Hangi deprem daha tehlikeli?

A+A-
Tuncay MOLLAVEİSOĞLU

Gece yataktan kaldıran bir sarsıntıydı...

Uzun ve şiddetliydi...

Başta Bodrum olmak üzere Muğla'lılar sokakta sabahladılar...

 

Yabancı kaynaklara göre 6.7 şiddetindeydi deprem. Bodrum'un kayalık yapısı ve Muğla genelinde evlerin usulüne uygun yapılması, denetleniyor olması olası faciayı önledi.

 

Benzer bir deprem İstanbul'da yaşansaydı sonuçları korkunç olurdu.

Deprem sonrasında kullanılmak üzere ayrılmış toplanma alanlarına dahi gökdelen diken bir zihniyet İstanbul'u yönetiyor!

 

Facia her geçen gün geliyorum diyor... Ama yetkililer kör ve sağır...

İstanbul'da yaşanacak bir deprem Türkiye'nin ulusal güvenlik problemidir!

Yıkım sonrası Türkiye'yi yönetmek mümkün olmayabilir. İstanbul depremine bu derinlikte bakılmalı ve önlem alınmalıdır...

 

***

Bir başka deprem tehlikesi daha var...

Uzun yıllardır Türkiye'nin kurucu temellerini sarsan karşı devrim depremi...

Öncü sarsıntıları giderek şiddetleniyor...

Eğitimde cihatçı bir anlayışı egemen kılmak için harekete geçtiler.

Karşı devrim depreminin dalgaları ilk önce çocukları sarsacak...

 

Hangisi daha tehlikeli?

Doğal afetlerde bu millet birlik olup yarasını sarmayı bilir...

Ama karşı devrim; sarsıntıları ile, ülke insanını ortak kederlerinde bile bölebilen bir fay hattına pusu kurmuş...

 

Hazineden emzikli gazeteciler, televizyoncular, medya bu fay hattını derinleştirmek için var gücü ile çalışıyorlar...

 

Böyle bir süreçte geçen akşam önemli bir panelde Türkiye'yi konuştuk.

 

Bodrum'da Bodrum İlçe Başkanlığı ile Birleşik Haziran Hareketi ortaklaşa düzenlemişlerdi paneli... üstelik panel, tam da depremin bir sonraki akşamı gerçekleştirildi. Bizler salondayken 5 şiddetinin üzerinde artçı sarsıntılar hala devam ediyordu...

 

Prof. İbrahim Kaboğlu, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Özgürlük ve Dayanışma Partisi Genel Başkanı Alper Taş'ın konuşmacı olduğu panelin yönetim görevini ben üstlenmiştim.

 

Muğla İl Başkanı Mürsel Alban, Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, milletvekilleri ve çok sayıda Bodrum'lu panele yoğun ilgi gösterdi.

 

Türkiye'nin çölleşen 3 olgusunu tartıştık... Hak, Hukuk ve Adalet...

Atatürk Türkiyesi'nin yerine başka bir Türkiye'yi kurmayı hayal edenlerin aşındırdığı 3 temel olgu...

 

Özgür Özel; adalet yürüyüşünün toplumda bıraktığı izden söz etti. Geride 450 km yol bırakan ama pet şişe bırakmayan eylemcilerin yüksek standardını anlattı.

Konu başkanlık meselesine gelince "uzlaşma" aranacağını belirtti.

 

Prof. İbrahim Kaboğlu ise "hukuk devletine inanmayanlar, yeni anayasa yapamaz" dedi... "16 Nisan'da meşru olmayan bir metin Türkiye'ye dayatılmıştır" diyen Kaboğlu; iktidarın parlamenter sistemi kaldırıp yerine başkanlık sistemi getirmediğini, getirilen sistemin yasama-yürütme-yargıyı tek bir kişiye bağlayan, evrensel hukuk ve demokrasi anlayışını reddeden, geçmişe dayalı tüm kazanımları yok eden bir sistem olduğunu belirtti.

 

Kaboğlu, eğitimdeki gericileşmeye, cihat kültürünün çocuklara dayatılacak olmasına dikkat çekti.

 

ÖDP Genel Başkanı Alper Taş ise; sokağa vurgu yaptı. Demokratik, barışçıl ama militan ruhlu eylemlerin baskıcı rejimlerin korkulu rüyası olduğunu belirten Taş; "Hayatın her alanını örgütlemeliyiz" dedi...

 

AKP'nin dindar ve kindar bir nesil için eğitim sistemini yeniden dizayn ettiğini belirten Alper Taş, "eğitim alanı önümüzdeki bir yıl en sert kavgaların zemini olacaktır" diye konuştu...

 

Bodrum'daki depremin artçı sarsıntıları sürerken yaptığımız panelde ben de karşı devrim depreminin, adaletsizliği ile, hukuksuzluğu ile, haksızlığı ile geldiğini, en derin sarsıntının eğitimde yaşandığını belirttim.

 

Türkiye hazır depremi tartışırken; memleketin kurucu, taşıyıcı kolonlarını sarsan depremin, yaşadığımız doğal depremlerden daha ciddi tehlike yarattığının altını çiziyorum...

  • Yorumlar 6
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları