Exxon Mobil'in K. Irak'taki Türk ortakları!

A+A-
Arslan BULUT

Birkaç okur mektubu ve Onur Oymen'in uyarısı, bugün Suriye ve Irak'ta neler olup bittiğini özetliyor.

Böyle önemli günlerde, 500 il ve ilçe seçim kurulu başkanının değiştirilmesi için düğmeye basılması ise kitlelerdeki uyanışa karşı siyasi iktidarın giriştiği hukuk dışı bir eylemdir.

İktidarın belirlediği seçim kurulu başkanları, partiler arasında tarafsız davranabilir mi?

***

Gelelim gündemdeki konuya... Muharrem Karadağ diyor ki, "Sayın Bulut, 'Çözüm süreci' denilen senaryo-tuzak, aslında PKK'nın Türkiye'den çekilip Suriye'de savaşması, Suriye'de Kürt kantonları kurması ve Akdeniz'e uzanan bir Kürdistan koridoru oluşturmasının başlangıcıydı. Çözüm süreci, aslında Orta Doğu'yu (Türkiye, İran, Irak ve Suriye'yi) çözme sürecidir. AKP ve muktedirleri ne yazık ki 'Sünni Orta Doğu' ve 'Yeni Osmanlı' kuracakları yanılgısı ve aldatılmışlığı ile Orta Doğu'yu çözme işine talip olmuşlardır. Yol haritasını da İsrail ve ABD çizmiştir." 

Savaş Kara da şöyle diyor:

"Arslan Bey, Irak'taki referandumla ilgili Türkiye'nin uyarıları bana göre hikâye! BOP eş başkanlığı görevi yerine getirilmiş ve getiriliyor olmasaydı; Suriye politikası böyle olmazdı ve Barzanistan çoktan boğulurdu..."

***

Tufan Deniz ise oilprice.com sitesindeki bir yazıya göz atmamı istiyor ve tatbikatlarla insanımızın gazının alındığını, belirtiyor.

"Türkiye Kürt Enerji Sektöründe Etkisini Artırıyor" başlıklı İngilizce yazıda özetle şu analiz yapılıyor:

"KDP ilk defa 2009'da kamyonlarla Türk limanlarına petrol ihraç etmeye başladı. 2011 ile 2012 yılları arasında Türkiye ile KDP arasında gizli bir enerji anlaşması imzalandı. Bağdat'ı atlatmak için KDP, Kerkük-Ceyhan boru hattını kendi alanlarından Türk sınırına taşımak üzere Türk hükümetinin yardımıyla yeni bir petrol boru hattı inşası başlattı. Hat inşaatı devam ederken de KDP, sıvı yakıt ürünlerini Türkiye'ye günde 500 kamyonla petrol ve gaz satmaya başladı.

Kararın alınmasından dört ay önce kurulmuş Power Trans şirketi, petrolün Kuzey Irak'tan taşınması imtiyazına sahip oldu.

Mayıs 2013'te Türkiye, Exxon Mobil ile bu şirketin, KDP bölgesindeki altı enerji alanı ve 12 keşif bloğu üzerinde iş birliği yapmak üzere bir anlaşma imzaladı. Neçirvan Barzani de Türkiye ve KDP'nin 2014'te 50 yıllık bir Kürt petrolü ihraç anlaşması imzaladığını açıkladı.

Bölgede faaliyet gösteren Türk enerji şirketleri, Genel Enerji adıyla birleştirildi ve 2011'de Londra Menkul Kıymetler Borsası'nda tescil edildi. Görevi, KDP bölgesinde doğal gaz üretmek ve Türk Enerji Şirketi'ne satmaktır.

KDP ve Türkiye arasında imzalanan enerji anlaşmalarının hiçbiri Ankara ve Bağdat parlamentoları tarafından onaylanmış değildir. Uzak adalarda kurulan bu şirketler, hem Türkiye hem de Irak'taki Kürt yönetim elitleriyle kan bağı olan kişiler tarafından kontrol ediliyor."

Bu imzaları atmış bir iktidar, şimdi Barzani'ye ne yapabilir?

***

Onur Öymen de şu uyarıda bulunuyor:

"Tezkerede dikkati çeken bir nokta da Hükümet'e Türkiye'de yabancı silahlı kuvvetleri bulundurma yetkisinin verilmesidir. 1 Mart tezkeresinin TBMM tarafından reddedilmesinden sonra 2014 yılına kadar, Meclis'ten yabancı silahlı kuvvetlerin ülkemizde bulundurulması yetkisi istenmemişti. O tarihten sonra bu talep tezkerelerde yer almış, buna dayanılarak Barzani'nin peşmergelerinin, şimdi haklı olarak terör örgütü olarak tanımladığımız PYD'ye destek olmak için Türkiye üzerinden Kobani'ye gönderilmesine izin verilmişti.

Bu defaki tezkereye aynı hükmün konulmasının gerekçesinin ne olduğu anlaşılmamıştır."

  • Yorumlar 23
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları