Vurulan gazetecilik...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Anlamsız anlamsız işler yapılıyor yine memlekette. Sadece gazetecilik yaptığı için bu defa Can Dündar ile Engin Gül tutuklandı. Gazetecilerin potansiyel "terörist, çete üyesi, casus" gibi suçlanmaları aslında ne ilk ne de son olacak. Ümraniye çuvalına tıkıldı önce sonra "Odatv kumpası" ile infaz edildi gazeteciler. İşin ilginç yanı gazeteciler içeri tıkılırken en çok sesi çıkmayan kesim de gazetecilerin ta kendisi olmuştu. "Yaptıkları gazetecilik mesleği ile ilgili değil... Ateş olmayan yerden duman tütmez... İyi de onlar faşist..." diyerek alkışlayanlar bile vardı. Odatv'de Nedim Şener ile Ahmet Şık tutuklanınca uyandı büyük bir bölümü. Daha doğrusu Avrupa ülkelerinin gazetecileri tepki verince utanma adına sokağa çıkmak zorunda kaldı bazıları. Ankara'da Güven Park önünde buluşup Adalet Bakanlığı'na doğru ağzımızda siyah bant ile yürüdüğümüz dün gibi. Can Dündar ilk kez o yürüyüşe gelmişti. Bekir Coşkun, Emin Çölaşan gibi birkaç yazarın yanında sevgili Nihat Genç ve Nuriye Ataman ile kol kola girip arşınlamıştım başkent sokaklarını. O siyah bandı Müyesser Yıldız tahliye olana kadar çıkarmadım düldülün aynasından. Her ay bakanlıktan izin alıp tutuklu gazetecilerle görüşebilmek için Silivri'yi su yolu yaptığımızda kimsesizliğimize gülüyorlardı. Bizim için özgür gazetecilik sahasında uçmanın, çalışmanın bir bedeli vardı. Ve o bedeli ödemek için valizimiz hazır tutuklanma kararını bekliyorduk. Çoluk çocuğumuzla vedalaşmıştık çoktan. Bırakınız birkaç satır sorgulamayı, ekranlara korkudan kimsenin çıkamadığı dönemde meslek namusuna sahip çıkmanın bahtiyarlığını yaşattı faşist baskılar. Bu günlerde pek de demokrat geçinenler yine tam o esnada uçakta yer kapabilmek için bir birini ezmekle, gizli tanık ayarlayıp, devrin savcılarına ispiyonculukta yarışıyordu.

Bavul bavul servislerin yapıldığı sırada gerçek casuslara "meslek hizmet ödülleri" verildiğini de unutmadık. Ve o ödüle itiraz eden yürekli bir sese de tanık olamadık ne yazık ki. Önce çuvaldızı olmasa bile iğneyi kendimize batırmalıyız. Gazetecilik mesleğinden ekmek yiyenler, o meslek sayesinde prestij kazananlar, paraları cukkalayıp milyon dolarlık servet yapanlar sıranın kendilerine gelebilme ihtimalini yeniden düşünmelidir. Evet tutuklanan gazetecilik mesleğidir. Sadece tutuklanmakla kalmayıp, o özgür sahada çalışıp uçtukları için resmen vurulmuştur gazeteci. Kendisini halen savcı, hâkim, bakan sanarak gazeteciyi hedef gösteren tetikçilerin bulunduğu mecrada bu mesleği icra etme cesaretini sergileyenlerin ne yazık ki örgütlü ne sendikası ne da etkin bir cemiyeti vardır. 3-5 iyi niyetle kurulan dernek ile bu işlerin yürümeyeceğini, ideolojik dogmalarından kurtulamayanlar yüzünden   parça parça hedefe varılamayacağını yüzlerce kez dile getirmemize rağmen bu satırların yazarını bile gazeteci yerine koymayan marjinal solcular bakıyorum da ittifak arıyor. Dahası bavulcuları bile aynı kategoriye sokmaya çalışıyor.

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları