Kim bu Özel Kalem Müdürü?

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Referandumda gasp edilen, çalınan oyların peşine düşmektense bazı siyasiler "yeni konjonktür"de rol çalma telaşına düşmüşler. Oysa sandığa giren ancak iptal edilen ya da sandığa girmediği halde girmiş işlemi yapılan yaklaşık 3 milyon hileli oyun hesabının sorulması gerekmiyor mu? "OHAL Şartları" gibi teslimiyete varan anlayış yüzünden Cumhuriyetin sonuna varılmak üzere olunduğunun halen farkında olmayan ciddi bir güruhun varlığı doğrusu beni fena halde rahatsız ediyor. Ve Cumhuriyet tarihimizde ilk defa bazı kurum ve kuruluşların başında ya da yönetiminde bulunanlar için "rehin alınmış" deyimi aslında millî güvenliğimizin ne denli tehlikede olduğunun da göstergesi. Hasbelkader ülkenin yönetim erkini elinde tutanları bilmem ama bu "rehin" kelimesi bile kanıma dokunuyor. Rehin kim? Ya da kimler? Kimler, hangi amaçla, ne zamandan beri rehin tutuyor? Ve karşılığında ne alacaklar? gibi ardı ardına sıralayacağımız yüzlerce soru aslında perişan halimizin de göstergesi. Minareyi çalan kılıfı hazırlıyor ancak güneş de balçık ile sıvanamıyor. Alın işte lağım patladı... Yandaş medyanın kankaları şimdi birbirlerine girdi. Yıllarca ellerindeki karaları masum insanlara sürenler dönüp şimdi birbirlerinin yüzlerine sıvıyor. Çok değil 5-10 yıl önce esamisi okunmayan şarlatanlar köşelere oturtularak tetikçi konumuna geldi. Kendilerine biçilen gömleği giyip bir de gizem yükleyerek devletin hakimine, savcısına talimat yağdırır gibi "Şunu tutukla, bunu içeri at" tarzında emirler veriyor. Boyaları da, cilaları da çıktıkları her ekranda dökülen zırtapozlardan sözde Saray da rahatsızmış gibi pompalanan yandaş haberlere de itibar etmiyorum. Saray cidden rahatsız olsa kendi adına kılıç sallayanların bir gecede işlerine son verdirir. Bu karmaşa esnasında ayıklanacak isimlerle ilgili de ilginç iddialar var. Gül-Davutoğlu ekibi zaten tasfiye oldu. Artanların bundan böyle şansı da yok. Şimdi gözler 15 Temmuz sonrası beklenen önemli ayıklama beklentisinde. Bu konuda başkent kulislerinde müthiş iddialar var. Revizyon sonrası yeni bakanlar kurulu için "Bakan toto" oynamaları başladı bile.

***

AKP'nin kuruluşundan bu yana "liyakat" yerine "sadakat" ön planda olduğu için bakan değişikliklerinin yıllarca önemi olmadı. Ahmet Davutoğlu dönemi "Hocacılar" kabul görmedi. "Reisçilik" esas. Ancak lafta herkes Reisçi... Oysa işi bilenler "Kripto FETÖ"cülere "dikkat çekerek; Reisin altını oyuyorlar" teşhisi ile Kripto FETÖ'cülerin temizlenmesi gerektiğine dikkat çekiyorlar. Her ne kadar Başbakan Binali Yıldırım "Bizde FETÖ'cü yok" dese de Saray'da tutulan çeteledeki "ByLock" izlerinin tamamı yok edilmiş değil. MİT'e bağlı bir birimin 220 bini geçen ByLock listesi üzerindeki çalışmalarda AKP yöneticileri ve yakınlarına dair tespitleri Erdoğan'ın masasında... Bir de yakın çalışma ekipleri mercek altına alınmış ki aralarında yurt dışına çıkış yasağı bulunanlar bile var. Hele bir de önemli bir bakanın özel kalem müdürünün, soruşturmaları var ki evlere şenlik. Önce yurt dışı yasağı ile serbest bırakılıp özel kalem görevine dönüyor. Sonra da sessizce bu yasak kalkıyor. 100 binden fazla kişinin KHK ile işine son verilirken soruşturmaya uğrayıp, yurt dışı yasağı konan birinin bakanın özel kaleminde halen görev yapmasını varın siz düşünün. Bilmem bu ayrıntıdan Recep Tayyip Erdoğan'ın haberi var mı? Şüphesiz Erdoğan'ın her şeyden haberdar olması mümkün değil. Ancak Ankara kulislerine kulak kabartmasında fayda var. Yıllarca belediyelerde "Şu vakfa, bu kuruluşa yardım" meselesini bilmeyen yoktur. Bireysel olarak işe alımlarda dönen dolapları da biliyoruz. Ancak son günlerde artan "Camiye yardım" meselesi utanç verici. "Oğlunu-kızını işe alacağız. İşe başladıktan bir ay sonra 50 bin TL camiye yardım parası hazırlayın" tarzında öylesine yoğun şikayetler var ki iki tanesine bizzat tanık oldum. 30 ile 50 bin TL arasındaki bu sözde camiye yardım alt düzeyde işe girenin bir yıllık maaşı. Aklımıza hemen yıllar önceki "sahte emeklilik işlemleri"ni getirdi. Sahte evrakla emekli edilenlerin bir yıllık maaşı alınmıştı çetelerce. Yerini şimdi camiye yardım çeteleri almış.

Bu satırları okuyanların ilk sorusu elbette: "Kim bu bakan?" olacak. Doğruları yazdığımız için itiraz edenlere, dahası hakaret ve tehditlere de uğrayacağız. Mahkemeye verileceğimize dair telaşlı açıklamalar yayınlanacak. Sonuçta Fırat'ın kıyısında kaybolan kuzudan sorumlu olanlar bu bakanı da, özel kalemini de, "camiye yardım"cıları da bulmak zorunda...

  • Yorumlar 5
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları