Ne oldu İslam ordusuna!..

A+A-
Ahmet TAKAN

ABD Başkanı Trump'ın Kudüs kararıyla, Orta Doğu'da yanan ateşe varil varil dökülen benzin...

Kudüs mitingleri, gösterileri, protestolar...

Türkiye'de iktidarın yürüttüğü mekik diplomasisi... R. Erdoğan'ın çağrısı ile  yarın İstanbul'da toplanacak İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) olağanüstü zirvesi... ABD'nin ve İsrail'in küstahlıklarına fren olur mu?.. Zirveden etkili ve bu küstahlarla geri adım attıracak bir karar çıkar mı?.. Ben fazla ümitli değilim. Yıllardır birbirleriyle çarpışan Arap dünyasına bakmak yeterli. Coğrafyada akan kanı görmek yeterli. Çok fazla soruya da gerek yok!..

Hatırlar mısınız?..

Bir, İslam Ordusu kurulmuştu. Suudi Arabistan'ın öncülüğünde. Türkiye de öncülük etmişti. Kurulma çalışmaları için dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu yanına Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ı da alarak Suudi Arabistan'a gitmişti. "İslam NATO'su" diyerek alternatif bir güç olarak gündeme getirilmişti. İran, Irak ve Suriye'nin katılmadığı İslam Ordusu'nun kuruluşuna dair ilk açıklama Aralık 2015 tarihinde Suudi Arabistan Savunma Bakanı Muhammed bin Selman tarafından yapılmıştı. Selman, koalisyonun sadece IŞİD'le değil tüm terörist gruplarla savaşacağını söyleyerek "Koalisyon, önce İslam dünyasına zarar veren şimdi de uluslararası toplumu tümüyle etkileyen bu hastalıkla(aşırıcılık) mücadelede teyakkuzundan gelmektedir. İslam dünyasının pek çok kısmında terörle mücadele çabalarını desteklemek ve koordine etmek için Riyad'da bir operasyon merkezi olacak" demişti. İlk başta 34 ülkenin katılımıyla kurulan bu ordu "gürültülü" bir isimle Mart 2016'da bir tatbikat gerçekleştirmiş, Türkiye de buraya kuvvet göndermişti. Bu ordunun, Müslüman coğrafyayı kan ve gözyaşına bulayan ne PKK/YPG ne de IŞİD ile bir mücadelesine bugüne kadar şahit de olmadık ya!.. Üye sayısının 41'e yükseldiği İslam Ordusu'nun Trump'ın Kudüs kararını alma arifesinde yaptığı bir toplantıya da dikkat çekmek isterim;

Koalisyon üyesi 40 ülkenin Savunma Bakanlarının (Türkiye'yi MSB Nurettin Canikli temsil etti. Katar katılmadı) katılımıyla 26 Kasım'da gerçekleştirilen toplantının açılış konuşmasını, ev sahibi sıfatıyla Suudî Arabistan Veliaht Prensi ve Savunma Bakanı Muhammed bin Selman bin Abdulaziz yapmıştı. Bu toplantıyla terörle mücadele konusunda güçlü bir iradenin ortaya konulacağını belirten Bin Selman, "terörü yeryüzünden silip atacağız" demişti.

Çok ilginçtir ki, toplantıdan bir gün önce bazı gazetelere toplantıyla ilgili tam sayfa reklam verilmişti. Aralık 2015'te kurulduğunda Türkiye'de sıkça gündeme gelen İslam Ordusu'nun bu toplantısı Türk basınında haber olmamıştı!..

Çok kafamı kurcalıyor!.. Bu koalisyon neden şimdi harekete geçmiyor veya geçirilmiyor?.. En azından, İslam Ordusu Kudüs'te olup bitenlerin ardından teyakkuza geçirilemez mi?.. Alarma geçirilemez mi?.. Üye olan ülkelerden, "İslam Ordusu'na  şu kadar güç göndermeye hazırız açıklamaları" neden peş peşe gelmez?.. Bugüne kadar dünyada hiçbir etkili karara imza attığı görülmeyen İİT, olağanüstü toplantıya çağrılırken neden İslam Ordusu R. Erdoğan'ın aklına gelmez?.. "İslam Ordusu, İslam Barış Gücü olarak devreye girsin" demek çok mu zor iş?..

İslam Ordusu koalisyonu üyelerine bir bakın:

Afganistan, Bahreyn, Bangladeş, Benin, Birleşik Arap Emirlikleri, Brunei, Burkina Faso, Cibuti, Çad, Fas, Fildişi Sahili, Filistin, Gambiya, Gabon, Gine, Gine Bissau, Katar, Komorlar Birliği, Kuveyt, Libya, Lübnan, Maldivler, Malezya, Mali, Mısır, Moritanya, Nijer, Nijerya, Pakistan, Senegal, Sierra Leone, Somali, Sudan, Suudi Arabistan, Togo, Tunus, Türkiye, Uganda, Umman, Ürdün, Yemen.

Tükürseler İsrail'i boğarlar!..

Fakat gerçek çok acı!.. 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı stratejist Cahit Armağan Dilek'in şu sözlerine de kulak vermek lazım;

"Adında İslam geçmesine rağmen İslam dünyasını bütünüyle kapsamayan, bilakis İslam dünyasının bir bölümünü adeta kendine hasım gören, arkasında ABD ile İsrail'in desteği olduğu aşikâr olan bu koalisyonda Türkiye'nin yer almasının dış politika hedefleri açısından tartışmalı olduğunu, konunun etraflıca yeniden değerlendirilmesi gerektiğini, başka ülkelerin hedeflerinin gerçekleştirilmesinde kullanılacak bir araç olacak bu koalisyondan çıkılmasının ciddi olarak ele alınması gerektiğini söylemeliyiz."

Türkiye'nin IŞİD ve PKK ile mücadele ederken Rusya ve İran ile ortak hareket etmeye çalıştığı da bir başka acı gerçek değil mi?..

Aslında, sorun nereye dayanıyor?.. Mezhepçi Arap zihniyeti ile iç politikayı idare etmeye!..

Rahmetli Necmettin Erbakan'ın vakti zamanında şu sözleri kulaklarımda çınlıyor;

"8 milyonluk İsrail için 1,5 milyar Müslüman Ebabil bekliyorsa, Ebabiller gelse İsrail'i değil, bizi taşlar."

Ya Ebabiller bizi taşlarsa!..

Bir de Mavi Marmara var. Öncesi ve sonrasında zikzaklar... Herkes tribüne oynuyor!..

Yazarın Diğer Yazıları