A. Selvi'ye cevap...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Gazeteci toplumu bilgilendirme görevini yerine getiren kişidir. Yanlış ve yönlendirme bilgileri de düzeltmekle sorumludur. Hele söz konusu durum bir diğer meslektaşı ise zorunluluk hasıl olmuş demektir. Kaldı ki Abdulkadir Selvi tanıdığım, mesleki namusuna güvenip, takdir ettiğim gazetecidir. Hürriyet'te değil bir başka gazetede yazmış olsa kesinlikle cevap yazmazdım. Telefon edip fikirlerine katılmadığım gibi haber kaynaklarının da güvenilir olmadığını uygun lisan ile hatırlatmaya hazırlanıyordum ki kamuoyunun "FETÖ'cülerin yeni darbe tarihi" başlıklı yazıyı ciddiye aldıklarını fark edip, bu satırları yazmaya karar verdim.

Rodos Adası'nda cereyan ettiği belirtilen olayda "15 Haziran'a kadar neler olacağını göreceğiz. Bu sefer çok kan akacak" diyenlerin Türkiye'de yeni darbenin tarihini konuştuğu iddiasına bir de R.T.Erdoğan'ı kast ederek "Bayramı kimin yaptığını göreceğiz" sözleri eklenmiş.

Sayın Selvi ister kabul eder, isterse etmez. Bu konuda tevazu göstermiyorum. FETÖ'yü benim kadar tanıyan bir başka gazeteci de yok. Bu yüzden yazdığı diyalogdan yeni darbe beklemediğim gibi, yıllarca hipnotize olmuş gibi örgüte bağlılığını sürdürmekte olan, bu iltisak ile yurt dışına kaçarken bile geride kalanlara umut verme taktiğinden başka bir şey bulmam. Zira benzeri hayali olaylar, başta Silivri olmak üzere bir çok cezaevinde yatmakta olan örgüt üyelerince benzeri şayialar söylenmekte. Örneğin, Pensilvanya'daki meczubun demir parmaklıkları geçip yanlarına geldiği, peygamberimiz ile beraber duvarların arasında namaz kıldığı hayalleri bile görüldü. Bu safsatalara inanılmayacağı gibi, Rodos'ta cereyan ettiği iddia edilen yeni darbe tarihine de inanmak safdilliğin sınırlarını zorlamanın ötesine geçemez.

***

Dedim ya bu FETÖ'cüleri iyi tanırım. 15 Temmuz'dan iki yıl önce darbe hazırlıklarını yazmıştım. Kendilerinden pek eminlerdi. Güçlerinden şüphe duymadıkları için, itibar infazlarının yanında ağır tehditler savuruyor, ellerine geçirdiklerinde yapacaklarını belirtmeden kaçınmıyorlardı.

Sözü fazla uzatmayalım. Düz mantık ile hemen; "İyi de 15 Haziran'a kaç gün kaldı. Niye kaçıyoruz. Kalıp darbeye katılarak hesap soralım. Bu zaferi beraber yaşayalım" diye konuşmaz mı karşıdaki... Başta Selvi olmak üzere, bu sütunun takipçileri "Öyle ama siz hep 'hainler korkak olur' diyordunuz. Bunlar da hain ve korkak. Dahası abiler yurt dışına kaçın talimatı verdiği için sorgulamadan biat ederler" diyecektir. Haksız da sayılmazlar. Lakin, Selvi bu diyalogdan sonra MİT'e darbe öncesi yapılan ihbarların ciddiye alınmayışını hatırlatıp, darbe sevdasından vazgeçmediklerini vurguluyor. 15 Temmuz darbesine bulaşmayan uyuyan hücrelerin varlığından bahsediyor. Her şeyden önce soru hırsızı kurmay tayfasından çoğunun kaçtığını hatırlatalım. Geriye kalanların bir bölümü itirafçı oldu zaten. Mesleğe örgüt sayesinde girenler de bin pişman. Sıranın kendilerine gelebilme ihtimali ile uyumuyorlar. Halen deşifre olmayanlar görev başında yanlış bilgilendirme oyunu ile yine kendilerinden olmayanların ayağını kaydırarak davaları sulandırma peşindeler. Hukuksuzluğa dikkat çekerek operasyonların tamamının haksız olduğu kanaatini yaymak ile meşguller. Bunda kısmen başarılı olduklarının altını çizmeliyiz.

***

Selvi, FETÖ operasyonlarından sonra "En az 10 yıl daha bellerini doğrultamaz" kanaatini hatırlatıyor. Yeni bir kalkışma olmasa da suikast girişimleri için fırsat kollandığını belirtiyor. Bu suikast işini 15 Temmuz'dan hemen sonra 16-17'sinde ben dillendirmiştim. Ama soğudu. Bunu becermeleri artık mümkün değil.

Suikast senaryosu yeni değil. Erdoğan'a suikast işini 2004'ten bu yana seslendirip Ergenekon, Balyoz, Casusluk gibi kumpasları kurdular. Şimdi de aynı suikast ve darbe söylentileri ile yeni tutuklamalar ve gözaltıların, gözdağı vermelerin yolu açılmak isteniyor. Muhaliflere baskıyı kimse inkar edemediğine göre, bu söylenti ve senaryolar önümüzdeki günlerde yeni ve büyük tutuklamaların habercisi olmasın! Öyle ya Balyoz senaryosunda "kendi uçağını düşürecek, camiyi, köprüyü, Meclis'i bombalayacaklar" diyenler aynısını 15 Temmuz'da yapmadı mı? "Tehdit bertaraf edilmedi" denirken, muhtemel tehdit yüzünden zaten askıya alınmış hukuk tamamen yok mu sayılacak...

Yarına "Kontrollü darbe tezi" için de yazalım da algı operasyonunu aydınlatalım...

  • Yorumlar 11
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları