Hakarete alıştık mı?

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Lopez hanım KKTC’yi ziyaretten vazgeçmiş, hem de üç milyon doları gözden çıkararak. Niye? Çünkü ABD’deki Rum-Yunan lobisi bu güzide sanatkârı elektronik mesajlarla sersemletmiş, ürkütmüş, KKTC denilen barbarlar diyarına gelmekle insan haklarını çiğneyeceğine inandırmış.
Saldırının ABD yüklü olması ilginçtir. Zengin ve etkili Yunan lobisi 1955’den bu yana Kıbrıs’ın Yunanistan’a verilmesi için devamlı surette çalışmış bir lobidir. Halen de çalışmaktadır. Şimdi yanlarına Ermeni ve Yahudi lobilerini de alarak daha da etkin bir şekilde yola devam etmektedirler.  “Kıbrıs işgal altındadır; gideceğiniz her yer çalınmış Rum emlakidir; Kuzeyde sahte bir devlet vardır, bu devleti sadece işgalci Türkiye desteklemektedir”  gibi yalanlar devamlı surette kitaplar, broşürler, fotoğraf albümleri, filmler, CD’ler ile desteklenmektedir.
Kıbrıs’ta Rum basınının her gün “sahte devlet, sahte Bakan, sahte Başbakan, işgalcinin memuru sahte Cumhurbaşkanı” sıfatları ile süsledikleri hakaret dolu yazılarını Rum makam sahiplerinin aynı pisliklerle destekledikleri de günlük olaylardır; bizden bunlara cevap veren kaç kişi vardır? Hatta bu pislikleri Türkçe’ye tercüme ederken tercümanlarımız Rum’un  “sahte devlet” dediği sözü KKTC olarak tercüme etmeyi vatana hizmet addetmektedirler. Hristofyas’ın literatüründe bile KKTC’de karşıtı yoktur. Karşıtı “işgalci Türkiye’dir”. “Kıbrıs meselesi 1974’de Türk işgalinden kaynaklanan bir meseledir. İşgalci Türk askeri adadan çıkmadıkça EOKA’nın fedakârlığı zaferle sonuçlanamaz”. Dünyayı buna inandırmışlar! Biz ne yapıyoruz? “Masadan kalkmayacak, akıllı, uslu çocuklarız; dünyanın meşru hükümet olarak gördüğü Rum idaresi ile bütünleşmek için can atıyoruz.” 
Türk tarafında lobi faaliyeti yok denecek kadar azdır. Halbuki Londra’da, Almanya’da, Amerika’da, Avustralya’da lobi faaliyetlerinde etkin rol oynayacak kurum ve kuruluşlar vardır. Bunlar KKTC’den bilgi ve işaret beklemektedirler. Ne zaman, ne diyecekler, kime diyeceklerdir? İşte Lopez olayı elimize muazzam bir lobiying fırsatı getirmiş olmaktadır. Türkiye işgalcilikle, barbarlıkla, insan haklarını çiğnemekle suçlanmaktadır. KKTC de yasa dışı bir ülke olmakla suçlanıyor. Hak yok, adalet yok, Rumların haklarını gasp etmiş insanların ülkesi! Peki, basında birkaç protesto yazısından başka ne yapıyoruz? Hükümetlerin derhal harekete geçerek İnsan Hakları örgütlerini, AB’deki ilgili makamları, Lopez hanımı aydınlatmak için harekete geçen var mı? Sivil örgütlerimiz, Rum-Yunan lobilerinin bu kadına gönderdikleri elektronik mesajlara cevap verecek hazırlık içinde midirler? Dışişleri Bakanlığında bu konuları takip edip dünya çapında var olan Türk kurumlarına mesaj geçecek, onları harekete davet edecek bir hazırlık, bir teşkilat var mı? Lopez hanımı ziyaret bile düşünülmeli Kıbrıs’ın gerçekleri kendisine ve çevresine iyice anlatılmalıdır.
Bize bu rezilliği sahte “Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti” adı altında yapan Rum idaresini bu sahte mertebeye, kendi çıkarları için, insafsızca çıkarmış olan ABD ile İngiltere’nin Kıbrıs Türklerine ve Türkiye’ye karşı devam eden bu hakaretler ve haksızlık karşısında Lopez hanıma ve dünyaya söyleyecek sözleri yok mu? “Kıbrıs meselesi 1963’de Enosis için Rumlar tarafından başlatılan bir kahpeliktir” diyemezler mi? Dilleri mi yanar doğruları söylerlerse? Adalet terazisini dengelemek zamanı geldiğini görmüyorlar mı?  Rum’dan yana koydukları anlamsız ağırlık nedeniyle her hakkı gasp edilmiş Kıbrıs Türklerine karşı bir vicdan borçları olduğunu bu “büyük” devletler ne zaman anlayacaklar? 47 yılımız çalınmıştır ve bu hırsızları bu “büyük” devletler 47 yıldır, yüzleri kızarmadan desteklemektedirler. Bu desteğin, Kıbrıs meselesinin halledilmemesinden başka bir işe yaramadığını ne zaman görecekler? İstediğimiz eşit muameledir; gerçeklere saygıdır. Gerçekler de 1960 Antlaşmaları ile tescil edilmiştir: Kıbrıs, Rum-Yunan adası değildir; Kıbrıs Cumhuriyeti üniter bir devlet değildi, eşit şartlarla kurulmuş iki halka dayalı bir ortaklıktı; bu devletin yolu Enosise kapalıydı; taraflardan biri diğerine tahakküm edemezdi. BM’de kayıtlı bu anlaşmaları yırtıp atarak Enosisin yolunu açmak isteyenlere verilen desteğin tarihe mal olmuş abideleri Muratağa, Atlılar, Sandallar, Taşkent gibi köylerimizdeki toplu mezarlarda görülebilir. ABD Büyükelçisi ile Garantör İngiltere’nin temsilcisi bu muazzam eserlerini ziyaret etseler iyi olacak. Belki dilleri o zaman açılır ve taraflara eşit muamele akıllarına gelir. Lopez meselesini tersine çevirme ve Rumların barbarlıklarını, haksızlıklarını dünyaya teşhir etme zamanıdır.

Yazarın Diğer Yazıları