15 Temmuz'un "ortak" hedefi!

A+A-
Arslan BULUT

Gazeteci Hakan Aygün'ün "15 Temmuz sırları" adlı kitabı çıkıyor. Tam bir kaynak niteliğinde olan kitapta, Aygün, konu ile ilgili bütün tartışmalarla birlikte; "15 Temmuz tiyatro muydu?", "15 Temmuz başarılı olsaydı Başbakan kim olacaktı?", "Ahmet Davutoğlu 15 Temmuz'da neden Konya'dan Ankara'ya askeri uçakla geldi?" "ABD darbeyi, Suriye'deki Kürt devletini kurmak, böylece Kürt koridorunu tamamlamak için mi tetikledi?", "15 Temmuz gecesi, MHP'lilere genel merkezden gönderilen ilk mesajda, neden 'sokağa çıkmayın, askere direnmeyin' denildi? gibi konulara cevap aradı.

Balyoz mağdurlarından emekli tuğgeneral Süha Tanyeri'nin de "Balyoz Kurgusu" kitabı çıktı.

Tanyeri, kitabının son bölümünde, AKP'li Abdurrahman Kurt'un, CNN'deki, "Amerika, cemaat ve biz askeri vesayeti bitirmek için birlikte çalıştık" sözlerine atıfta bulunarak, "Darbe girişiminden sonra müşterek hedefe ulaşmış oldular. TSK güç ve itibar açısından dibe vurmuş oldu. Balyoz ve diğer kumpas davaları ile başlatılan sürecin hedefi buydu" diyor.

Binali Bey'in notu!

MHP genel başkan adaylarının toplantılarına örgütlü bir şekilde saldırıda bulunuluyor! Bu durum Başbakan Binali Yıldırım'a sorulduğunda, "Biz İçişleri Bakanlığı'mıza kesin talimat verdik. Her türlü programı kim yapmak istiyorsa, muhalif, müzahir, kim olursa olsun, yer temini konusunda herhangi bir kısıtlama olmayacak. Ayrıca toplantının genel asayişini, toplantının yapılmasını engelleyici faaliyetlere de müsamaha gösterilmeyecek. Bunlar çok net bir şekilde söylendi." diye cevap verdi.

Bu cevaptan, Binali Bey'in "Ben referandumun sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi için İçişleri Bakanı'na kesin talimat verdim. Hâlâ bu yönde sıkıntılar yaşanıyorsa meydana gelen olaylardan ben sorumlu değilim!" diye tarihe not düşmüş olduğu anlaşılmıyor mu?

İstifa sebebi!

Yıldırım'ın, Hollanda Başbakanı ile sekiz defa telefonla konuştuktan sonra, "Hollanda'ya seçimden önce kimse gitmeyecek" diye bakanlarını sıkı sıkı tembihlediğine dair haberler çıktı.

Aile Bakanı Fatma Betül Sayan, kendisini Hollanda'ya kimin gönderdiğini, "Eğer ki bana Ankara'dan Sayın Cumhurbaşkanımızdan 'Artık dönebilirsin' denilmeseydi ben orada ölecektim." sözleriyle itiraf etti!

Prof. Dr. Ümit Özdağ, Binali Yıldırım'ın bu sebeple istifasını verdiği ama kabul edilmediği yönündeki bilgilerini açıkladı. Böyle bir olay, referandumda hayır çıkmasını kesinleştirirdi!

Ötekileştirmeyle AKP kurtulur mu? 

Anadolu Ajansı ise Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney'in "Öteki düşmanlığı AB'yi dağılmaktan kurtarabilir mi?" başlıklı bir incelemesini yayınladı.

Konu başlığında küçük bir değişiklik yapmalı!

Mesela demeli ki, "Öteki düşmanlığı AKP'yi dağılmaktan kurtarabilir mi?"

Öyle ya, AKP de CHP'yi ötekileştirmeye hatta Avrupa Birliği'nin yaptığı gibi yeni duvarlar örmeye çalışıyor, millî ve dini duyguları, günlük politikaya yem ediyor!

Güney "Normların Avrupası'ndan geriye ne kaldı diye sorduğumuzda, cevap artık hiç de iç açıcı değil. Görünen, Avrupalılığın küçücük bir alan ile sığ bir tarihsel okumaya indirgendiği: Köpekler, atlı polisler vb. araçlarla korunacak kadar sığ bir alan..." tespitinden sonra AB'nin İslamofobi yerine, "Türk(iye)/Türkiyeli/Türkiye'den gelen" korkusunu yeni öteki olarak, koyduğunu belirtiyor!

AKP'nin de 15 yıldır izlediği iç politika da din istismarıyla kurucu felsefeye sahip çıkanları ötekileştirmeye, böylece kendisine destek verenleri bir arada tutmaya dayalı değil mi? CHP, bu oyunu nihayet bozdu diye sığ bir tarihsel okumayla Hollanda ve Almanya'ya saldırmadılar mı? Netice alamayınca tekrar CHP'ye dönmediler mi? CHP'nin arkasına saklanmak AKP'yi kurtarır mı?

  • Yorumlar 7
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları