Yaşayan efsaneler

Dokuz günlük tatil derken, onun da sonuna geldik. Böylesi günlerin değeri, yaşlar büyüdükçe anlam kazanmakta. Yeni neslin üstündeki etkisi ise sizlere ömür. Yine de sevinçliyim. Birlikte anılarım olanların hatırlanmasıyla ben de mutlu olabiliyorum. Aydın Boysan Büyüğümle geçirdiğim yıllar gözümün önüne geliyor. Gazetede onunla oturmak, konuşmak gerçekten şanstı. Her cümlesi "hayatın işaret fişekleri" idi. Türkan Şoray'a tutkundu. Bunu açıkça söylemekten kaçınmazdı. Bir ara Tuğba Özay'a yazdı. Gerekçesini şöyle açıklamıştı; "Ne de olsa hemşehrim". İstanbullu bildiğimiz Aydın Ağabey'in köklerinin Trabzon'a uzandığını anladık. O kalın camlarının arkasından hiçbir güzeli kaçırmazdı. Yine öyle. Yeşile sevgisini Boğaz gören dairesini botanik bahçesine çevirişinden anlamıştım. Çiçek Pasajı'ndaki sandalyesi ve özel bardağı daima hazır bekler. İşin bu tarafına maalesef ben katılamıyorum. Yıllar önce içkiye veda ettim. Torunum doğunca da günde iki buçuk paketi bulan sigara tüketimimi sonlandırdım. Dileğim Aydın Boysan'ın Dalya demesi. Hatta "dalya+"larla devam etmesi.

...

Nevra Serezli'yi gerçek anlamda Şan Sineması'nın müzikhol haline geldiği yıllarda tanıdım. Hayat dolu bir kadın. Şimdilerde rahmetli olan arkadaşım Uğur Örsel, sırf onu izlemek için tekrar tekrar Şan'a giderdi. Oysa Uğur'un hayatta tenisten başka tutkusu olmamıştı. Bir de kızına olan sevgisi. Nevra Serezli'yi NTV'de görünce mutlu oldum. Gülay Afşar'la söyleşti. Ne hüzün vericidir ki, onu tüm Türkiye'nin tanıması bir çocuk dizisiyle gerçekleşti. "Dudu Peri" rolüyle 7'den 77'ye herkesin sevgilisi oluverdi. Metin Serezli'yi kaybettikten sonra Bodrum'u mekan tuttu. Nevra, bir köşede unutulacak kadın mı? Ona uygun senaryo pek alâ bulunur. Ya da yazılır.

...

Özdemir Erdoğan'ı ilk kez Hollanda'da Sonesta Hilton'da izlemiştim. Yıllar sonra Yeniköy iskelesinin hemen içinde bir restoranda. Beş yıldızlıda da yıldızsızda da aynı tadı vermişti. Bu defa ekranda bir haber spikerinin sorularını cevaplandırdı; Seda Öğretir. Bu kızın röportajı için; çok iyi, hatta haber sunumundan daha başarılıydı, diyeceğim. Dersini iyi çalıştığı, hazırladığı sorulardan belli oldu. Aslı Öymen'in yerinde olsam, programın bandını alır izlerim. Bu iş nasıl yapılır, öğrenirim.

...

Yeri geldi eski bir spikerden söz etmek istiyorum. Ebru Hekimoğlu nerede? Kanal D'de tanındı. aHaber'e geçtikten sonra kayboldu. Oysa yerine getirilen Melih Altınok'a bin basar. Kusura bakmasın ama Nihan Günay'dan da birkaç gömlek üstün. Ebru Hekimoğlu'na şu sıralarda fazlaca ihtiyaç olduğu kanısındayım.

Son gazelhan

Nurettin Çelik -soyadı İdman- muhteşem müzik bilgisinin yanında olağanüstü ses. Onu dinlediğim fasıllar sadece TRT'de kaldı. Uğur Çınar'ın canlı yayınında attığı gazelleri unutmak mümkün mü? TRT Müzik'teki Hüzzam Faslı'nda görünce eski bir dostu bulmuş gibi sevindim. Birtakım uyduruk isimlerin gazelhan diye yutturulduğu dönemde Nurettin Çelik'i pamuklara sarıp koruma altına almalıyız. Saçlarına kırlar, yüzüne kırışıklıklar dolsa bile hâlâ gümbür gümbür.

...

Mustafa Keser'i ilk kez Bertan Üsküdarlı'nın Kent Taverna'sında dinlemiştim. İzmir'den İstanbul'a yeni transfer olmuştu. TSM ustası olduğunu hemen fark ettirdi. Halk Müziği repertuvarı da müthişti. Üstüne üstlük sesliden vurmalıya bütün çalgılara hükmediyordu. İbrahim Tatlıses'in değerlendirmesiyle "gevrek ve tatlı bir sese sahipti". Burada Elazığlı olduğunu ve Fatih Kısaparmak'la akrabalığını kayda geçeyim. Keser'e program yaptırmak için bayramlara gerek yok.

Bizden biri

Ömer Güvenç'i Vefa'da futbol oynadığı senelerden tanırım. Tam Beşiktaş'a transfer olurken ayağı kırıldı. Yani futbolu zirvede tamamlayamadı. Ömer, "Babadan Vefa'lı" benim için sembol isimdir. Uzun süredir futbol içinde gazeteci. Lig TV'nin Beşiktaş muhabiri. O, Abdullah Avcı'yla konuşurken benim dikkatim Güvenç'teydi. Başakşehir Koçu'nun söyledikleriyle fazla ilgilenmedim. Aklım hep Ömer'deydi. "Ben profesyonelim" diyenlerin egemen olduğu toplumda böylesi sadakat örneğine fazla rastlayamazsınız.

***

ÖZEL NOT: Cengiz Semercioğlu başını derde soktu. "Tanımam" dediği Sinan Çetin ve oğlunun avukatlığına soyundu. "Polislere neden kemer taktırmıyorsunuz" diyecek kadar Emniyet Genel Müdürlüğü'ne yüklendi. Belli ki epey tepki topladı. İkinci yazısında bunu açıkça itiraf etti. Bir soru da benden Cengiz'e: "Niçin Rüzgar Çetin'in alkollü olduğundan hiç söz etmiyorsun?" Hani babasına kızıp, çocuğundan çıkarılmaz ama, bir başka konuyu hatırlatmak zorundayım. Cengiz ve Sinan'ın yaşadığı Cihangir'de kaybolan kedi ve köpeklerin kimin tarafından yok edildiği hâlâ çözülmüş değil! Semercioğlu Kardeşim, Ömür Gedik'le uğraşacağına bu konuya el atsa iyi olur.

Yazarın Diğer Yazıları