AB Zirvesi ve sonuçları

A+A-
Haydar ÇAKMAK

16 Eylül'de Bratislava'da gerçekleştirilen AB resmi olmayan zirvesi endişeli ve sorunlu başladı. Bu endişe ve sorunlar, liderleri daha mutedil olmaya sevk etti. Ancak, liderler sorunlara karşı bulundukları noktalardan ve pozisyonlarından taviz vermediler. Sadece, güvenlik ve savunma konusunda itiraz gelmedi. Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Komiseri Federica Mogherini, Haziran ayında İngiltere'nin AB'den çıkması üzerine, nispet yapar gibi, "AB için askeri güç" adıyla güvenlik ve savunma raporu hazırlamıştır. Avrupa Güvenlik ve Dış Politikası için "Küresel Stratejisini" ele almıştır. Bu strateji ve hazırlığın amacı, AB'nin ABD'en bağımsız olarak dünyanın her yerinde, Uzak Asya, Atlantik ve ötesi, Akdeniz, Hint Denizi, Orta Doğu ve diğer coğrafyalarda, AB'nin çıkarlarını savunmak için, askeri operasyonlar ve savaş yapacak bir güç haline gelmesini öngörmektedir. Bratislava zirvesinde, bu çok iddialı rapora kimse itiraz etmemiştir. Ayrıca, Avrupa güvenlik planlamasına hep itiraz eden İngiltere'nin olmaması da güvenlik konularında alınacak kararları kolaylaştırmıştır düşüncesi de dile getirilmiştir.

***

Bu zirvede ilginç bir şekilde herkes AB'nin bir kriz içinde olduğu konusunda hemfikirdi. Örneğin, Alman Şansölyesi Merkel şöyle diyor "Avrupa projesi için harekete geçmeliyiz. Kritik bir durumdayız", Fransa Cumhurbaşkanı F. Holland "Avrupa bir sınavdan geçiyor, üyelerin terk etme riski var", AB üyesi eski Sovyet ülkeleri, Polonya, Macaristan, Çekya (Çek Cumhuriyeti) ve Slovakya, sürekli bir şekilde AB'nin yönetim ve işleyiş tarzına itirazları var. Onlara göre AB her işlerine karışıyor ve bağımsız bir devlet gibi davranamadıklarından yakınmaktadırlar. AB genelinde, iktidarlar, AB'nin başarısız politikaları nedeniyle özellikle ekonomi, işsizlik, mülteciler ve terör konusundaki başarısız yönlendirmeler ülkelerde aşırı sağ partileri güçlendirmiş ve yabancı düşmanlığı, demokrasi ve hukukun üstünlüğü gibi konularda sorunlar yaşanmaya başlamıştır. AB içinde, üye ülkeler arasında sorunlara yaklaşım farkından dolayı, kendiliğinden oluşan yeni yapılanmalar ortaya çıkmıştır.

Güneyli üyeler, Yunanistan, İspanya ve İtalya gibi ülkeler, daha esnek bütçe ve harcama politikasını savunurken, Kuzeyli ülkeler, Almanya, Danimarka ve Finlandiya gibi üyeler, daha disiplinli bir bütçe politikasını tercih etmektedirler. Doğulu ülkeler, Polonya, Macaristan ve Çekya (Çek Cumhuriyeti) gibi ülkeler AB'nin aldığı birçok kararı gereksiz ve zorlaştırıcı bulurken Batılı ülkeler, Fransa, Belçika ve Lüksemburg, bu kararların yerinde ve gerekli olduklarını düşünmektedirler. Bu durum zirvede dile getirilmiş ama çaresi söylenmemiştir. Zirvede ele alınan sorunlu konulardan bir diğeri, İngiltere'nin ayrılma işlemlerini başlatmak için ayak sürümesidir. Konsey Başkanı Tusk, '27 ülke yöneticisi şunu bilmeli ki Brexit sadece İngiltere'nin sorunu değildir ve Avrupa'nın tamamında bir endişe yaratmıştır' diyerek sorunun ciddiyetini belirtmiştir.

***

 Zirvenin en önemli konularından birisi göç, terörizm ve mültecilerdi. İtalya Başbakanı, yaptığı teklifte, göç veren ülkelerde özellikle Afrika'da yatırım yaparak göçü önleme teklifi yapmış ve gündeme dahi alınmamıştır. Başbakan buna çok kızmıştır. İtalya ekonomisinin göçmen işçileri ve mülteci akımını artık kaldıramayacağı zira kamu borçlarının milli hasılasının %132'sini bulduğunun altı çizilmiştir. ABD'nin dikkat çektiği, Avrupa ülkelerinden radikal İslamcı örgütlere katılan militanlar konusunda yeni bir mekanizmayla, Avrupa ya giren ve çıkan her yabancı direkt olarak ABD güvenlik birimlerinin elektronik kayıtlarına girmesi sağlandığı belirtilmiştir. AB üyelerinin, kısa gelecekte, sorunlarını bir dizi zirvede ele alma imkanları olacaktır. Aralık ayında Brüksel'de resmi mutat zirvenin yanında, gayriresmî olarak Şubat ayında Malta'da, Mart ayında, AB'nin 1957'de Roma Antlaşmasıyla kuruluşunun 60. Yılı münasebetiyle Roma'da toplanarak sorunlarının üstesinden gelmeye çalışacaklardır. Ancak, not düşmek gerekir ki AB iyi gitmiyor.

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları