Yargının özürü...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Ölülerin ardından kötü konuşmak bize yakışmaz. Turgut Özal’ın Türkiye’mize kazandırdıklarını kaybettirdiklerini o günlerin koşulları değerlendirilerek hükmü tarih elbette verecek. Ancak Özal’ın vefatından önce olduğu gibi sonrasında da ailesi tartışılacak ve pek de olumlu konuşulmayacak. Turgut Özal’ı sermaye yapan ailesi yıllarca ölüsünden bile rant sağlamaya çalıştı. Karısı, kızı, oğulları zehirlendiğini, öldürüldüğünü iddia edip sürekli gündemde kalmaya  gayret ettiler. Akla, hayale sığmayan efsaneler üretip başkalarını da inandırmaya kalkıştılar. Dedikodu ve rivayetlerle yetinilmeyip iş mahkemeye intikal edince mezarını açtırıp, kemiklerini incelettiler. Bazı Özalcıların deyimi ile  “mezarda bile rahat bırakmadılar” ... Özal’a manevi anlamlar yüklemeye çalışanlar da, mezarın açılmasıyla beraber sızan yağmur suları içinde yattığını görünce hayal kırıklığına uğradılar. Türk Ordusuna kumpas kuran ittifak ,Özal’ın ölüsünden de faydalanıp iftiralarına devam  ederek ölümü askerin üzerine yıkmaya çalıştı. Cezaevine girişinden tahliyesine kadar neredeyse yüz ameliyat geçiren emekli tuğgeneral Levent Ersöz’e faturayı kesmek istediler. Ergenekon ve Balyoz kumpaslarında önce özel hayatına ilişkin yalan haberlerle itibar infazına uğratılan Ersöz için  “cumhurbaşkanına suikast” suçuyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istediler. Geçtiğimiz gün Ankara 4. Ağır Ceza mahkemesi  “Özal Suikasti davası”nı görüştü. Bir süre önce özel yetkili mahkemelerin savcısı tarafından müebbet hapis istenen Ersöz için bu defa bağımsız mahkemenin savcısı  “beraat”  talebinde bulundu. Duruşmaya ağır hastalıkları sebebiyle tekerlekli sandalye ile getirilen Levent Ersöz için mahkeme beraat kararı verdi. Yıllarca hastalıklarla boğuşup, defalarca ölümden dönen Ersöz bu karar karşısında mutlu oldu mu? İşte bana göre asıl tartışılması gereken bu! Ersöz’ün maddi manevi kayıpları bu karar ile geri verilebilecek mi?

***

Silivri’ye gidiş gelişlerimde orada yargılananların hemen hepsi ile tanıştım. Defalarca belirttiğim gibi onlarla kocaman bir aile oluşturduk. Ancak Levent Ersöz ile hiç tanışmadım. Bir araya gelemeyiş sebebi de tutukluluk döneminin çoğunluğunu hastanelerde geçirmesi olmasıdır. Büyük bir bölümü mahkeme dosyasındaki iddianamelerden oluşan ve Togan Yayınları’ndan çıkan kitabını da okudum. Onunla ilgili çıkan her tür haberi takip ettim. Hakkında söylenen olumlu-olumsuz konuşmalara kulaklarımı tıkarken yüreğim hep cız etti. Ersöz bana göre önce insan sonra da askerdi. Bu bakış açısıyla haksızlığa uğradığına ta başından inanıyordum. Şimdi saçma bir davadan beraat ettiğine de sevinemiyorum.

***

Kimileri şimdi “bir deli kuyuya bir taş attı, 40 akıllı çıkaramıyor” diyerek işin kolayına kaçarak vaziyeti geçiştirmeye çalışacak. İyi de bu deli kim? Gerçekten deli mi? Adli Tıp’ta deli raporu var mı? O delinin kuyuya attığı taş yüzünden su zehirlenmedi mi? Cezai ehliyeti yok diye mi yargılanmıyor? Bu deliler yüzünden akıllılar niçin ceremesini çekiyor! Ankara Cumhuriyet Savcılarından Kemal Çetin  “Bu ihmaller sebebiyle yargı adına özür dileriz”  diyor. Özür dilemek moda oldu. Özür dileyerek mağduriyetler giderilir mi ki? Özür dileyince yargı itibarını yeniden kazanır mı?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları