Yolsuzlara selam yolsuzluğa devam

Özcan YENİÇERİ

Önce yargı, içi dolarla dolmuş ayakkabı kutusu, elbise, kasa, valiz ve çantalara yönelik operasyon yaptı. Kutular içinde 4.5 milyon dolar para bir kalemde ele geçti. Bütün bu levazımatlarla ilgili olarak gözaltına alınanlar arasında bakan çocukları da vardı. 

Hükümet bu operasyonu, kendini mahkeme yerine koyarak, “kirli komplo” ilan etti. Bununla da yetinmedi kirli paraya operasyon yapan İstanbul Emniyeti’ni hallaç pamuğu gibi attı. Polis müdürleri ve binlerce polisin görev yerlerini değiştirdi. Adli Kolluk Yönetmeliği’ni hem mevcut soruşturmayı etkisizleştirmek hem de yeni soruşturmaları engellemek için değiştirdi. Yürütme yargıyı denetim altına aldı. 
Başbakan operasyon sırasında tespit edilen çantalı görüntülerle ilgili olarak şunu söylüyor: “AB Ofisi’ne çantayla girdi, çantasız çıktı diyorlar. Teslim edilirken bir görüntü var mı?.. Belki o çantayla kitap falan götürülmüştür”. Kendini bir kez daha mahkemenin yerine koyarak çanta ve çantanın içindekiler konusunda yargıdan önce Başbakan kanaat bildirmekten çekinmiyor.
Başbakan hızını alamayarak bir kez daha yargıya yükleniyor ve şunları söylüyor: “Yargıya sesleniyorum: Siz de içinizdeki kirlileri temizleyin. Siz de öyle tertemiz değilsiniz. Bizim de bildiklerimiz var” diyerek alenen  yargıyı hem tehdit ediyor hem de emir veriyor.
Başbakan’ın “bildikleri” nedir? Bildikleri konusunda şimdiye kadar neden gereğini yapmamıştır? Bütün bunlar cevap bekleyen sorular olarak orta yerde öylece duruyor.
Başbakan Erdoğan, ayakkabı kutularından çıkan dört buçuk milyon doların konuşulmasına da bozuluyor. O paraların o evde ne işi var? O yeşil yeşil dolarları güvenliksiz ayakkabı kutularına kim, niçin koymuş? Bir bankanın genel müdürü, milyonlarca doları ayakkabı kutularında saklarken nasıl olur da müşterilere ‘paranızı bankaya yatırın’ der; türünden soruları sormak Başbakan Erdoğan’ın aklına hiç gelmiyor. 
Bilindiği gibi 2003 yılının temmuz ayında çıkarılan bir yasa ile 10 bin liranın üstündeki tahsilat ve ödemelerin bankalar ya da özel finans kurumları aracılığıyla yapmayanlara usulsüzlük cezası kesiliyor. Bunu bir bankanın genel müdürünün bilmemesi akla ziyan bir durumdur.
Başbakan Erdoğan, her yolu deneyerek ve suç işleyerek ortadaki vahim tabloyu meşrulaştırmaya çalışıyor. 
Erdoğan evden bu kadar paranın çıkmasını vakayiadiyeden göstererek şunları söylüyor: “Günlerdir Halkbank Genel Müdürü’nün evinden çıkan kutular konuşuluyor. Kim bunların servisini sizlere yaptı? Eğer evinde para çıktı diye, bir insan anında suçlu olamaz” anlamına gelen sözler ediyor.
Erdoğan, içi dolu çantayı, dolar dolu ayakkabı kutularını ve 4.5 milyon doların bir evde olmasını savunuyor. Bütün bunları başkalarından örnek vererek normal gösteriyor. Bu da yetmiyor ayakkabı kutuları içinde 4.5 milyon dolar çıkan genel müdürün “dürüstlüğünden şüphesi olmadığını” söylüyor. Rüşvet operasyonu sonucunda tutuklanan Reza Zarrap için de “Ülkeye katkısı olan, hayır işlerine giren biri” olarak tanımı yapıyor. 
Başbakan Erdoğan’a göre yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla ilgili olarak hakkında soruşturma açılan herkes ‘sütten çıkan ak kaşıktır’. 
Başbakan’a göre, operasyonda görüntülenen çantaların içi kitap doludur. Ayakkabının içinde çıkan dolarlar, hayır hasenat içindir. Tutuklananlar “dürüst” ve “ülkeye katkısı” olanlardır. Tutuklayanlar ise lahmacun yiyen, ayak ayak üstüne atan, tespih çeken kirli operasyon sahipleridir.
Bu durumda ortada bir tek cevabı verilmeyen soru kalıyor o da; 4.5 milyon doları o ayakkabı kutularının içine kimin getirip yerleştirdiğidir? 
Onun cevabını da biz verelim; ayakkabı kutularına dolarları doldursa doldursa leylekler doldurmuştur!
Leylekler lak lak ederek, AKP’nin gerçek sloganını da bulmuşlardır: ‘Durmak yok; yolsuzlara selam, yolsuzluğa devam!”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş