Eşkıya şehre hükmederse!..

Devletin güvenlik ve istihbarattan sorumlu tüm birimleri 3 yılı aşkın süredir "FETÖ" avında... AKP tamamen cemaat müritlerini bertaraf etmeye odaklanırken, kentlerde "güvenlik" sorunları ne yazık ki büyük boyutlara ulaşıyor...

Cinayetler, sokak çatışmaları ve mafya hesaplaşmaları insanları sokağa çıkamaz hale getiriyor, otel kameralarının önünde Hakan Yılmaz gibi sanatçıları döven şehir eşkıyaları bile ne tuhaf ki ellerini kollarını sallayarak gezebiliyor!..

Sokakları işgal eden tacizcilerin eylemleri ve kadın cinayetleri artıyor, uyuşturucu çeteleri "bonzai" ile gençliği esir alıyor, silahlanma furyasının ürkütücü vakaları toplumu geriyor ve yurttaşlar büyüyen asayiş olayları nedeniyle diken üstünde, isyan ediyor...

İşte önceki gece, İstanbul'un Küçükçekmece ilçesinde onlarca şehir eşkıyası ellerinde tabancalar ve Kalaşnikoflarla çatışıyor, çevreye kurşun yağdırıyor ve bu sırada yoldan geçen 16 yaşındaki Emircan Açıkgöz adlı bir masum çocuk katlediliyor...

Özellikle İstanbul'u esir alan bu kaos-korku manzarasının içinde çok önemli sorular yanıt bekliyor;

Eşkıyanın sokaklara hükmetmesinin ardında cezaevlerinin hıncahınç dolu olması da mı yatıyor?.. 120 binden fazla FETÖ'cünün tutuklu olması nedeniyle, polis ve mahkemeler şehirlerde eşkıyalık yapanları, hırsızları, çeteleri tutuklayacak ortam mı bulamıyor?..

FETÖ ile mücadele iyi de; İçişleri Bakanlığı, milyonlarca ruhsatsız silahın huzuru tehdit ettiği bir ülkede neden acaba "etkili ve düzenli" asayiş taramalarını sürdürmüyor, suçluları yakalamıyor, toplumu ürküten güvenlik kaosunu bitirmiyor?.. Süleyman Soylu yanıt verir mi acaba?..

AKP'NİN ESENYURT'U!..

Hiç kuşku yok; şehirleri yolsuzluklar, şaibeler, imar rezaletleri, doğa ve çevre katliamıyla yaşanmaz hale getirenlerin başında pervasız belediyeler geliyor...

Bugün size "yolsuzluk" iddiaları "5 yıl" öncesinden (2012) gündeme getirilen iki belediyeden söz edeceğim;

Sağcı-solcu fark etmiyor... Kimi başkanlar, "FETÖ" bağlantısı, "metal yorgunluğu" komedisi ya da "yolsuzluk" iddiasıyla görevden alınırken, arkada bıraktıkları devasa enkazlar şehirleri ve insan sağlığını vurmaya devam ediyor...

Alınız işte; AKP, Ankara ve İstanbul gibi şehirlerin yerel yöneticilerinden sonra, hakkındaki şaibeler bitmeyen Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu'nu da istifa ettirmiş... İsabet olmuş!..

Herkes tanıyor bu zatı... İstanbul'un en büyük ilçelerinden birini "gökdelen" furyasıyla mide bulandırıcı beton ucubelerin cehennemine çeviren, maket üzerinde pazarlanan rant bataklığının bir beldeyi esir almasına göz yuman belediye başkanıdır bu zat...

Bakınız; Habertürk'ten Fatih Altaylı, "2012" yılında Esenyurt'taki rezaletlere ve Kadıoğlu'na nasıl dikkat çekmişti;

"Esenyurt'ta, belediyenin yediği haltları ben anlatayım size... Normalde 2.143.000 metrekare inşaat hakkı olan projelere, belediye tarafından 4.942.139 metrekare ruhsat verilmiş. Yani yasa dışı 2.799.139 metrekarelik rant belediye tarafından oluşturulmuş. Rezaletin en tepesindeki isim, Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu nasıl oluyor da hâlâ o koltukta oturabiliyor?.."

Bu yazıdan iki yıl sonra AKP, 2014 seçimlerinde Kadıoğlu'nu yine başkan seçtirdi!.. Ve o Kadıoğlu, sanki 13 yılda Esenyurt'u mahvetmemiş gibi dün açıkladığı istifasına "sağlık sorunlarını bahane gösterdi!!!

Yani; herkesin, nefes bile alamadığı için, her adımda "ah-vah" ettiği Esenyurt'taki utanç verici imar katliamı karşısında pek inandırıcı gelmedi bu istifa gerekçesi...

Kimse kendini kandırmasın; Erdoğan bile İstanbul'un siluetinin değiştirildiğini, çarpık kentleşme yüzünden kentin yaşanamayacak hale getirildiğini itiraf etmişken, Kadıoğlu gibi doğa ve çevre düşmanları "sağlık" sorunlarına sığınarak yarattıkları enkazdan ilelebet çıkamazlar...

Kadıoğlu'nun gerçekten "sağlık" sorunu varsa geçmiş olsun ama hesap vermekten de kaçınmamalı... Çünkü ondan geriye kalan asıl "sağlık" meselesi, gaflet ve ihanet hançeriyle dönüşü olmaz bir imar kanserinin pençesinde kıvranan milyonluk bir ilçedir artık!.. Allah kime şifa versin acaba?..

GELİYORUM DİYEN OPERASYON!..

Gelelim "5 yıl" önceki bir başka uyarının bugünlerde Ataşehir üzerinden CHP'yi yıpratmasına...

"2012"nin başlarından itibaren Ataşehir'deki rezaletlerin CHP'yi yıpratacağını bizzat yazdım, CHP yönetimini dostça uyardım ama kimse Battal İlgezdi'nin İstanbul'un diline düşen şaibeleri karşısında kılını kıpırdatmadı!..

Ne yazık ki "rezidans" rezaletleri ve kaynağı kuşkulu servet haberleri yandaş medyaya çarşaf çarşaf yansıdıktan sonra Ataşehir, "yolsuzluk" iddialarıyla CHP'yi derinden sarstı!..

Keşke İlgezdi, kendisini denetlemeye gelen mülkiye müfettişi için meyhane kapatarak "halay" çektiği ortaya çıktığında ihraç edilseydi de, CHP'nin üzerine Ataşehir lekesi düşürülmeseydi, AKP'liler de sevinçten göbek atmasaydı...

Evet; CHP'nin İlgezdi gibilerin icraatları yüzünden yıpratılmasının üzerinde çok düşünülmeli... Ve de "Bakırköy" gibi belediyelerin de ileride ana muhalefeti büyük sıkıntılara sokacağı gözardı edilmemeli!..

Şu gerçek de hiç unutulmamalı; şaibenin, hırsızlığın, yolsuzluğun ve yağmanın sağı-solu yoktur... Temiz siyaset için Hz. Ömer'in adalet anlayışının partilere ve devlet terbiyesine hâkim olması da kaçınılmazdır...

Yazarın Diğer Yazıları