Yasalar ve bankalar

Remzi ÖZDEMİR

2000'li yıllar Çin için büyümenin başlangıcı oldu.

Ucuz ve sınırsız iş gücü dünyanın bir çok dev şirketlerinin üretimlerini Çin'e kaydırmasına neden oldu.

Başta Amerika ve Avrupalı bir çok şirket sırf ucuz iş gücü ve sınırsız  haklar konusunda avantajlardan dolayı üretimini Çin'de yapmaya başladı. En fazla ses getiren ise bugün bir çok kişi için vazgeçilmez olan iPhone'un Çin'de üretilmesi oldu.

Sonra yine Amerikalı bir gazetecinin ortaya çıkarttığı olay, iPhone üretimi sırasında çok sayıda çocuk işçinin öldüğü idi. Apple'ın ortak çalıştığı üretim tesislerindeki kötü çalışma şartları nedeniyle 15 yaşındaki bir çocuk öldü. Olay, Apple'ın Çin'deki bir tedarikçisi olan Tayvanlı Pegatron'da gerçekleşti. Shi Zhaokun'un ölüm nedeni kötü çalışma şartları...

Yıl 2010'a geldiğinde dünyadaki bir çok üretim Çin'e kaydı.

Hepsinin gerekçesi aynıydı.

Ucuz iş gücü ve kendilerine tanınan sınırsız haklar...

Ucuz iş gücünü anladık da bu sınırsız haklar neydi?

Sınırsız haklar şu anlama geliyor:

Gel burada fabrika kur, istediğin kuralı da sen getir.

Yani kaç saat çalıştırmak istersen çalıştır, beğenmedin işten at.

İstediğini yapabilirsin demek.

Türkçesi ise yeter ki sen burada fabrika kur, çalışanların eti de senin kemiği de...

Bugün dünyanın bir çok ünlü markanın ürünü Çin'de üretiliyor. O ürünlerde bir çok Çinli işçinin uğradığı haksızlık, acı ve dram yatıyor.

Bu dünyanın Çin gerçeği.

Bir de dünyanın Türkiye gerçeği var.

O gerçek de bankacılık sektöründe yaşanıyor.

2001'deki o büyük krizden sonra bankacılık sektörü çöktü. Türk bankacılık sitemine Çin modeli getirildi.

Yani kuralsızlık ve denetimsizlik...

On binlerce bankacı yabancı sermayenin emrine verildi.

Türkiye'nin tek şartı sermaye getir, bunu güçlü tut ama istediğini yap.

2005 yılında başlayan bu süreç bugün halen devam ediyor.

Türkiye'nin on binlerce insan kaynağı yabancı sermayenin kontrolündeki bankacılık sektöründe tıpkı Çin'deki o fabrikalarda olduğu gibi kuralsızca çalıştırılıyor.

Çalışanlarını istedikleri anda kapının önüne koyan bankalar, kendi çalışma kurallarını bile getirmişler.

Türkiye'de Çalışma Bakanlığı olarak bilinen bakanlığın 200 bin bankacının hakkını aramaması bu sektörün tıpkı Çin'deki koşulların Türkiye'de uygulanmasına neden oldu.

Bankalar son 3 ayda senin performansın düşük diyerek binlerce bankacıyı kapının önüne koydu. Üstelik bunu yabancısı da yaptı yüzde 100'ü yerli olan banka da yaptı.

Yeni doğum yapmış süt izni kullanan anneler, apar topar insan kaynaklarına çağrılarak "sen benim işime yaramıyorsun" denilerek işten atıldı. Hedefini tutturamadığı için adeta zulme maruz kalan Ege bölgemizdeki genç bir anne adayı bankacı, bebeğini kaybetti. Buna sebep olanlar bankası tarafından, personeli iyi çalıştırıldığı için ödüllendirildi. Bu olayın Çin'deki Shi Zhaokun'un ölümünden ne farkı var?

Kendi ülkesinde 10 personeli işten çıkarttığında kıyametin kopmasına neden olan yabancı bankalar, Türkiye'de bin çalışanını kapının önüne çok rahat koyabiliyor.. Üstelik kendisini mahkemeye veren bankacılara da bir daha iş bulamaması için tüm bankaların insan kaynaklarına kötü referans veriyor. Bankalar resmen olmasa da kendi aralarında bir sistem kurarak, personelin özlük bilgilerini paylaşıyorlar. Kurulan bu şebekenin kurbanı yüzlerce bankacı bir daha iş bulamadı.

Bankacılık sektöründe büyük bir acı, büyük bir dram yaşanıyor.

İşte tüm bu acıların yaşandığı günlerde bir Çinli banka daha Türkiye'de yatırım yapmaya  geldi.

Türkiye artık bankacılık sektörünün Çin'idir. Bunu kimse inkâr edemez.

Türkiye bu insanlık ayıbından kurtulmak için acil bir yasa çıkartmalı ve  bankacıların çalışma şartları yasalarca güvence altına alınmalı.

Yoksa Çin'in yaşadığı insanlık ayıbı Türkiye'nin de alnında kara bir leke olacaktır.

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş