Suya yazmadığımızın ispatı...

A+A-
Tuncay MOLLAVEİSOĞLU

Bizim gazeteciliğin hakikat mahallesinin ablası Ayşenur Aslan TV programında gazetesinin adı gibi "korkusuz" yazan Can Ataklı'yı konuk almış...

Mesele benim hakkımda verilen "yıldırım" hapis kararı...

Programda iki gazeteci verilen kararın perde arkasını ve anlamını tartışırken ekranın altında büyük harflerle şöyle yazıyordu:

"BİR YAZI İÇİN ..."

Okumayı yeni öğrenen oğlum Umut biraz heceledikten sonra sordu:

- "BİR YAZI İÇİN üç nokta ne demek baba?"

Onu kucağıma aldım, sarıldım ve;

- "Bir yazı için babaları çocuklarından ayırıyorlar demek " diye yanıtladım.

Ne kadarını anladı bilmiyorum. Can ve Ayşenur'un çarpıcı yorumlarının aydınlığı ekrandan taşıyordu...

Oğluma gerçekleri söylüyordum; yazıları ve düşünceleri için babasına hasret büyüyen çocukların memleketiydi Türkiye...

Hatta babasız büyüyen çocukların...

Aynı gün Cumhuriyet'te, Kadri Gürsel'in 9 yaşındaki oğlu ile telefon görüşmesini yapamadığı haberi yer alıyordu.

Yüreğim burkularak okudum.

Gazetecilerin tutuksuz yargılanması gerektiğini yeniden yazmama gerek var mı?

***

Hayatını karşı devrimcilerle, hırsızlık ve yolsuzluk düzeni ile mücadeleye adamış bir gazeteci olarak hakkımda verilen 1 yıl 3 ay hapis kararı ile ilgili konuşmayı kendime zul sayıyorum.

Fethullah Gülen'e "hocaefendi" diyerek el - etek öpenler bugün FETÖ avcılığına soyunmuşken; ben 22 yıllık meslek hayatımın her gününde "Atatürk Türkiyesi" diyen bir gazeteciyim.

Cemaatin dokunanı yaktığı dönemde, Fethullah ve avanesinin Türkiye'yi çökertmeye çalıştığını anlatan TV programlarım, yazılarım ve kitaplarım ortadadır.

AKP-Cemaat ortaklığında; Kanaltürk'te hazırlayıp sunduğum Yolsuzluk ve Yoksulluk programımla, BAĞIMSIZ adlı haber dergim, yazılarım ve konuşmalarımla hem AKP hem cemaat ile ilgili "kelle koltukta gazetecilik" yaptığımız bilinir. Şimdi iktidar FETÖ ile mücadele ediyor, bizim kelle yine koltuğumuzun altında;

Çünkü yalnızca gazetecilik yapıyoruz. İktidarda kim olursa olsun gerçeğin peşindeyiz... Gazetecilik Halkla ilişkiler, PR mesleği değildir,

Gazetecilik halk adına iktidarları ve güç odaklarını denetlemektir. Bir kamu hizmetidir. Halkın hakkını savunmaktır. Ezilenin yanında olmaktır.

Ve benim en kutsal saydığım mesleklerin başındadır.

***

Suça konu yazımla ilgili yorum yapmayacağım, çünkü değerli avukatım Celal Ülgen temyiz yolunda. Ama aynı zamanda bir hukukçu olan CHP'li eski vekil Atilla Kart'ın Ulusal Kanal'daki sözlerini aktarmalıyım;

"Tuncay Mollaveisoğlu'nun söz konusu yazısı darbe girişiminin ikinci gününde yazılmış ve darbenin beşinci ayında tartıştığımız konuları daha ilk gün görüp değerlendirmiş, müthiş bir analizdir..."

Mahkemeye eski vekil, Ergenekon kumpasının liste başlarından Emin Şirin ve avukat Celal Ülgen ile birlikte gitmiştik. Ağır ceza savcısının beraat istemesine rağmen heyetin oy birliği ile daha ilk

celsede hapis kararı vermesi görülmüş değildi. Celal Ülgen "yargıyı saran korku ikliminin" altını çizerken, Emin Şirin "Silivri'yi hatırladım" diyordu koridorda...

Ve gelen destek mesajları, telefonlar... Her birini bu sütuna sığdırmam mümkün değil. Dostlarım, meslek büyüklerim, örnek aldığım isimler;

Tanımaktan onur duyduğum, ilham aldığım, 10. Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet Sezer ve değerli eşlerine...

CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na,

Örnek siyasi lider Sayın Meral Akşener'e,

İstanbul Barosu eski Başkanı Sayın Ümit Kocasakal'a,

Baro Genel Sekreteri Av. Hüseyin Özbek'e,

CHP'li sayın Bülent Tezcan, Akif Hamzaçebi ve Haluk Pekşen'e...

Hüseyin Sağ'a,

Toplumcu Düşünce Enstitüsü Başkanı Nebil İlseven ve İskender Özturanlı'ya,

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) 'nden Avukat Hüseyin Karataş'a,

Yazıları ve yorumları ile sayın; Hulki Cevizoğlu, Ümit Zileli, Can

Ataklı, Sinan Meydan, Yalçın Bayer, Necati Doğru, Melih Aşık, Nasuh

Mahruki'ye,

Sözcü yönetiminden Ferda Ongun'a, Cumhuriyet'ten Aykut Küçükkaya'ya,

Ulusal Kanal ve Aydınlık'tan Adnan Türkkan ve Rıza Zelyut'a,

Vatan Partisi'nden emekli Amiral Soner Polat'a,

Oda TV'den Barış Terkoğlu'na, Muzaffer Ayhan Kara'ya...

Barış Doster'e, Gürkan Hacır'a, ABC Gazetesi'nden Merdan Yanardağ'a, Çağdaş Ses'ten Ece Sevim'e,

Ve gazetemin Genel Yayın Yönetmeni Hayri Köklü'ye,

Ahmet Yabuloğlu'na,

Avukatımız Temel Köz'e ve Kadir Kartal'a,

Arslan Bulut, Yavuz Selim Demirağ, Selcan Taşçı ve Orhan Uğuroğlu'na,

ve siz çok değerli okurlarım ve izleyicilerime, adını yazamadığım kötü gün dostlarıma ve kumpas davalarının efsane avukatı Celal Ülgen'e çok teşekkür ediyorum.

İyi ki varsınız...

Bizler ortak düşleri olan, Atatürk Türkiye'sinin yurttaşlarıyız.

Suya yazı yazmadığımızın ispatısınız...

Son olarak;

Yazarlarımızın ardından gazetemize de saldırıldı.

Onların amacını biliyor ve söylüyorum;

"Hiçbir şey zamanı gelmiş bir fikir kadar güçlü değildir"

  • Yorumlar 8
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları