Kim bu Barış Dedebağ

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

                 Genel anlamda "At izi, it izine karıştı" deriz. At ile it izlerini mercek altına alınca; tilkiler, çakallar, yılanlar, çiyanlar, salyangozlara kadar 72.5 farklı iz ile karşılaşıyoruz. FETÖ'nün hipnotize olmuş hain darbecileri ile darbeyi savuşturmak için can siperhane mücadele veren vatanseverler ne yazık ki aynı çuvalın içine atılıyor. Her şeyden önce şunu hatırlatmak isterim. "Darbeyi savuşturduk." diye böbürlenenler halkın ayaklanması ile bastırıldığını sanıyor. Eğer TSK içinde Milli-Atatürkçü kadrolar olmasaydı bu darbe öyle ucuz atlatılamazdı. 259 şehit,2 binden fazla yaralı yerine 67 bin ölü, 200 binden fazla yaralı olurdu. Bu sütunlardan "Darbenin televolesi" ve "Darbe içi kumpas" gibi yazılarımda, sahtekar gazileri, üç kağıtçı kahraman bozuntularını ifşa ettiğimiz gibi psikopat ve hasta ruhlu iftiracıları da ifşa edeceğimizi belirttik. Bu gün sizlere resmi raporlu Binbaşı Barış Dedebağ'dan bahsedeceğim.

                Darbenin ilk günleri yandaş kanallarda "Kahraman" gibi gösterilen Dedebağ aslında baştan sona problemli personel. 15 Temmuz gecesi kendi ifadesine göre 03:30' da Etimesgut Kışlası'nın nizamiyesine geldiğinde sivil vatandaşlar tarafından darbeci zannı ile linç edilmek istenmiş. Fena halde dövülmüş. Polisler zor kurtarmışlar. Korumaya almışlar. Bu esnada darbenin bastırılması için Etimesgut Zırhlı Birlikler Okulu'nda milli unsurlar ile telefon irtibatı kuran Korgeneral Yıldırım Güvenç, Korgeneral Faruk Şengün ve Korgeneral Metin İyidil'in emri ile darbecilerin karargahının çevresi tanklar ile çevriliyor. Aralarında Kurmay Başkanı Sıddık Çoban, Albay Cem Tuce, Albay Sefa Alkan gibi kahraman subaylar kan dökülmeden darbecileri bir bir teslim alıp, kelepçe takarak gözaltına alıyorlar. Sabah 07:00'de Korgeneral Metin İyidil ve Korgeneral Faruk Şengün kışlaya gelerek durumu nezaret ediyorlar. Ve Kurmay Başkanı Sıddık Çoban'ı komutan olarak görevlendiriyorlar. Darbecilerin yakalanışı, kelepçelenmesi, İyidil ve Şengün'ün kışlaya geliş-gidişleri; darbecilerin polis ve askeri inzibata teslimi toplam 4 saatlik kayıt ile belgelenmiş. Tamamını saniye-saniye izledim. Ayaklanma bastırılmış.

                Binbaşı Barış Dedebağ yanında polis ile geliyor. "Adli işlem subayı olarak bir takım işlemler başlattım, Asker nezaretinde polise teslim ettim" diyor. İyidil ise :"Polise değil inzibata" diyor. Bnb. Dedebağ : "Komutanım devlet taraftarı olduğuna inancımdan dolayı itaat ediyorum, devrediyorum." Ne derseniz onu yapmaya hazırız." diyor. Bu sırada Dedebağ yanında bulunan İlçe Emniyet Müdürüne: "Şimdi içerideki tutukluları vereceğiz, Komuta Karargahına söyledim şimdi" diyor. Dedebağ yerinde duramıyor, tutukluların nerede olduğunu bile bilmiyor ama iştahlı: "Ben şunlara bir bakayım, ifadesini alayım"diyor. İyidil ve Şengün, Sıddık Çoban'ı tayin ediyor. Çoban'da Dedebağ'ı yanına çağırıp: "Muharrem'i alın!" diyor. Görüntülerde Albay Muharrem'e plastik kelepçe takılıyor. Bu arada Merkez Komutanlığı'ndan Erdal Tuğgeneral ile telefonda konuşan Dedebağ, Ankara Cumhuriyet Başsavcısı'nın cep telefonunu alıyor ve arıyor. Sanki bütün gözaltı işlemlerini tek başına kendisi yapmış gibi konuşuyor "Az önce Merkez Komutanlığı ekipleri geldi, sayısını bilmediğim, bizden tamamını teslim etmemizi istiyorlar. Bu darbecilerin tekrar toparlanmasından korkuyoruz; şüphemiz var. Müsade edin bunları biz tutalım, ben gerekirse yanına asker vererek ilçe emniyetine asker nezaretinde teslim edebilirim Sayın Savcım" dediği anlaşılıyor.

                Derken bir binbaşı, bir yüzbaşı komutasında tutuklular emniyet ile tutanak imzalanmasından sonra teslim ediliyor. Dedebağ'ın tüm yetkilerin kendisinde olduğu havasından Komuta Odasındaki Astsubaya dönüp: "Metin İyidil Paşa size ne dedi?" sorusunu yöneltiyor. Astsubay ise: "Metin İyidil Paşa, Merkez Komutanını bekleyin dedi." cevabını veriyor. Dedebağ öfkeleniyor: "Metin İyidil ile konuştuktan sonra içeri girdik. "Ben İyidil Paşa'ya ne dedim. Hakkınızı helal edin, sizinle ilgili de şüphem var." Metin İyidil'de bana "Oğlum ben geceden beri buradayım." dedi. Ben de sorun yok o zaman komutanım emrinizdeyim dedim." diyor. Oysa ilk konuşmalarında böyle bir şüphe yok! Dedebağ oda içinde volta atıyor iki dakika sonra: "Az önce haber geldi, Metin İyidil'in de vatana ihanetten tutuklandığını, bu durumda seninle ilgili kapı açıldı, şaşırdım. Metin İyidil ile ilgili benim hala inanasım gelmiyor" diye konuşuyor. Kafasını sağa-sola sallıyor 20 saniye sonra: "Ben onun hala iyi bir insan olduğunu düşünüyorum, hala inanmıyorum yahu bu nasıl olur? "Belki internetten şey haberde olabilir. Belki de paralel yapının kendi yayını olabilir." sözleri kendi sorusuna cevap veriyor. Bu sırada odada bulunan Muharrem Albay : "Öyle bir şey olsa adam buraya kalkıp silahıyla gelmezdi." yorumunu yapıyor. Dedebağ bu defa: "Belki de onların yayınladığı asparagas haber olabilir" dediği duyuluyor.

                1 nolu DVD' nin görüntüleri biterken gözaltındaki darbeci şüphelilerin otobüslere bindirilirken Emniyet'e teslimi var. Ancak görüntüler bitmiş değil. Yarın bu sütunda tekme-tokat yumruklarla dövülme sahnelerini yazacağım. Barış Dedebağ'ın şikayeti ile suçsuz tutuklanmaları da…

  • Yorumlar 8
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları