Uygulanabilir değil

A+A-
Rauf DENKTAŞ

İki kesimli, iki toplumlu federasyon tezi 1977’den bu yana hallaç pamuğu gibi atılmış fakat bir sonuç alınamamıştır çünkü Rum liderlerin Kıbrıs Türk tarafı ile siyasi eşitliğe dayalı yeni bir ortaklık kurmak istekleri ve buna ihtiyaçları yoktur. Artık bunu anlayalım ve hem kendi kendimizi, hem de dünyayı “görüşme yolu ile ortaklık kurulabilir” diye aldatmayalım. Adamlar, 1960’da kurulan ortaklık devletini hazmedemedikleri için yıkmışlardı. Onlara göre Kıbrıs’ın Yunanlıları olarak adayı Yunanistan’a bağlamak yolunda “bu Osmanlı kalıntıları Türkler engel teşkil ediyordu”. Bunlardan kurtulmak gerekiyordu. Vasiliyu’ya göre Kıbrıs’ta dört yüz yıllık misafirleriydik. Makarios, 1960 Antlaşmasını taksimden kurtulmak için geçici bir çare olarak kabul etmişti. Yunanistan’ın Dışişleri Bakanı Averof, Yunan Meclisine bunu söylemekteydi. Makarios, bu niyetini hiç inkâr etmemişti. Akritas Planı ve 1960-63 arasında Makarios ile diğer Rum liderlerin beyanları bu gerçeklerin kanıtlarıdır. Türk gençlerine bunları duyuran var mı?
Taksimden kurtulmak için ortaklığı kabul eden Makarios, dizginleri eline alır almaz, Anayasanın işlemezliğinden bahsetmeye başladı. Anayasa Mahkemesi’nin Başkanı Forstoff, adaya gelir gelmez bu yönde şikâyetler işitmeğe başladığını söyler, ancak, anayasanın işleyebilir bir anayasa olduğunu vurgular; Makarios Türklerin haklarını gasp etmek için anayasayı değiştirmeğe kalktı; olanlar bundan oldu der. Gençler bunları biliyor mu?
Bilmiyorlarsa, birkaç gün önce Hristofyas’ın şu sözlerini değerlendiremezler ve  “inşallah görüşmelerden bir sonuç alınır” diye bekleyedururlar.
Hristofyas diyor ki: İki bölgeli federasyon uygulanabilir değildir ama kaçınılmazdır.
1960 Anlaşmasındaki ortaklık rejimini taksimden kurtulmak için kabul eden ve bu anlaşmanın oluşturduğu anayasayı üç yılda “uygulanabilir değildir” diye başımıza yıkan Rum liderliği, bu kez, görüşmelerde hedef olarak kabul ettikleri iki kesimli federasyonun uygulanamayacağını şimdiden beyan ediyor. Türk askerinden ve garantilerden kurtulmak için, vatanı birleştirmek için bunu görüşmeye mecburuz diyor. Yani zaman kazanacak. Bu yalanlarla kazandıkları 37 yıl yetmedi, daha da zaman kazanmak için görüşür gibi yapacaklar, sonuçta iki kesimli federasyona zorlanırlarsa, işlerliği yoktur, biz bunu ilk günden söylemiştik diyecekler.
Zaten, Hristofyas’ın öngördüğü federasyon ile Türk tarafının öngördüğü federasyon arasında dağlar kadar fark vardır. Buna rağmen, sanki böyle bir fark yokmuş gibi, BM temsilcileri, ABD ve İngiltere sözcüleri devamlı surette “oldu, olacak”  havasını yaratmaya çalışıyorlar. Onların görevleri bu. Biz bunlara mı bakacağız, yoksa Rum liderliğini anlamaya çalışarak, taşlarımızı ona göre mi oynayacağız? 
Rum tarafı açıkça, yeni ve lehlerine tadil edilmiş bir Annan Planı hazırlığının devam ettiğini bilmektedir. Belki de, Kasım ayına doğru, önlerine böyle bir plan konduğunda “ya bunu kabul edersiniz, ya da Türk tarafı B planı ile tanınmaya gider” tehdidiyle karşı karşıya kalırlar düşüncesi ile,  “böyle bir sonuca imza atmak zorunda kalırsak, biz bunun işlerliği olmayacağını önceden söylemiştik” diyerek, üç beş yılda bunu da başımıza yıkmak yoluna gitmenin temelini atmaktadırlar. Aksi halde, aklı başında bir insan işlerliği olmayacağını bildiği bir anlaşma yapmak için masaya oturup günlerini harcamaz. Hristofyas da deli olmadığına göre, “iki bölgeli federasyonun uygulanabilirliği yoktur ama ne yapalım, görüşmeye mecburuz” sözünü boşuna söylememiştir. Belki de kendisini eleştiren muhalefetine bir mesaj veriyor, alternatifiniz varsa söyleyin demeye getiriyor.
Hristofyas “İki bölgeli federasyon bizim taraf açısından vatanımızı kurtarmayı başarmak için tarihi bir uzlaşıdır”  diyor. Yani, uygulanmayacak bir anlaşmayı bırakınız yapalım, vatan işgalden kurtulsun. Bu fırsatı kaçırmayalım, gerisi bize kalmıştır demeye getiriyor. Ve devam ediyor: Bu çözüm, Kıbrıs Cumhuriyetinin %37’sinin işgal edilmesini gündeme getiren ihanetin bir bedelidir diye ekliyor. Yani? Uygulanamaz bir anlaşma yapalım, sonrasına bakarız diyor.
Uygulanamaz bir anlaşmayı, Türk tarafının Rumlara zorla uygulatmak yetkisi var mı? Yoktur. O halde ne olur? Anlaşma bozulur. Bu kez Garantörlük de yok, asker de çekip gitmiş, AB normları diye Rumlarla Yunanlılar adanın her yerine yerleşmeye başlamış. Dünyada uzlaşma oldu diye alkış tutmakta ! 
Şimdi sormak gerekir: Hristofyas’ın bu açıklamasından, Makarios ve sonrası devrini yaşamış olan bizlerin aldığı bu mesajı Sn. Downer ve Genel Sekreter ile ABD-İngiltere-Rusya temsilcileri alıp umursayacaklar mı? Türkiye, Rum tarafının şimdiden uygulanamaz ilân ettiği ve 1977’den bu yana Rumların görüşüp de ret ettikleri bu saçmalığı desteklemeye devam edecek mi? Yoksa, kalıcı bir anlaşma için, TBMM’de ve KKTC Meclisinde kararı alınmış kalıcı milli formüle dönülecek mi? 40 yıllık oyun oynanmaktadır. Figüran mıyız? Yoksa devletimize sahip insanlar mıyız?

Yazarın Diğer Yazıları