırdı sonra çadırına davet etti... Oğluna sarılır gibi bana sarıldı... Bütün harekâta ve savaşlara da katıldım, Haziran ayın sonunda  döndüm. Hergün gazetemle telefon irtibatı kurmuştum, beni belirli saatlerde arıyorlardı. Gazeteler ABD’nin askeri uçaklarıyla bize ulaşıyor böylece askerlerimizin moralini yükseltiyorduk. Hikmet Feridun Es bir ay sonra bizlere vasıl olmuştu...”
Alaattin Berk, sağlığı bozulunca Ordu’dan ayrılmıştı. İstanbul’a gelince evlendi ve Hukuk Fakültesine kaydını yaptırdı. Bu arada Son Telgraf Gece Postası Gazetesi’nde mesleğe başlamıştı, sonra da Yeni Sabah Gazetesi’ne geçmişti. Haldun Simavi’nin Günaydın Gazetesi’nde kapanana kadar çalışan Alaattin Berk 1976 yılında emekli olunca, çeşitli gazetlerde mesleğini sürdürdü, 2001 yılında vefat etti. Ruhu şad olsun.       

 


Kekeme yazar Özer Öztep
kekemeliğin kitabını yazdı!
Pırıl pırıl bir insandı, herkesin işine, kendi işinden çok koşar, yeni yetişen genç gazetecilere ön ayak olur ve yetiştirdikleriyle de gurur duyardı. Elini öpenin, yanağına bir buse kondurmasıyla tanınmıştı Özer Öztep. İlginçtir, 1930 İstanbul doğumlu Özer Öztep, lisede okurken Beyoğlu’nun o dönemlerinde müzikli bir yerde, bateristlik yapıyordu. Gazeteciliğe de çok meraklıydı...
İlk Röportajı
“Beyoğlu’n da Gece Âlemini Yaşatan Müzisyenler” başlığıyla 1948 yılında o dönemin çok satan haftalık “Kelepçe” dergisinde yayımlandı. Üç ay sonra ayni dizi,  Vakit Gazetesi’nin “En son Dakika” sayısında çıkınca, Cumhuriyet Gazetesi’nde Naci Sadullah imzalı, “Davulcu gazeteci oldu” başlığıyla haber olmuştu. Ve Özer Öztep bu haber üzerine Son Posta’dan teklif alınca davulculuğu bıraktı müzikle ilgili röportaj ile yazılarını sürdürdü. Dört ay sonra da Cumhuriyet Gazetesi’nde ayni tür yazılara başladı. Şöhreti de bu dönemde arttı.   Doğuştan kekeme olan ve kravat yerine devamlı papyon takmakla da ünlenen ve bununla gurur duyan Özer Öztep’in yazdığı “Kekeme” kitabı da çok satmıştı. Sonraları TRT’de görev aldı.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi Özer Öztep, TRT’nin Adana Temsilciliği’ne kadar yükseldi. Emekli olduktan sonra lisede iken, kendisine para kazandıran davulculuğu hatırlamış olacak ki, Adana Büyükşehir Belediyesine bağlı, Türk Sanat Musikisi Konservatuarını kurdu.
Adana’da tahminlerin üstünde büyük ilgi toplayan ve kadrosundaki hepsi de değerli müzisyen ve sanatçıların oluşturduğu konserleri için verilen davetiye ile biletlerin 15 gün önceden satıldığında Özer Öztep’in bu başarısı büyük övgülere vesile olmuştu. Özer Öztep, yoğun çalışmaya dayanamayan kalbine 2001 yılında yenik düştüğünde, çevresinde büyük üzüntü yaratmıştı. Allah rahmet eylesin.

Yazarın Diğer Yazıları