Sevginin dili

İsmail TÜRK

Siyaset kurumu bulunduğunuz ülkeyi, yaşadığınız toplumu huzurlu, güvenli ve mutlu etmek için aracı bir kurumdur denebilir. Ülkemizde ise siyaset sanki kamplaşma ve ötekileştirmede etkinleşmiş bu vesile ile her kesimi siyasetten uzaklaştıran, soğutan bir öcü hale getirilmiştir. Siyasette rekabeti düşmanlığa çeviren hiç kuşkusuz adaletsiz yaklaşımlar olduğu kadar, kullanılan dilin de payı büyüktür.

 ***

 Bu coğrafyanın hamurunda Mevlanalar, Yunuslar, Hacıbektaş veliler var. Böylesi güzel zatlar bu topraklara olumsuz tohum ekmediler. Onlar sevgi dili ile her canlıya şefkat ve hürmetle yanaştılar, yaşattılar. Ülkemizde siyaset insanları buluşturan, kucaklaştıran anlamda kullanılmadıkça üzülmeye devam ederiz. Özellikle son günlerde MHP içinde değişim ya da mevcut halin tarafları arasında hoş olmayan iletişimlerin bizzat muhatabı ve tarafı olmanın üzüntüsü ile bu yazıyı kaleme alarak okuyucularımızla olumlu rabıta kurmak ve bu bozuk iklimi düzeltmek için adım atmamız gerekliliğini gördüğüm için yazıyorum.

  ***

 Her şey insanımız içinse insani duygularımızı asla kaybetmeden yeniden iman tazeleyebiliriz. Değişim taleplerimiz herkesi kapsayan, kuşatan mutlu edecek vatanımıza ve milletimize hizmet ideallerinin ismidir. Kişisel bir beklenti ve çıkarlara hizmet etmeyecektir. Bu zorla olabilecek bir şey değildir amacımız gönül seferberliği içinde hedefler etrafında birleştirmektir. Mesajlarımızda daha saygın ve dikkatli davranmamız gerektiğini kabullenerek, bizi üzecek veya muhatap kaldığımız haksız suçlamalara dahi nezaket çerçevesinde fikirlerimizle cevap verebiliriz. Ben şahsen artık bu yolla duygu ve düşüncelerimi sizlere aktaracağım.

 ***

 Birbirimizden nefret edecek, düşmanlığa dönüştürecek hiçbir anlayış ve yönetim şekli güzel olamaz! Güzel olan bizi birbirimizle el ele, gönül gönüle bağlayacak yöntemlerdir. 

 ***

Birbirimizi sevmedikçe iman etmiş olamayacağımızı sıkça unutur, eleştiri çizgisini tutturamaz hakarete varan söylemlerde bulunur istemezük derken yaşatmazuk demeye varan bir söylem hastalığı hepimizi sardı. Türkiye'nin geldiği süreç ve coğrafyada yaşananlara baktığımızda zamanın bizi tekrar kol kola sokacağını öngörmek için iyi bir stratejist olmaya gerek yoktur.

Eğer sevgisizlik hoşgörüsüzlük ve tahammülsüzlük iklimi böyle devam ederse yarın kol kola girsek dahi kafamızı yerden kaldıracak yüzümüz olmayacak omuz omuza yürümek zorunda kaldıklarımızın suratına bakamayacağız!

 ***

Sevgisizliği yenmek için çağrı yapmak yetmez, sevmek gerekir, hoşgörüsüzlüğü yenmek için rica etmek yetmez, anlayışlı olmak gerekir aramızda tükenen tahammülü yeniden inşa etmek için birbirimizi bol bol dinlemek gerekir!

 ***

Ülkücü hareketi rakiplerimiz anca küçültebilir ama bizler bu sevgisizlikle ülkücü hareketi hızla yok olmanın eşiğine götürüyoruz, bu gidişatı fark etmek için son dönemece geldik farklı yolları benimsesek dahi bu birliğimize engel değildir. Fikirlerimizi dövüştürürken sarılmayı hatırlarsak yeniden ayağa kalkacağımıza inancım tamdır. İşte o gün iktidar oluruz işte o gün yeniden muktedir oluruz.

 "Bırakın beni ey hakikatler! Bırakın beni harpler... Kadınlar... Çocuklar... Açlar..."

 "Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey." (Sait Faik Abasıyanık)

Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş