Operasyonlar ve masumiyet

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Ortalığı yine demokrat(!)lar sardı. İnsan hakları, basın özgürlüğü adına insanlık suçu işleyenlere koltuk çıkmak meslek dayanışmasıysa kendi adıma bu meslekten değilim.
Kaldı ki o mesleğin erbapları tamamı iftira ve sahte delillerden oluşan Silivri mahkemelerinin kenarından geçmekten imtina etmişlerdi. Aralarında gazetecilerin de bulunduğu zanlıların yargısız infaza uğramasını sessizce seyrettikleri gibi ithamların gerçek olduğuna inanıp kalemlerinin kırılmasını körüklediler. Bir gün olsun duruşmalara gelip  “burada neler oluyor”  sorusunu soramadılar kendilerine.
Yıllar sonra gelen bir kaçını da biliyoruz. Tribünlere oynayışlarını da hatırlıyoruz. Açtırmasınlar kutuyu...
Tamam AKP iktidarının yolsuzluklarını konuşalım. Unutturmayalım ama iktidar karşıtı olmak, düşmanın düşmanıyla dostluk anlamına da gelmemeli.
Doğrudur, yolsuzluğun yıldönümünde gündemi değiştirmek için, bir operasyon ile bazı gazeteciler alınmıştır.
Halen sorgulama aşamasında bulunan kişilerin peşinen suçlu olduğunu iddia etmiyorum. Ama tam 7 yıl boyunca sayfalarında ve ekranlarında, henüz mahkeme önüne dahi çıkmayan zanlıları servis edilen haberlerle infaz etmişlerdi.
Bugün  “algı operasyonu” ndan şikayet edenlerin eliyle başlatıldı algı operasyonu. Psikolojik harekatın en alasını gerçekleştirdiler. Tutuklanacak isimleri televizyon dizilerinden ilan ettiler. Daha polis kapıyı çalmadan alt yazılarıyla  “bilmem kaçıncı dalgada gözaltına alındılar” haberlerini yayınladılar. Sisler dağılıp gerçekler ortaya çıktığında bile tekzipleri yayınlamadılar. “Yanlış yaptık, özür dileriz”  demediler. Bir yıl öncesine kadar her türlü ortaklık yaptıkları AKP hükümeti ile yalnızca yolsuzluk yapıldığı için ayırmadılar yollarını. Gücü paylaşmaktı dertleri. Bugün de kendilerinde vehmettikleri gücü kanıtlama peşindeler.
Kimse kusura bakmasın ama daha başında dökülmeye başladılar. Dizilerin senaristleri  “biz yazmadık, yolladılar” dedi en başında. Yıllarca sözcülüklerini yapan, başyazar hüviyetinde olan yazarları bile itirafçı konumuna girmekten kaçınmadı. Yıllar önce elleriyle koyduğu bomba ve silahları vicdanlarının sesiyle itiraf etti polisler.  
Bu sütunlardan yıllarca  “hukuk günün birinde herkese lazım olur”  diye çırpındık. Silivri duruşmalarında yıllarca hapis yatanlar  “hukuk”  çığlıkları attı. O vakit kör ve sağır olanların bugün hukuktan bahsetmeye hakkı olabilir mi? Bir daha o deliğe dönmemek için kendisine kıyan Ali Tatar’ın, mermiye kafa attığını yazacak kadar insafsız olanların vicdandan dem vurmasına inanmıyorum. İftiralar yüzünden intihar edenler, demir parmaklıklar ardında kanser illetine yakalanıp ölenler ve halen bu hastalığın pençesinde boğuşanlar var...
Her bir aileden üçer-beşer kayıplar var...
Göğe yükselen ahhlar var...
Sele dönen gözyaşları var...
Herkes unutsa da o acıyı yaşayanların unutmasını kim bekleyebilir?
Affetmelerini kimler isteyebilir?
Millet olarak geleneğimizde “mağdur” dan yana olmak vardır. Mağdur ve mazlumun yanında olmak yakışır bizlere...
Güçsüz duruma düşene yardım etmek gibi önceliklerimiz vardır.
Evet, doğru bulmuyorum yöntemi...
Sevinemiyorum da...
Ama aklımdan çıkmıyor kumpas...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları