Emperyalist destekli Rum-Yunan tuzaklarına dikkat...

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

Kıbrıs Türkleri açısından Kıbrıs'taki mücadelemizin özünde, kuzeyde kurulan devletimiz KKTC'nin egemenliği, toprak bütünlüğü, Kıbrıs Türkünün özgürlüğü ve güvenliğinin teminat altına alınmasının sağlanması, adadaki Türk ve Müslüman varlığının devamı ve bunun önündeki tehditlerin bertaraf edilmesi yatmaktadır.        

İnsanımızın geleceğinden emin, huzurlu ve müreffeh bir yaşam sürdürmesi ve çağdaş imkanlardan yararlanmasının sağlanması esastır.

Bu bağlamda adanın birleştirilmesi hususunda sürdürülmekte olan gayretlerde Kıbrıs Türkünün egemenliğinin ve eşit ortaklığının temini de hayatidir.

***

Rum tarafı maalesef bilinen tezlerinden feragat etmemekte, 1960'ta kurulan ve bugün bir Rum devletine dönüştürülen "Kıbrıs Cumhuriyeti" üzerindeki kazandığımız haklarımızı gasp etmekten vazgeçmemekte, haklarımızın iadesine yanaşmamaktadır. Dahası Megali İdea ve Enosis ülküsünü canlı tutarak adanın tamamının Rum/Yunan olması için çabalarını aralıksız olarak sürdürmektedir.

Rum kuzeydeki topraklarımızı istemekte, Güzelyurt, Maraş, Karpaz yarımadası ve Mesarya'nın önemli bir bölümünü geri almadan anlaşma olmayacağını söylemektedir.

AB kurallarını ortaya koyarak, 4 özgürlük bahanesi ile, iki bölgeli-iki toplumlu yapıyı sulandırmaya çalışmaktadır. Derogasyonlar konusunda dik durulmaması, ısrarcı olunmaması halinde, çok kısa sürede Rum tarafının adanın tamamına sahip olması önlenemeyecektir. Türk federal devletine gelip yerleşecek, iş kuracak Rumlar zaman içerisinde siyasi haklar elde etmek üzere AİHM'den kararlar alabilecektir. Kuzey'de geçici de olsa yaşayacak Rumlara kota konmalı iki toplumlu-iki bölgeli yapının korunmasına dikkat edilmelidir.

Türkiyesiz bir Kıbrıs Türkünün ne duruma düşebileceğini 1950'leri, 1960'ları, 'Kanlı Noel'i yaşayanlar, hatırlayanlar gayet iyi anlayacaktır.

Masa başında zafer kazanmayı tarihsel süreçte başarmış olan Rum-Yunan ikilisine karşı çok dikkatli olmamız şarttır. Özellikle toprak ve güvenlik konularında sırf anlaşma olsun diye ödün verilmemelidir.

Toprağı verdikten sonra geri almak kolay olmayacaktır. Rum ne verirse versin, toprağımızdan, egemenliğimizden ve güvenliğimizden kesinlikle ödün verilmemelidir.

Ecdadımız Osmanlı topraklarını hep masa başında yitirmiştir. Berlin, Sevr, Mondros, Lozan sonrası yitirilen topraklar ortadadır. Misak-ı Millî dışında kalan Kıbrıs'ta yeni bir oyunla elimizdeki topraklarımızın alınmaması ve korunması için elden gelen yapılmalı, uyanık olunmalıdır.

***

Annan Planı döneminde toprak, güvenlik konularındaki tartışmalar halkımızı kutuplara ayırmış, birlik ve beraberliğimiz, özellikle AB/ABD emperyalist güçleri ve bunların içimizdeki misyonerleri tarafından, kökünden dinamitlenmişti.

Rahmetli Denktaş özellikle Rum tarafının toprak taleplerine karşı halkımızı defalarca uyarmış ve yol göstermiştir.

Denktaş, Güney Kıbrıs'ta mal bırakan Kıbrıs Türklerinin oturduğu Güzelyurt'un Türk kenti haline geldiğini belirterek, halkımızın toprağına sahip çıkmasını istemiştir.

2004'ün o "birbirimizi adeta yediğimiz" günlerde, Güzelyurt'un, muhalefetin telkinleriyle ''verilebilir'' toprak haline getirildiğini defalarca tekrarlayan rahmetli Denktaş, ''Buraları gözleri kapalı bir kalem çizgisiyle 'ver gitsin' diyorlar. Buralar kalem çizgisiyle alınmadı ki kalem çizgisiyle verilsin. Burada hudutlar kanla, canla çizildi. Onun için pazarlık halk tarafından, halk adına yapılır. Avrupa Birliği havucuna iştahı kabarmış 3-5 liderin 'haydi bakalım' demesiyle bu iş olmaz'' demiştir.

Rum her fırsatta kendi haklarına sahip çıkmaktadır. Bir hatırlatma yapmamda fayda vardır.1968 yılında Denktaş-Klerides arasında Beyrut'ta görüşmeler yapılırken rahmetli Denktaş 1963-64 olaylarında evlerini terk etmek zorunda bırakılan Kaymaklı göçmenlerinin evlerine dönmesi için Rum işgali altında olan bölgeyi iyi niyet olarak iade edilmesini talep etmiş, Klerides ise biz orayı savaşarak aldık geri vermeyiz diye yanıtlamıştı. Kaymaklı, Barış Harekatına kadar da Rum işgali altında kalmıştır.

Emperyalist/Sömürgeci Batı destekli Rum'un hedefi elimizdeki toprakları almak, garantör Türkiye'yi adadan çıkarmak ve Kıbrıs Türklerini zaman içersinde yok etmektir. Rum tarafının şu anda verir gibi göründüğü tüm haklar zaten 1960 anlaşmalarında bize verilen haklardır. Rum vermeden alarak Kıbrıs sorununu kendi lehine bitirme sevdasındadır; bu bakımdan Rum-Yunan tuzaklarına karşı dikkatli olunmalıdır.

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları